Mustafa Fetouri’nin MEMO’da yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.
Gazze'nin insan nüfusu beton duvarlar ve saldırıların içinde mahsur kalmışken, ilginç bir “tahliye” operasyonu gerçekleştiriliyor. “Eşek Uçuşları Projesi” (Donkey Flights) adı altında, ‘Starting Over Sanctuary’ (Yeni Bir Başlangıç Barınağı) adlı bir İsrail kuruluşu, IDF ile işbirliği içinde Gazze'deki eşekleri toplayıp “iyileştirerek” Fransa ve Belçika'daki barınaklara gönderiyor. Batılı bağışçılar için bu, masumları “kölelik” ve “istismardan kurtaran”, iç açıcı bir hikâye! Ancak hastaneleri, ambulansları ve yakıt kaynakları yok edilen Gazzeliler için bu hayvanların götürülmesi, yakıp yıkma politikasının son hamlesi.
İroni, Han Yunus üzerindeki duman kadar yoğun: Bu yük hayvanlarının “kurtarılmasını” kolaylaştıran askerler, onlara muhtaç olan ailelerin sistematik olarak yok edilmesini denetleyenlerin aynısı. Nüfusun %90'ının gıda, su ve yaralıların nakli için hayvanların çektiği arabalara muhtaç olduğu bir bölgede, “bir eşeği kurtarmak” merhamet göstergesi değil, bir yaşam kaynağının elinden alınmasıdır. Odak noktasını hayvan refahına kaydırarak, İsrail yönetimi Filistinlilerin hayatta kalma altyapısının tamamen yıkılmasını, Avrupa orta sınıfı için “viral”, “iyi hissettiren bir hikâyeye” dönüştürmeyi başarıyor.
Bu hayvanların kurtarılması, “Eşek Uçuşları Projesi” olarak bilinen, son derece organize, çok uluslu bir operasyondur. Proje, başlangıcından bu yana Gazze'nin yıkıntılarından 600'den fazla eşeğin sözde kurtarılmasını! sağlamıştır. Lojistik süreç klinik bir şekilde yürütülmektedir: Hayvanlar İsrail topraklarından Belçika'daki Liège Havalimanı'na (LGG) nakledilmekte ve burada terminalin gelişmiş canlı hayvan altyapısını kullanarak 24 saatten kısa bir süreliğine transit geçiş yapmaktadırlar. Oradan, Refuge des Oubliés dâhil olmak üzere Güney Fransa'daki onaylanmış barınaklara kamyonlarla naklediliyorlar ve bazı nakiller, tanınmış Brigitte Bardot Vakfı ile bağlantılı. Avrupa kamuoyuna bu, savaş bölgesinden açlık çeken, “zor durumda, zayıf düşmüş hayvanların kurtarılması” olarak sunuluyor. Ancak, yerinden edilmiş Gazzeliler için bu 600 eşek, sadece birer hayvan değildir, yakıtın savaş aracı olarak kullanıldığı bir bölgede ulaşımın “son umudu”dur. Su, yiyecek ve yaralıları taşımak için kullanılan başlıca araçları ortadan kaldırarak, proje hayvan hakları kisvesi altında fiziksel kuşatmayı etkili bir şekilde sıkılaştırmakta ve “rahatlatan” bir tahliyeyi Filistinlilerin hareketliliğini stratejik olarak kısıtlayan bir uygulamaya dönüştürmektedir.
Bu seçici şefkat, bir eşeğin Avrupa'ya geçişinin lojistik kolaylıklarla döşendiği, ancak onlara bakan insanların böyle bir çıkıştan mahrum kaldığı grotesk bir yaşam hiyerarşisi yaratıyor. “Eşek Uçuşları”, kritik durumda olan Filistinli çocuklara veya insani yardım konvoylarına sıklıkla reddedilen aynı sınır geçişleri ve askeri izinlere dayanmaktadır. Burada, ‘kurtarma’ anlatısı bir tür sömürgeci silme işlevi görmektedir; Gazze'li sahibi, abluka ve savaşın kurbanı olarak değil, hayvanın kurtarılması gereken ihmalkâr bir “istismarcı” olarak çerçevelenmektedir. Eşeği çatışmanın tek “masum”u olarak çerçeveleyerek, proje, sadece birkaç metre ötede mahsur kalmış ve açlık çeken insan nüfusunun, bu tür özel uluslararası müdahaleyi hak etmediğine dair bir anlatıyı ustaca pekiştiriyor. Bu, türler arasındaki engelle duran bir insancıllık; yük hayvanları Fransız kırsalında sığınak bulurken, onlara hizmet eden insanlar enkazda bağlı kalmaya devam ediyor.
Bu hayvanların ortadan kaldırılması, Euro-Med Monitor'un Gazze'nin hayvan varlığının %97'sinin yok edilmesi olarak tanımladığı daha geniş bağlamda değerlendirilmelidir. Bu, savaşın bir yan ürünü değil, Filistinlilerin hayatta kalabilmelerinin temellerinin kasıtlı olarak yıkılmasıdır. Önce yakıt, sonra altyapı ve son olarak da hayvancılık hedef alınarak, fiziksel ve ekonomik açıdan tam bir felç durumu yaratılmaktadır. İsrailli STK aktivistleri eşekleri Avrupa'da “yeni bir başlangıç”a ihtiyaç duyan “psikolojik travma” kurbanları olarak tanımladıklarında, adli temizlik için ustaca bir numara yapıyorlar: Hayvanı Filistinlilerin varlığı olarak gördükleri rolünden sıyırıp, Batı'nın himayesine giren bir varlık olarak yeniden tanımlıyorlar. Bu “hayvan öncelikli” insancıllık, siyasi rahatsızlık gerektirmeyen ahlaki bir zafer peşinde olan Avrupa orta sınıfı için mükemmel bir dikkat dağıtıcı görevi görüyor. Bu, “Greta” veya ‘Rudi’ adlı bir eşek için kargo uçağı kiralanabilen bir dünya yaratırken, bir zamanlar bu eşeklere binen çocukların, hayvanların çıkışını kolaylaştıran aynı “güvenlik” bahanesiyle hayat kurtaran ameliyatlar için tıbbi tahliye edilmesine izin verilmiyor.
Lojistik hırsızlığın ötesinde, bu proje kuşatma altındaki halkın onuruna ve mülkiyet haklarına yönelik ciddi bir ihlali temsil ediyor. Uluslararası hukukta, işgalci güç sivil halkın refahından sorumludur ve bu, onların geçim kaynaklarını korumayı da içerir. Bunun yerine, tersine bir durumla karşı karşıyayız: bağışçılar tarafından finanse edilen “kurtarma” operasyonu, Filistinlilerin mülkiyetini fiilen bir istismar durumu olarak ele alıyor ve ‘kurtarma’ kisvesi altında varlıkların kalıcı olarak el konulmasını meşrulaştırıyor. Bu hayvanları Fransa'daki “Refuge des Oubliés”e naklederek, proje Gazze'nin iç ekonomisinin kanıtlarını fiilen ortadan kaldırıyor. Sistemik açlık ve zorla hareketsiz kalma anlatısını, hayvan hakları ile ilgili steril bir hikaye ile değiştirerek, Batılı kamuoyunun “kırık” eşeğe odaklanmaya devam etmesini sağlarken, insan nüfusunun son hayatta kalma araçlarından mahrum bırakılmasına izin veren “kırık” uluslararası hukuk sistemine kör kalmasını sağlıyor.
Bu tahliyenin uzun vadeli etkileri belki de en kötü olanıdır. Uluslararası yardımlaşma bayrağı altında bu çalışma hayvanlarını ortadan kaldırarak, proje Gazze’nin kalıcı “geri kalmışlığına” katkıda bulunmaktadır. Tozlar nihayet yerleştiğinde, bu 600 eşeğin ve öldürülen binlerce diğer hayvanın yokluğu, hayatta kalan nüfusun yeniden yapılanma için temel araçlarından mahrum kaldığı anlamına gelecektir. Yakıtı, makinesi ve şimdi de geleneksel yük hayvanları olmayan bir bölge, kendini yeniden inşa edemeyen bir bölgedir; bu, şu anda varlıklarını “kurtaran” uluslararası yardım yapılarına kalıcı olarak bağımlı hale getirilmiş bir nüfustur. Bu, kuşatmanın nihai zaferidir: Gazzelilerin kendi enkazlarını temizlemek için eşek arabasının onuruna bile sahip olamadıkları bir gelecek, çünkü dünya, bu hayvanların Fransız otlaklarında “rehabilitasyonunun” bir ulusun kendi kendine yeten bir toparlanma hakkından daha önemli olduğuna karar verdi.
Sonuç olarak, “Eşek Uçuşları” çatışma bölgelerinde insani müdahalenin geleceği için tehlikeli bir emsal oluşturdu. İşgalci gücün, hayvan refahı bayrağı altında kuşatılmış bir nüfusun temel varlıklarını ihraç etmesine izin vererek, uluslararası toplum fiilen yeni bir tür “temizlenmiş” işgal biçimini onaylamaktadır. Bu, kurbanların hayvanlarına Avrupa bakım standartlarına göre muamele edildiği sürece, kurbanların kendilerinin sistematik olarak boğulmasının göz ardı edilebileceğini ima etmektedir. Bu bir kurtarma hikâyesi değil, bir ikame hikâyesidir; bir eşeğin Fransız otlaklarında “yeni bir başlangıç” yapma hakkı, bir Filistinlinin kendi toprağında yaşama, hareket etme ve çalışma hakkından daha öncelikli tutulmaktadır. Bu “iyiliği!” sorgusuz sualsiz kabul edersek, hayvan haklarının görünüşünün insan haklarının ortadan kaldırılmasını maskelemek için kullanıldığı, Gazze'nin sadece yerle bir edilip değil, aynı zamanda yeniden kendi ayakları üzerinde durabilmesi için ihtiyaç duyduğu araçlardan kasıtlı olarak mahrum bırakıldığı bir dünyayı kabul etmiş oluruz.
* Mustafa Fetouri, Libyalı akademisyen ve serbest gazetecidir. AB Basın Özgürlüğü ödülünün sahibidir.