Müttefikleri için Rus şemsiyesi sadece medya karşısında açılıyor

Rusya'nın ittifakları ne etik ne de ideolojiktir. Geçicidir, koşulludur ve çıkarların ilk çeliştiği noktada bir kenara atılabilir.

Karam Nama’nın Middle East Monitor’de yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.


Gerekli olduğunda Rusya'ya kim güvenecek? Gereklilik hesaplarla çatıştığında kim Moskova'ya bahis oynayacak? Geleneksel müttefikler cevabı zaten biliyor. Moskova koruma sağlamaz. Moskova sınar. Sözde sadakatini ilan eder, ancak bunu eylemleriyle kanıtlayamaz. Gerçek an geldiğinde, karşınıza çıkan tek şey sessizlik, abartılı retorik veya sizi savunmasız bırakan soğuk hesaplamalardır.

Venezuela bunun en son kanıtıdır. Petrol zengini bir ülke. İdeolojik bir müttefik. Nicolás Maduro ve Vladimir Putin'in uzun süredir kişisel bir ilişkisi var. Ancak ABD'nin baskısı zirveye ulaştığında, Rusya'nın tepkisi sözlü kınamadan öteye geçmedi.

Moskova, Karakas'taki durumu “diplomasiyi gölgede bırakan entelektüel düşmanlık” olarak nitelendirdi. Zarif bir ifade. Ama gerçekte etkisiz. Sanki ortaya çıkan mücadele, sözlerin değil sonuçların önemsendiği bir dünyada bir güç mücadelesi değil de felsefi bir tartışma gibiydi.

Kremlin'e yakın bir dış politika danışmanı olan Fyodor Lukyanov, açık sözlüydü: “Rusya için durum son derece rahatsız edici. Venezuela yakın bir ortak ve ideolojik müttefik, ancak tamamen farklı bir jeopolitik gerçeklikte faaliyet gösteren bir ülkeye gerçek anlamda yardım sağlamak, teknik ve lojistik nedenlerden dolayı imkânsız.”

Lukyanov'un sözleri sadece Venezuela ile ilgili değil. Daha çok, yazılı olmayan bir Rus doktrinini özetliyor: ittifaklar geçici ve esnektir, her fırsatta yeniden hesaplanır. Tarihçi Stephen Kotkin'in The New York Times'ta yazdığı gibi: “Putin ittifaklar kurmaz. Etki ağları kurar ve bu ağlar, onları savunmanın maliyeti arttığında sona erer.”

Rusya müttefikleri için değil, kendisi için savaşır. Bunu, Moskova'nın varoluşsal öneme sahip gördüğü Ukrayna ve Kafkasya gibi yakın çevresinde kararlı bir şekilde yapar. Bunun ötesinde, güç sembolik hale gelir: sınırlı üsler, paralı askerler, büyük retorik ve devletin varlığının gölgesi.

Washington Post bu paradoksu mükemmel bir şekilde tanımladı: “Rusya, küresel bir dil konuşan bölgesel bir güçtür.” Bu, uzak müttefiklerin ne kadar güçlü açıklamalar yaparlarsa yapsınlar kendilerini yalnız hissetmelerinin nedenini açıklıyor. Bir de Washington'un soğuk hesaplamaları var. Trump'ın hesaplamaları.

Kremlin için ABD kalıcı bir düşman değil, müzakere ortağıdır. Trump'ın geri dönüşü ihtimali bile öncelikleri yeniden düzenliyor. The Wall Street Journal'ın belirttiği gibi: “Putin, zayıf müttefiklere bir dizi marjinal taahhüt vermektense Washington ile büyük bir anlaşma yapmayı tercih ediyor.”

Bu mantığa göre Maduro, pazarlık kozu değil, Ukrayna adlı daha büyük bir oyunun yan hikâyesi olan bir yük.

Rusya açıkça ihanet etmez. Sessizce terk eder. Ve bu en tehlikeli şeydir. Irak, Suriye, Ermenistan ve Sırbistan, hesaplar değiştiğinde Rusya'nın şemsiyesinin medya koruması sağladığını, ancak pratik destek sağlamadığını öğrendi.

The Guardian bir keresinde Moskova'nın “güç imajını, komşu ülkelerin ötesinde gücün kendisinden daha iyi kullandığını” yazmıştı. Soru artık Rusya'nın Venezuela'yı neden yüzüstü bıraktığı değil.

Şimdi soru şu: Neden bazı müttefikler hala Rusya'ya güveniyor? Seçenekler kısıtlı olduğu için mi? Siyasi hafıza kısa olduğu için mi? Yoksa imparatorluk tonuyla verilen sözler hala aldatıcı olduğu için mi?

Rusya diğer müttefiklerini terk edecek. Zayıf olduğu için değil, tutarlı olduğu için — acımasızca tutarlı olduğu için. Rusya'nın ittifakları ne etik ne de ideolojiktir. Geçicidir, koşulludur ve çıkarların ilk çeliştiği noktada bir kenara atılabilir.

Peki, kimler hala Rusya'ya güveniyor? Bu sorunun cevabı belli. Ama gerçeği göğüslemek için cesaret gerekiyor.

*Karam Nama, İngiliz-Iraklı bir yazardır. “An Unlicensed Weapon: Donald Trump, a Media Power Without Responsibility” (Ruhsatsız Silah: Donald Trump, Sorumluluktan Kaçan Medya Gücü) ve “Sick Market: Journalism in the Digital Age” (Hasta Pazar: Dijital Çağda Gazetecilik) gibi birçok kitap yayınlamıştır.

Çeviri Haberleri

Zorlamadan müzakereye – Washington neden şimdi Tahran'ın karşısında oturuyor?
Kurbanları unutmayın: Epstein Kulübü ve insanlığa karşı işlenen suçlar
Rubio, acımasız batı sömürgeciliğine geri dönüş ilan etti ve Avrupa alkışladı
 ‘Aşağılama dili’ İkinci Amerikan iç savaşını nasıl tetikliyor?
Trump, küresel polis olarak kendi başına hareket ediyor