"Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?"

İnsan demektedir ki: Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım? İnsan önceden, hiç bir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu? Meryem 66/67

             

                                       

İnsan demektedir ki: Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım? İnsan önceden, hiç bir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu? Meryem 66/67

 Evet şu insan, şu nankör insan kendisi önceden hiç bir şey değilken, bizim kendisini yarattığımızı, yoktan var ettiğimizi, bir damla meniden yarattığımızı bilmiyor mu ki şimdi ben öldüğüm zaman, yok olup gittiğim zaman mı dirileceğim? diyor. Onu yoktan var eden biz değil miyiz? Bizim karşımızda kendisini bir şey mi zannediyor ki  öldükten sonra Allah beni nasıl diriltecek diye delil getirmeye, itiraz etmeye çalışıyor? Nankör insan kendi yaratılışını, var edilişini unuttu da Allah karşısında Allah’ı yalanlamaya, Allah’ın âyetlerini reddetmeye, Allah’la mücâdeleye tutuşuyor. Kendi yaratılışını unuttu da şöyle diyor: Şimdi ben ölüp gittikten sonra, vücudum toprak olup, tüm hücrelerim dağılıp gittikten sonra dirileceğim ha? Kimin gücü yeter buna?  Demeye kalkışıyor. Öldükten sonra yeniden dirilişi reddetmeye çalışıyor.

Bu itiraz, insanın ilk yaratılışından habersiz oluşundan kaynaklanır. İlk yaratılışından önce nerede idi? Nasıl bir şeydi? O hiçbir şey değilken sonra varolmuştu. Eğer insan düşünse yeniden dirilmek, ilk kez yaratılmaktan daha akla yakın,daha akla sığar bir olaydır. 
     

BASAİRUL KUR’AN


Râzî, bu ayetlerin tefsirinde "inkâr", "imkân" ve "ilahi kudret" kavramları üzerinde durur:

​1. İnsanın İnkârı (66. Ayet)

​Râzî’ye göre buradaki "insan" ifadesiyle kastedilen, öldükten sonra dirilmeyi imkânsız gören kâfirdir (Özellikle Übey b. Halef gibi müşrikler örnek gösterilir).

​Soru Tarzı: Râzî, kâfirin "Öldüğüm zaman mı?" sorusunun bir bilgi alma sorusu değil, alay etme ve uzak görme (istib'âd) sorusu olduğunu belirtir.

​Mantıksal Yanılgı: Râzî, kâfirin zihnindeki engeli şöyle açıklar: İnsan, bedeni çürüyüp toprak olduktan sonra parçaların tekrar nasıl birleşeceğini aklına sığdıramaz. Râzî burada, kâfirin sadece "mevcut duruma" baktığını, "mutlak kudrete" bakmadığını vurgular.

​2. İlk Yaratılışın Delil Oluşu (67. Ayet)

​Râzî, 67. ayeti, kâfirin şüphesine verilen en susturucu cevap olarak görür. Buradaki mantık "ilk defa yaratan, tekrar yaratmaya haydi haydi kadirdir" (el-iâdetü ehvenü mine’l-ibtidâ) kuralıdır.

​"Hiçbir Şey Değilken": Râzî, insanın bir zamanlar "madum" (yokluk aleminde) olduğunu hatırlatır. Yoktan var etmek, var olan parçaları bir araya getirmekten (yeniden diriltmekten) —insani akla göre— daha zordur. Allah için ise ikisi de eşittir.

​Akıl Yürütme: Râzî der ki: "Ey insan! Sen yokluktan varlığa gelişini kabul ediyorsun (çünkü varsın). Seni yokken var eden kudretin, seni varken ve dağılmışken tekrar toplamasını neden imkânsız görüyorsun?"

​Zikr (Düşünme/Hatırlama): Ayette geçen "düşünmez mi?" (yezkuru) kelimesi üzerinde duran Râzî, bunun sadece basit bir hatırlama olmadığını; insanın kendi yaratılış serüvenine (nutfe, alaka, mudga evrelerine) bakarak Allah'ın kudretini bizzat müşahede etmesi gerektiğini söyler.

​3. Kelami Bir Çıkarım
​Râzî bu ayetleri tefsir ederken, yokluğun (adem) bir "şey" olup olmadığı tartışmasına da girer. Ayetteki "hiçbir şey değilken" ifadesini kullanarak, insanın yaratılmadan önce hiçbir varlık hükmünde olmadığını ve Allah'ın iradesiyle vücut bulduğunu ispat eder.
       

TEFSİRİ KEBİR

Kur'an Haberleri

"O, göklerin, yerin ve aralarındakinin rabbidir. O halde sen ona ibadet et ve ona ibadetinde sabırlı ol"
"Biz (elçiler,) ancak Rabbinin emriyle ineriz"
"O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız"
"İşte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar"
"Sonra bu Peygamberlerin ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular"