"Ey Musa" dediler. "Ya sen (asanı) at veya önce atanlar bizler olalım"

"Ey Musa" dediler. "Ya sen (asanı) at veya önce atanlar bizler olalım." Dedi ki: "Hayır, sizler atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü. (Taha: 65-66)

"Ey Musa" dediler. "Ya sen (asanı) at veya önce atanlar bizler olalım." Dedi ki: "Hayır, sizler atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü. (Taha: 65-66)

Sihirbazlar bir centilmenlik örneği sergileyerek dediler ki, ey Mûsâ! Mârifetini önce sen mi ortaya koyacaksın? Yoksa biz mi? Numaralarımızı önce biz mi ortaya atalım? Yoksa sen mi başlayacaksın?

Kendilerinden emin bir eda ile Hz. Mûsâ’ya meydan okumaya çalışıyorlar. Önce sen mi başlayacaksın? Yoksa biz mi başlayalım? Diye hava atıyorlar. Hz. Mûsâ dedi ki:

Haydi ne atacaksanız atın bakalım. Hakkın karşısında bâtılların asla dayanma gücünün olmadığını Allah’ın elçisi çok iyi biliyordu. Ne atarlarsa atsınlar, ne numara çekerlerse çeksinler, hakkın karşısında hiç birisinin dayanma gücü yoktur. Hakkın karşısında her şey yerle bir olmak zorundadır. İman karşısında hiçbir bâtılın dayanma gücü yoktur.

Evet Hz. Mûsâ dedi ki neyiniz varsa atın. Çünkü Allah âyetleriyle, vahiyle beraber olan, Allah âyetlerine sahip olan bir müslüman, karşısında kim olursa olsun asla korkmayacaktır.

O halde eğer bizler de Allah âyetlerinin bilgisine sahipsek o zaman hiç kimseden korkmayacağız. Hiçbir güç, hiçbir fikir, hiçbir ideoloji vahyi bilen mü’min karşısında dayanamaz. Ama eğer bizler Allah âyetlerinde mahrumsak, Allah âyetlerinden habersizsek o zaman da her şeyden korkarız, korkacağız, korkuyoruz da işte. Evet atın bakalım ne atacaksanız dedi Hz. Mûsâ:

Onlar attılar atacaklarını ortaya, bir de ne görsün Mûsâ, onların ortaya attıkları ipleri, sopaları hayal olarak sanki koşuyorlar. Yâni Mûsâ (a.s) nın gözüne hareketli bir görünümde görünüverdi onlar. Gerçekten çok korkunç, çok acayip bir manzara. Koşan korkunç varlıklar tüm meydanı kaplayıverdiler. Bunların etkisinde kalan, gözleri boyanan tüm halk çılgınlar gibi çığlıklar atmaya başlayıverdi. Tabii Mûsâ (a.s) da bir insandı.

BASAİRUL KUR’AN

Dediler ki: "Ey Musa! Ya sen (önce) at, ya da ilk atanlar biz olalım!"

Zemahşerî’ye göre sihirbazların bu teklifi şu anlamlara gelir:

Edeb ve Özgüven: Sihirbazlar bu seçimi Hz. Musa’ya bırakarak bir tür "mücadele nezaketi" göstermişlerdir. Ancak bu nezaket, aslında kendi sanatlarına duydukları aşırı güvenden ve Hz. Musa’yı küçümsemelerinden kaynaklanıyordu.

Adalet İllüzyonu: Karşı tarafa seçenek sunarak, yapılacak yarışın "adil" olduğunu çevredeki halka kanıtlamaya çalışıyorlardı.

Zemahşerî, "İlk atan biz olalım" derken aslında ilk hamleyi yaparak seyircileri hemen etki altına alma isteğinin gizli olduğunu belirtir.

(Musa): "Hayır, siz atın" dedi. Bir de ne görsün! Onların ipleri ve değnekleri, yaptıkları sihirden ötürü kendisine sanki hareket ediyorlarmış gibi geldi.

Zemahşerî bu ayetin tefsirinde özellikle Hz. Musa nın "Siz atın" demesi, onun hakikate olan sarsılmaz güvenini gösterir. Zemahşerî’ye göre Musa (a.s.), onların ne yapacağını görüp halkın bu sahtekarlığa şahit olmasını istemiş, ardından hakikati ortaya koyarak batılı yok etmeyi hedeflemiştir.

Zemahşerî, Hz. Musa gibi büyük bir peygamberin bile bu görüntüden etkilenmesini onun beşerî (insani) yönüne bağlar. Göz, doğası gereği hareket eden şeyi hareket ediyor olarak görür. Bu, onun imanının zayıflığı değil, insan olmanın bir gereğidir.

Özetle Zemahşerî'ye göre: Bu sahnede sihirbazlar kibirli birer sanatkar, Hz. Musa ise hakikatin vakarını temsil eden bir davetçidir. Ayetteki tasvirler, sihrin gerçeği değiştiremeyen bir göz yanılması olduğunu edebi bir dille kanıtlar.

TEFSİRİ KEBİR

Kur'an Haberleri

"Bunların ikisi de sihirbazdan başka birşey değildir.”
"Size yazıklar olsun, Allah'a karşı yalan düzüp-uydurmayın"
"Buluşma zamanımız, insanların süslenip kuş­luk vaktinde toplandıkları bayram günü olsun"
Dedi ki: "Ey Musa, Sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp-çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun?"
Biz sizin aslınızı topraktan yarattık. Sizi oraya döndürüyoruz oradan sizi tekrar çıkaracağız