اَسْمِعْ بِهِمْ وَاَبْصِرْۙ يَوْمَ يَأْتُونَنَاۚ لٰكِنِ الظَّالِمُونَ الْيَوْمَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ ﴿٣٨﴾
38- Kâfirler, huzurumuza çıktıkları gün öyle işitecekler, öyle görecekler ki... Fakat bugün zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.
وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ اِذْ قُضِيَ الْاَمْرُۚ وَهُمْ ف۪ي غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿٣٩﴾
39- İnsanların pişmanlık duyacakları kıyamet günü ile kâfirleri uyar. O gün her şey bitmiş, iş işten geçmiş olacaktır. Oysa kâfirler gaflet içindedirler, iman etmezler.
Allah Teala, kendisini inkâr eden, ortaklar koşan ve Hz. İsa´nın onun oğlu olduğunu iddia eden kâfirlerin halini beyan ederek buyuruyor ki: "Dünyada iken hakka ve Allah´ın varlık ve birliğini gösteren delillere karşı kör olanlar, Peygamberlerin davetlerine ve okudukları ilahi kitapların davetlerine karşı sağır olanlar, Allah´ın huzuruna çıkarıldıklarında öyle bir işitecek ve göreceklerdir ki... Ne var ki onların o gün işitip görmeleri kendilerine fayda vermeyecektir. Allah´a yakışmayan şeyleri ona isnad eden kafirler, apaçık bir sapıklık içindedirler. Hallerinin nereye varacağını da hesap etmemektedirler.
Ey Muhammed, sen, Allah´a ortak koşan müşrikleri, suçlarından ve bu sebeple cehenneme girdirilip orada ebedi olarak kalacaklarını anlamalarından sonra kıyamet gününde nasıl pişman olacaklarını izah ederek uyar. O gün Allah, yarattıklarını yargılayıp aralarında hükmü verecektir. Bir kısım insanlar cennete girecek, diğerleri cehenneme sürükleneceklerdir. Bugün ise müşrikler, kıyamet gününün bu dehşetli hallerinden gafildirler, Allah´a ve âhiret gününe iman etmezler.
Evet bu ihtilâfların çözümünü ertelediğimiz o büyük günü mutlak görecek olan kâfirlerin vay haline.
Kıyâmet günüyle korkut onları. Çünkü o gün kaybedilen fırsatlara, kaybedilen cennete hasret ve pişmanlık duyulacak bir gündür. Ama onlar bu müthiş gün hakkında şu anda gaflet içindedirler. Perişan olacakları bu hasret gününe inanmamakta direniyorlar. Sen onları bu gafletlerinden uyandır peygamberim. O gün gelip de Eyvah! Yazıklar olsun bize! Diyerek dövünecekleri, kaybettikleri fırsatlarından ötürü hasret çekecekleri o gün gelmeden önce uyar onlar.
Çünkü o gün eyvah diyecekler, keşke yaşamasaydım böyle bir hayatı. Keşke gaflet içinde olmasaydım böyle bir günden. Keşke kulak verseydim Rabbimin uyarılarına. Keşke dinleseydim peygamberimin dâvetini. Yazıklar olsun bana. Ben niye böyle şuursuzca bir hayat yaşamışım. Diyecekleri, ama bu pişmanlıklarının kendilerine hiç bir faydasının olmayacağı bir gün gelmeden uyanmalılar, diyor Rabbimiz.
BASAİRUL KUR’AN
Ayette sözü geçen“büyük gün”ün belirtisiz bırakılması, olağanüstü önemini ve korkunçluğunu vurgulamak içindir. O gün öyle büyük bir toplantı gerçekleşecek ki, bu toplantıya insanlar, cinler, melekler tümü ile katılacaklar ve bu toplantı, kâfirlerin kendisine düzmece ortaklar yakıştırdıkları yüce Allah’ın huzurunda gerçekleşecektir. Ayetlerin devamında kâfirlerle alay ediliyor, onların dünyadayken doğru yola erdirici kanıtları umursamazlıkla karşılayan tavırları kınanıyor. Oysa onlar o büyük ana-baba gününde kulakları herkesten iyi işiten, gözleri herkesten keskin gören kimseler olacaklardır.
İfade o kadar canlıdır ki, sanki “o gün” ile onların iman etmemeleri arasında hiçbir zaman aralığı yoktur, o gün ile onların içinde yüzdükleri gaflet sanki bitişik, birbirleri ile bütünleşmiştir.
Onları işte o gerçekleşeceği kuşkusuz gün hakkında uyar. O gün yeryüzünün tüm varlıkları, tüm insanları yüce Allah’a döneceklerdir, O tek mülk sahibinin mülkiyetine gireceklerdir.
FİZİLALİL KUR’AN