قُلْ اِنَّمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّمَٓا اِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ رَبِّه۪ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّه۪ٓ اَحَدًا ﴿١١٠﴾
110- De ki: "Şüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim; yalnızca bana sizin ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın."
Ey Muhamed, de ki: "Ben de Âdemin soyundan gelen bir beşerim. Allah´ın bana öğrettiği şeyler dışında hiçbir bilgim yoktur. İbadet etmeniz ve kendisine ortak koşmamanız gereken ilahınızın ancak tek bir ilah olduğu bana vahyolunuyor. Kim rabbinin huzuruna çıkmayı ümit ediyor, onun cezalandırmasından korkup mükâfaatını istiyorsa o kimse salih ameller işlesin, rabbine ihlasla ibadet etsin. Rabbine ibadette hiçbir şeyi ona ortak koşmasın".
Âyet-i Kerimede, ibadet ve itaatin sadece Allah´a yapılması ve ibadette hiçbir şeyin ona ortak koşulmaması emrediliyor.
Taberi bu âyet-i Kerimeyi izah ederken şöyle diyor: "Kişi yaptığı ameli görünüşte Allah için yapar fakat içinden o amelle Allah´ın rızasından başka bir maksat taşırsa riyakâr olur. Ve böylece rabbine ibadette ona ortak koşmuş olur".
Abdullah b. Abbas da burada ifade edilen "İbadette Allah´a ortak koşma"yı, "gösteriş için ibadet etme" olarak izah etmiştir.
Peygamber efendimiz bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyuruyor:
"Allah, geleceğinde şüphe olmayan kıyemet gününde insanları biraraya topladığı zaman bir çağına şöyle seslenecektir. "Kim Allah için yaptığı bir amelde başkasını ona ortak koştuysa sevabını Allah´tan başkasından istesin. Zira Allah´ın, kendisine ortak koşulmaya asla ihtiyacı yoktur.
Diğer bir Hadis-i Şerifinde de kişinin, amel işlerken Allah´a nasıl ortak koşmuş olacağını beyan ederek buyuruyor ki:
"Kim gösteriş için namaz kılarsa şirke düşer. Kim gösteriş için oruç tutarsa şirke düşmüş olur. Kim gösteriş için sadaka verirse şirke düşmüş Olur.
TABERİ TEFSİRİ
İşte bu her şeyden ulu, her şeyden yüce ilahlık ufkudur. Bu ufuk nerde, peygamberlik ufku nerde? Çünkü peygamberlik ne de olsa insanlığa özgü bir ufuktur…
“De ki, `ben de sizin gibi bir insanım. Yalnız bana vahyediliyor.”
Bu ulu ufuktan mesaj alan bir insan… Kuruması sözkonusu olmayan bu kaynaktan bilgisini alan bir insan… Öğretilen, öğrenen ve öğreten bir insan… Şu halde bu aydınlık ufkun yakınına uzanmak isteyenler, en yüce ufuktan mesaj alan peygamberden öğrendiği şeylerden yararlansınlar. O yüce ufka ulaşmak için bu yolu izlesinler. Çünkü başka yol yoktur:
“Buna göre kim açık alınla Rabb’inin huzuruna çıkmayı istiyorsa, iyi ameller işlesin ve kulluk görevlerinde hiç kimseyi Rabb’ine ortak koşmasın.”
İşte ulu buluşmaya gitmek için, gerekli olan geçiş vizesi budur.
Böylece vahiy ve Allah’ın tek ilah olduğu ilkesi ile başlayan Kehf suresi, basamak basamak derinleşen, gittikçe daha kapsamlı hale gelen bu dehşet ayetle son buluyor.
FİZİLALİL KUR’AN