"Derken Firavun askerleriyle onların peşine düştü, denizden onları kaplayan şey kaplayıverdi"

"Derken Firavun askerleriyle onların peşine düştü, denizden onları kaplayan şey (amansızca) kaplayıverdi. Taha/78

          

"Derken Firavun askerleriyle onların peşine düştü, denizden onları kaplayan şey (amansızca) kaplayıverdi.  Taha/78

Ülkesinin her tarafından ordular toplayarak müslümanları yakın takibe aldı. Her şeyden habersiz müslümanlar ata yurtları olan Filistin’e doğru kaçıyorlardı. Firavun da onları yakın takibe alıyor. Bir hesabı vardı Firavunun, ama Allah’ın da bir hesabı vardı ve o bunun farkında değildi.  

Yeryüzünün en büyük olayı cereyan ediyordu. Öyle bir an geldi ki akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. Firavun arkalarında yetişmişti. Önlerinde alabildiğine haşin bir deniz, arkalarında da azgın Firavunun orduları. İsrâil oğulları işe böyle bir kaos içindeydiler. Ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Mûsâ (a.s) onları teskin etmeye çalışıyordu. Korkmayın Allah bizimle beraberdir! Diyordu. 

Mûsâ (a.s) nın asası tekrar gündemdeydi. Rabbimiz buyurdu ki: Ey Mûsâ asanı denize vur! Vurdu asasını denize ve o asa denizde kupkuru yollar oluşturuverdi. Ya bir yol ya da on iki yol açıverdi. Bir med cezir olayı filan değildi bu. Allah’ın müslümanlara bir desteği olarak deniz kupkuru açılıyordu. İsrâil oğulları sağ salim karşıya geçtiler. Arkalarından yeryüzünün en büyük gücü, yeryüzünün en büyük devleti komutanlarıyla, askerleriyle onlar da arkalarından o yola girdiler. Mûsâ (a.s) asasıyla denizde açılan o yolu kapatmak istedi, ama Allah dedi ki, bırak kapatma ey Mûsâ. 

Çünkü Mûsâ (a.s) geleceği bilmiyordu, gaybı bilmiyordu. O istiyordu ki deniz kapansın da Firavunun orduları arkalarından yetişemesinler. Onun bilmediği Allah’ın bir hesabı vardı. Onların tümünü denizde boğacağım, helâk edeceğim diyordu Rabbimiz. Büyük iradenin kararı böyleydi. Mûsâ (a.s) asasını vurmadı denize ve deniz açık kaldı. Ve denizi açık gören Firavun ordusuyla birlikte yürüyor, tam denizin ortalarına geldiklerinde denizin gemini, zimamını salıverdi Allah. Deniz eski haline geldi ve Firavun oğulları tümüyle denizin altına gömülüp hayata veda ettiler. Nice bağları bahçeleri, nice sarayları köşkleri, nice mülkleri saltanatları geride bırakarak denizin derinliklerinde yokluğa doğru yol alıyorlardı. İşte yeryüzünde Allah’a kafa tutmanın sonucu budur. 

Mûsâ (a.s) ve Firavun arasındaki son raunt da böylece bitiyordu. Bir iman küfür savaşında, bir hak bâtıl kavgasında Allah destekli Mûsâ (a.s) galip geliyor, Allah’ın iradesi galip geliyordu. Hani raun-dun ilk başlarında ne diyordu Rabbimiz? Rabbimiz diyordu ki Firavunlar asla galip gelemez, asla başarıya ulaşamaz. İşte ulaşamadı Firavun. Zalimler asla kurtulamaz diyordu Rabbimiz. Ve işte zalimler geberip, yok olup giderlerken, müslümanlığa doğru koşanlar, özgürlüğe doğru koşanlar dimdik ayaktaydılar.
   

 BASAİRUL KUR’AN


Râzî’nin bu ayete dair dikkat çektiği temel noktalar şunlardır:

​1. ​Râzî, ayetteki "fe-gaşiyehum mine’l-yemmi mâ gaşiyehum" (Denizden onları kaplayan, kaplayıverdi) ifadesinde üzerinde önemle durur.

​Allah, onları neyin kapladığını açıkça "su" veya "dalga" diyerek sınırlamamış, bunun yerine "kaplayan şey" demiştir. Bu, o felaketin niteliğinin, miktarının ve şiddetinin insan hayalinin ötesinde, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar büyük olduğunu gösterir.

​Râzî’ye göre bu muğlaklık, "Onları öyle bir şey kapladı ki, onun mahiyetini ancak Allah bilir" manasına gelir ve muhatabın kalbine büyük bir korku ve saygı salar.

​2. ​Râzî, Firavun’un İsrailoğulları’nın peşine "askerleriyle birlikte" düşmesine dikkat çeker. Burada Firavun’un kibrinin ve inadının zirve yaptığına işaret eder. Mucizevi bir şekilde denizin yarıldığını görmesine rağmen, hırsı ve gururu onun bu ilahi işareti görmesini engellemiş ve kendi helakine doğru bizzat ordusunu sürüklemiştir.

​3. ​Râzî, denizin boğma eylemini kendi tabiatıyla değil, Allah'ın emri ve yaratmasıyla gerçekleştirdiğini hatırlatır. Hz. Musa için "kuru bir yol" olan deniz, Firavun için "yutucu bir felaket" olmuştur. Aynı fiziksel ortamın iki farklı gruba iki zıt sonuç vermesi, Râzî’ye göre Allah’ın mutlak kudretinin ve iradesinin kanıtıdır.
       

TEFSİRİ KEBİR

Kur'an Haberleri

“Asanı denize vurarak onlar için kuru bir yol aç”
Kim de Rabbinin huzuruna salih ameller işlemiş müm'in olarak çıkarsa işte onlar için yüksek dereceler vardır
Kim Rabbinin huzuruna suçlu olarak çıkarsa onun için mutlaka cehennem vardır
Şüphesiz ki biz, Rabbimize iman ettik...
“Elbette seni, bizi yaratana tercih edemeyiz”