(Musa) dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?"

(Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?" Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp onu atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi."

(Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?" Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp onu atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi." (Taha: 95-96)

Burada adı geçen Sâmirî´nin kim olduğu hakkında farklı görüşler zikre­dilmiştir. Abdullah b. Abbas´dan rivayet edilen bir görüşe göre bu adam, sığıra tapan bir kavimdendi. Sığıra tapma sevgisi kalbinde olduğu halde, Müslüman olduğunu söyleyerek İsrailoğulları ile birlikte Mısır´dan çıkmıştı. Hz. Musa´nın, kavminden ayrıldığını ve vaadettiği otuz gün içinde dönmediğini görünce içinde taşıdığı inancını İsrailoğuİIarına da aşılamaya çalışmıştır. Bu adamın "Sâmira" şehirlerinden olduğu söylenmektedir.

Sâmirî iyi bir sanatkâr olduğu için yaptığı altın buzağının inek gibi böğürmesini sağlamış ve cahil, basit insanları kandırmayı başarmıştır. Sâmirî sadece bununla da kalmamış, diğer insanların göremediklerini gördüğünü söylemiş ve Elçi'nin ayak izlerinden bir avuç toprak alıp buzağının üzerine atarak onun canlı bir buzağı gibi ses çıkarmasını sağladığı masalını uydurmuştur. Burada "Elçi" (Rasul) kelimesiyle Musa'yı (a.s) kastetmiş ve ayak izlerinin mucizevi olduğunu söyleyerek ona yaltaklanmak istemiş olması mümkündür. Sâmirî böyle söyleyerek çok gizli bir hileye baş vuruyordu. O, Hz. Musa'ya böyle bir methiye sunarak, Hz. Musa'nın ayak izinin mucizevi durumundan gurur duymasını ve bunları kendi mucizesinin propagandası için kullanılmasını istiyordu. Fakat gerçek şu ki, Kur'an tüm bunları Sâmirî'nin bir tuzağı olarak sunmuştur ve bunun gerçekten meydana geldiğine dair hiçbir işarete yer vermemiştir. Sâmirî'nin bu sözüne karşı Hz. Musa'nın tepkisi, Hz. Musa'nın bunu hile için uydurulmuş bir hikaye olarak kabul ettiğini göstermektedir. Bu nedenle de Hz. Musa, Sâmirî'yi lanetlemiştir.

TEFHİMUL KURAN

İşte Zemahşerî’nin bu ayetlere dair temel yaklaşımları:

Zemahşerî’ye göre 95. Ayette geçen "hatbüke" (işin, amacın) ifadesi, büyük ve tehlikeli bir durum için kullanılır. Musa, bu ifadeyle Sâmirî'ye şunu sormaktadır:

"Seni bu korkunç işi yapmaya, halkı saptırmaya iten asıl sebep, içindeki o gizli niyet nedir?"

Zemahşerî, Musa’nın bu soruyu sadece bilgi almak için değil, Sâmirî’nin cüretini ve sapkınlığını ifşa etmek için sorduğunu belirtir.

Zemahşerî 96. ayeti tefsir ederken şu kilit noktalara değinir:

1. Sâmirî’nin "Onların görmediklerini gördüm" sözünü Zemahşerî, "Başkalarının fark etmediği bir şeyi ben fark ettim" şeklinde açıklar. Klasik rivayetlere dayanan Zemahşerî, buradaki "elçi"nin (Resul) Cebrail olduğunu, Sâmirî'nin onun bindiği atın bastığı yerdeki toprağın can verici bir etkisi olduğunu "keşfettiğini" iddia ettiğini belirtir.

2. Zemahşerî, Sâmirî'nin Cebrail'in izinden bir miktar toprak almasını,  gerçek bir mucize değil, bir göz boyama veya bir imtihan vesilesi olduğunu söyler.

3. Nefsin Aldatmacası

Ayetin sonundaki "Bunu bana nefsim böyle hoş gösterdi" (ve kezâlike sevvelet lî nefsî) kısmı, Zemahşerî’ye göre olayın kilit noktasıdır:

Sâmirî, yaptığı işin ilahi bir ilham değil, tamamen kendi nefsinin bir kurgusu ve süslemesi olduğunu itiraf etmiştir.

Zemahşerî, "sevvelet" kelimesinin "çirkin bir şeyi güzel göstermek, hayal kurmak" anlamına geldiğini vurgulayarak, Sâmirî'nin kendi kuruntularına taptığını ifade eder.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

Kur'an Haberleri

Harun dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma”
"Saptıklarında seni onlara müdahale etmekten ne alıkoydu"
"Ey kavmim siz bununla imtihan edildiniz”
Sâmirî! Onlara, içinden rüzgâr geçtikçe böğüren gibi ses çıkaran bir buzağı heykeli yaptı
Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik"