"Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter"

De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından  haberdardır, görendir." (İsra/96)

قُلْ كَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا بَيْن۪ي وَبَيْنَكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِه۪ خَب۪يرًا بَص۪يرًا ﴿٩٦﴾

96- De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından  haberdardır, görendir."

Bu tehdit kokusu taşıyan bir sözdür. Akibeti ise, korkunç kıyamet sahnelerinin birinde çizilmektedir:

Yani, "Allah, benim sizi ıslah etmek için harcadığım tüm çabalardan ve sizin benim görevimi engellemek için harcadığınız tüm çabalardan haberdardır. O'nun şahitliği yeter, çünkü nihai hükmü O verecektir. 

TEFHİMUL KUR'AN 

Bu ayet, tebliğ görevini yerine getiren ve mucize talepleri karşısında acze düşmeyen Peygamber'e hitap eder. Müşriklerin inat ve inkârları devam ederken, Allah Teâlâ, peygamberine şöyle demesini emretmektedir:

"Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter.": Bu ifade, Hz. Peygamber'in hak peygamber olduğu ve getirdiği mesajın hakikat olduğu konusundaki en büyük ve tartışılmaz şahidin Allah olduğunu belirtir. Müşriklerin reddiyeleri karşısında peygamberin moralini destekler ve onlara karşı bir meydan okumadır.

"Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, görendir.": Bu kısım ise, inkârcılara yönelik bir uyarıdır. Allah, onların gizli-açık bütün hallerinden, kalplerinden geçenlerden ve yaptıkları her şeyden tam olarak haberdardır (Habîr'dir) ve her şeyi görmektedir (Basîr'dir). Bu, hem peygamberin doğruluğunu, hem de inkârcıların tutumlarının karşılığını göreceklerini kesin bir dille ifade eder.

Özetle, ayet, Resûlullah'ın (s.a.v) davetindeki hakikat ve samimiyetin en büyük garantisinin Allah olduğu ve inkârcıların tüm tutumlarının Allah'ın bilgisi ve görmesi altında olduğu mesajını vermektedir. Peygamber'i teselli etmekte ve inkârcıları uyarmaktadır.

MEHMET OKUYAN TEFSİRİ

Kur'an Haberleri

"Sizin ilahınız ancak, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Al­lah´tır"
"Âhirette de sana, kaçıp kurtulamayaca­ğın, vaadedilmiş bir azap vardır"
(Musa) dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?"
Harun dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma”
"Saptıklarında seni onlara müdahale etmekten ne alıkoydu"