"Biz (elçiler,) ancak Rabbinin emriyle ineriz"

"Biz (elçiler,) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir." (Meryem/64)

وَمَا نَتَنَزَّلُ اِلَّا بِاَمْرِ رَبِّكَۚ لَهُ مَا بَيْنَ اَيْد۪ينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذٰلِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّاۚ ﴿٦٤﴾

64- Biz (elçiler,) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.

Ayette geçen “Biz ancak Rabbinin izni ile yere ineriz” sözüne ilişkin elimizde çeşitli rivayetler vardır. Bu söz, yüce Allah’ın buyruğu üzerine vahiysiz geçen bir dönemin bitiminde Peygamberimize söylenmişti. Bu dönem boyunca Cebrail, Peygamberimize gelmemiş, mesaj indirmemişti. Bu yüzden Peygamberimiz yalnızlık duygusuna kapılmış, Rabbi ile iletişim kurmayı özlemişti. İşte bu ara dönemin sonunda yüce Allah, Cebrail’i “Biz ancak Rabbinin izni ile yere ineriz” demekle görevlendirmişti. Cebrail, kısaca “Bizim her işimiz O’nun elindedir” demek istemişti. Ayeti okumaya devam edelim:

“Geleceğimiz, geçmişimiz ve bu ikisi arasındaki tüm olaylar O’nun tasarrufu altındadır.”

O hiç bir şeyi unutmaz. Sadece O’nun hikmeti gerektirince vàhiy iner. 

FİZİLALİL KUR’AN


Tefsir-i Kebir’e Göre Ayetin Analizi

​Râzî, bu ayeti açıklarken şu temel noktaları vurgular:

​1. Nüzul Sebebi ve Vahyin Kesilmesi (Fetret-i Vahiy)

​Râzî, müfessirlerin çoğunluğuna dayanarak bu ayetin Hz. Cebrail’in dilinden döküldüğünü belirtir. Resulullah (sav), vahyin bir süreliğine kesilmesinden dolayı mahzun olmuş ve Cebrail’e (as) neden daha sık gelmediğini sormuştur. Cebrail (as) ise bu ayetle cevap vererek, kendisinin bağımsız bir varlık olmadığını, ancak Allah’ın emriyle hareket eden bir "kul" olduğunu ifade etmiştir.

​2. Mekân ve Zamanın Kuşatılması

​Ayetin "Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunlar arasındaki her şey O’na aittir" kısmı hakkında Râzî şu yorumları yapar:

​Önümüzdeki: Gelecek olan işler, ahiret halleri veya gidilecek yerler.
​Arkamızdaki: Geçmişteki işler, dünya halleri veya geride bırakılanlar.

​Arasındakiler: Şu anki zaman dilimi veya gökler ile yer arasındaki her şey.
Râzî burada asıl vurgunun, Allah’ın ilminin ve kudretinin mekândan ve zamandan bağımsız olarak her şeyi kuşattığı olduğunu söyler. Meleklerin hareketi de bu mutlak iradenin dışına çıkamaz.

​3. "Rabbin Asla Unutkan Değildir" İfadesi

​Râzî, Allah’ın "unutkan olmadığını" vurgulayan bu ifadeyi (Mâ kâne Rabbuke nesiyyâ) şöyle ele alır:

​İlahi İlim: Allah bir şeyi geciktiriyorsa bu, onu unuttuğu için değil, bir hikmete binaen beklettiği içindir.

​Râzî, Allah’ın zatının noksanlıklardan münezzeh olduğunu hatırlatır. Buradaki "unutma" reddi, "Seni terk etmedi, seninle ilgilenmeyi bırakmadı" anlamını taşır.

​Râzî’nin Getirdiği İnce Nükteler

​Râzî tefsirinde şu harika detayı da ekler:
Cebrail’in (as) bu cevabı, aslında Hz. Peygamber’e bir tesellidir. "Biz gelmesek bile Allah seni görüyor ve biliyor; çünkü O'nun ilmi için 'uzaklık' veya 'unutma' söz konusu değildir."

TEFSİR-İ KEBİR

Kur'an Haberleri

"O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız"
"İşte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar"
"Sonra bu Peygamberlerin ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular"
"İşte bunlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği..."
"Kitap'ta İdris'i de zikret. Çünkü o, doğru olan bir peygamberdi"