“Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi; şimdi bunlar mı iman edecekler?”

“Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi; şimdi bunlar mı iman edecekler?”

“Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi; şimdi bunlar mı iman edecekler?” (Enbiya:6)

Muhammed´in, kendilerine mucize getirmesini isteyen bu müşrikler şunu iyi bilsinler ki, kendilerinden önce gelen ve kendileri gibi inkârda inatçılık eden ümmetlere mucizeler gönderilmiş, fakat onlar buna rağmen Peygambere ve ken­disine gönderilene iman etmemişlerdi. Bu sebeple biz de onları helak etmiştik. Şimdi bunlar mı iman  edecekler? Elbette ki iman etmeyecekler ve sonuçta ken­dilerine mucize gönderildiği takdirde helak olmayı hak edeceklerdir.

Kendilerinden önceki beyinsizler de elçilerinden bu tür âyetler istediler. Şu anda kendilerine arz ettiğimiz bunca görsel ve işitsel âyet yetmiyor da başka âyet mi bekliyorlar? Şu Kitabın âyetleri yetmiyor mu? Şu kâinatta serpiştirdiğimiz meşhut âyetler az mı geliyor? Bu tutumlarıyla Rablerinden helâklerine dâvetiye çıkardıklarının farkında değil mi bu adamlar? Allah o tür âyetleri de göndermeye kadirdir. Ama o tür inkârı asla mümkün olmayan âyetler geldi mi artık defteriniz dürülecek demektir. Eğer şu anda size bu tür âyetler gönderilmiyorsa bu size Rabbinizin merhametinin, dönüş imkânı tanımasının gereğidir.

BASAİRUL KUR’AN

Bu ayetin  Tefsir-i Kebir’deki ana hatları şöyledir:

1. Mucize Taleplerinin Arkasındaki İnat ve İnkâr

Râzî’ye göre, Mekke müşrikleri Hz. Peygamber’den (s.a.v.) Safa tepesinin altına dönüştürülmesi veya gökten bir kitap indirilmesi gibi hissi/görsel mucizeler istiyorlardı. Allah Teâlâ bu ayetle, onların bu taleplerinin "gerçeği arama" maksatlı olmadığını, tamamen inat ve imkânsızı isteme (taannüt) amacı taşıdığını ortaya koymaktadır.

Râzî durumu şöyle özetler:

Geçmiş ümmetler de peygamberlerinden tam olarak bu tarz gözle görülür büyük mucizeler istemişlerdi. Kendilerine istedikleri mucizeler verildiği halde yine de iman etmediler ve bu inkârları yüzünden helak edildiler. Mekke müşrikleri de aynı inkârcı karakteri taşımaktadır.

2. Ayetin sonundaki "Şimdi bunlar mı iman edecekler?" istifhamı (sorusu), Râzî’ye göre bir inkâr-ı istib'âd yani "onların iman etmesini uzak ve imkânsız görmek" anlamı taşır.

Buradaki mantıkî kıyas şudur:

Müşrikler, mucize istedikleri halde helak edilen eski kavimlerden daha akıllı, daha basiretli veya kalpleri daha yumuşak değildir.

Aksine, kalplerinin katılığı ve inatçılığı konusunda onlardan geri kalır tarafları yoktur.

3. İlahi Rahmet ve Helakin Ertelenmesi

Tefsir-i Kebir’de bu ayet, Allah'ın Mekke müşriklerine büyük bir rahmeti olarak da yorumlanır. Allah’ın değişmez bir kanunu (sünnetullah) vardır: Bir kavim açık bir mucize ister ve o mucize geldikten sonra hala inkâr etmeye devam ederse, onlara mühlet verilmez ve derhal helak edilirler.

Râzî bu noktada şu derin tespiti yapar:

Eğer Allah, müşriklerin istediği o hissi mucizeleri gönderseydi, onlar yine iman etmeyeceklerdi (çünkü niyetleri inanmak değildi).

İman etmedikleri için de ilahi kanun gereği kökten yok edilmeleri gerekecekti.

Özetle; Fahruddin er-Râzî’ye göre Enbiyâ Sûresi 6. ayeti, insan psikolojisinin inkârdaki inatçı yapısını deşifre eder. Müşriklerin iman etmemelerinin sebebinin "mucize eksikliği" değil, "niyet bozukluğu ve kalp katılığı" olduğunu; Allah’ın ise onların istedikleri mucizeleri göndermeyerek aslında onları toptan bir helaktan koruduğunu beyan etmektedir.

TEFSİRİ KEBİR

Kur'an Haberleri

“Bunlar karmakarışık rüyalardır; hayır, onu kendisi uydurmuştur”
(Peygamber) dedi ki: 'Rabbim yerde ve gökte söylenen her sözü bilir’
Bu zalimler gizlice şöyle fısıldaştılar; “Şu Muhammed, sadece sizin gibi bir insan değil mi?
Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir uyarı/hatırlatma gelse...
İnsanların hesaba çekilecekleri gün yaklaştı