Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik"

Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, biz onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı." Taha/87

Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, biz onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı." Taha/87


İsrailoğulları bu sırada hayret edilecek mazeretler ileri sürüyorlar. Bu mazeretlerinden uzun süren kölelik hayatının, psikolojik varyasyonların ve akli yöndeki aptallığın izlerini okumak mümkündür: Onlar göç ederken, kendi hanımlarının yanında emanet bulunan Mısırlı kadınlara ait yığınlarca süs eşyası getirmişlerdi. Hanımları bunları da beraber alıp gelmişlerdi. İşte İsrailoğulları, bu yüklerle ifade edilen süs eşyasına işaret ediyor ve diyorlar ki: Biz süs eşyaları haram oldukları için onlardan kurtulmak amacıyla onları attık. Samiri onları aldı ve onlardan bir buzağı yaptı.

Bundan anlaşıldığına göre, herkes Sâmirî'nin ne yapacağını bilmeksizin süs eşyalarını getirip onun önüne yığıyordu. Bundan sonra Sâmirîi zinetleri eritti ve ona sığır gibi böğüren bir buzağı şekli verdi. Daha sonra Sâmirî: "Bu sizin tanrınız, kendi kendine meydana geldi, çünkü ben sadece altınları ateşe attım," diyerek insanları kandırdı.

 Samiri, “Samerra”lı bir adamdı. Kendileriyle birlikte yolculuk ediyordu. Ya da İsrailoğullarından biriydi. Bu takma isimle tanınıyordu. Buzağının içinde birtakım delikler yapmıştı. Rüzgâr içine girdiğinde buzağının böğürmesine benzeyen sesler çıkarıyordu. Bu buzağıda ne can vardı ne de ruh vardı. O sadece bir cesetti -ceset kavramı, içinde hayat bulunmayan bedenler için kullanılır.- Onlar altından yapılmış, böğüren bir buzağı görür görmez, kendilerini zillet yurdundan kurtaran Rabb’lerini unuttular. Altından yapılan buzağıya tapmaya başladılar.

FİZİLALİL KUR’AN


​İşte Râzî’nin bu ayet üzerindeki temel tahlilleri:

​1. "Kendi Arzumuzla Dönmedik" Savunması
​Râzî’ye göre İsrailoğulları, bu ifadeyle suçu tamamen kendi üzerlerinden atmaya çalışmışlardır. Onların iddiasına göre, bu bir "irade zayıflığı" değil, beklenmedik bir durumun (zaruretin) sonucudur. Râzî burada, insanın günah işlediğinde sorumluluğu dış etkenlere yükleme eğilimini vurgular.

​2. Ziynet Eşyalarının Mahiyeti

​Râzî, bu ziynetlerin (takıların) neden bir yük ve günah olarak görüldüğünü şu iki sebeple açıklar:

​Haram Mal Endişesi: Bu takılar, Mısırlılardan ödünç alınmıştı. Çıkış (Hicret) sırasında geri verilemediği için İsrailoğulları bunları "gasbedilmiş" veya "haram" mal olarak görmüş ve üzerlerinde bir ağırlık (vebal) hissetmişlerdi.

​Sâmirî’nin Manipülasyonu: Sâmirî, onlara bu takıların yanlarında kalmasının uğursuzluk ve günah getireceğini söyleyerek, onları ateşe atmaya ikna etmiştir.

​3. Sâmirî’nin Rolü ve "El-Kâ" (Atma) Fiili
​Râzî, ayette geçen "attık" (fe-kazefnâhâ) fiili ile Sâmirî’nin "atması" arasındaki farka işaret eder:
​Halk, takıları günahtan kurtulmak için ateşe atmıştır.

​Sâmirî ise, önceden planladığı buzağı heykelini oluşturmak için halkın bu samimi (fakat cahilce) duygusunu kullanmıştır.

​Râzî'nin Temel Tespiti:
İsrailoğulları’nın buradaki mazereti, aslında bir cehaletin itirafıdır. Onlar maddî bir yükten (altınlar) kurtulmaya çalışırken, çok daha büyük bir manevi yüke (şirk) sürüklendiklerini fark edememişlerdir. Râzî, Sâmirî’nin halkın dini hassasiyetlerini (haram maldan kurtulma isteği) kullanarak onları nasıl saptırdığını bir "ibret vesikası" olarak sunar.
         

TEFSİRİ KEBİR

Kur'an Haberleri

"Ey kavmim, rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı?”
"Biz senden sonra kavmini denemeden geçirdik, Samiri onları saptırdı"
"Seni kavminden önce davranmaya sevkeden nedir ey Musa"
"Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helal olanlarından yiyin"
“Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık”