“Asanı denize vurarak onlar için kuru bir yol aç”

Gerçekten biz Musa´ya "(İman eden) kullarımı geceleyin al götür. Asanı denize vurarak onlar için kuru bir yol aç. Düşmanlarının yetişmesin­den korkma. Boğulacağından da endişelenme." diye vahyettik.

Gerçekten biz Musa´ya "(İman eden) kullarımı geceleyin al götür. Asanı denize vurarak onlar için kuru bir yol aç. Düşmanlarının yetişmesin­den korkma. Boğulacağından da endişelenme." diye vahyettik. (Taha: 77)

Rabbimiz vahy etti peygamberine. Ey Mûsâ iman eden kullarımı geceleyin al ve Mısır’ı terk edip çöle doğru yürü. Mûsâ (a.s) aynen Allah’ın istediği gibi yaptı, müslümanları alıp şehri terk etti.

Kalpteki zaferi dış dünyada gerçekleşen pratik zafere bağlayan kesin zafer sahnesi ile yüzyüze geliyoruz. Yüce Allah’ın mü’min kullarına yönelik himayesini, kayırıcılığını somut bir yetkinlikle gözler önüne seren bir sahnenin parlak ışıkları gözlerimizi kamaştırıyor. Bu yüzden bu sahnede Hz. Musâ’nın İsrailoğulları ile birlikte Mısırdan çıkışı ve denizin önüne varınca kafileyi durduruşu olayları üzerinde durulmuyor. Oysa diğer surelerde hikâyenin bu bölümü ayrıntılı biçimde anlatılmıştı. Burada söz kısa kesilerek hemen zafer sahnesi sunuluyor, zaferin öncesindeki gelişmelere değinilmiyor. Çünkü bu ön gelişmeler kalplerde ve vicdanlarda gerçekleşmişti.

Bize sadece Hz. Musâ ya gelen bir vahiyden sözediliyor. Bu vahyin içerdiği direktife göre Hz. Musâ ya, yüce Allah’ın mü’min kulları olan İsrailoğullarını geceleyin yola çıkaracak, denizin yanına varınca değneği ile sulara vurarak dalgalar arasında kupkuru bir yol açacak. Bize bu kadarı açıklanıyor. Başka bir ayrıntı verilmiyor. Bunun yanısıra Hz. Musâ ya yüce Allah’ın himayesine güvenmesi gerektiği hatırlatılıyor. Yüce Allah kendilerini kayıracağı için peşlerine düşen Firavun’un ve ordusunun onları yakalayacağından korkmamaları gerektiği gibi önlerine kuru bir yol açmış olan denizin dalgalarından da çekinmemeleri gerekir. Çünkü kendi iradesinin yansıması olan doğal kanunlara göre suyu akıtan yüce “kudret”in eli, istediği zaman o akar suyun dalgalarını yararak aralarından “kupkuru” bir yol geçirmeye muktedirdir.

FİZİLALİL KUR’AN

İşte Zemahşerî’nin bu ayete dair tefsirindeki temel vurgular:

1. Zemahşerî, ayette geçen "yebesen" (kuru) kelimesi üzerinde durur. Allah’ın mucizesinin sadece denizi yarmakla kalmadığını, aynı zamanda denizin tabanını anında yürümeye müsait, çamursuz ve kupkuru bir hale getirdiğini belirtir.

İncelik: Normalde su çekilen yer balçık olur. Ancak ayet, İsrailoğulları’nın ayaklarının çamura batmadan, sanki karada yürüyorlarmış gibi hızla ilerlediklerini vurgular.

2. "Lâ Tehâfü Dereken" (Yetişilmekten Korkma)

Bu kısımda Zemahşerî, Hz. Musa’nın insani kaygılarına ve Allah’ın bu kaygıları nasıl giderdiğine değinir:

Dereken: Arkadan yetişilmek, kuşatılmak demektir.

Psikolojik Tahkim: Firavun’un devasa ordusuyla arkadan gelmesi ve önlerinde denizin olması büyük bir korku sebebidir. Zemahşerî’ye göre Allah, Hz. Musa’ya "idrak edilme" (yakalanma) korkusunu yasaklayarak ona mutlak bir emniyet vaat etmiştir.

3. "Ve Lâ Tahşâ" (Endişe Etme)

Zemahşerî bu ifadeyi, sadece Firavun’dan değil, aynı zamanda "denizde boğulma" ihtimalinden de korkmaması gerektiği şeklinde yorumlar.

Ayetin bu kısmı, "Önünde deniz, arkanda düşman varken bile senin koruyucun benim" mesajını taşır.

"İdrib" (Vur/Aç) fiilinin kullanımı, mucizenin bir sebep (asayı vurma) üzerinden gerçekleştiğini ancak sonucun tamamen ilahi kudret olduğunu gösterir.

Gece Yürüyüşü (Esri): "Geceleyin yola çık" emri, hem gizlilik hem de mucizenin seher vaktine yakın gerçekleşecek olmasıyla ilintilidir.

Özetle Zemahşerî der ki: Bu ayet, Allah'ın dostlarını en çaresiz anlarında nasıl fevkalade yollarla kurtardığının ve tabiat kanunlarını (suyun akışkanlığı, toprağın nemi gibi) onlar için nasıl değiştirdiğinin bir kanıtıdır. Musa (a.s) için deniz, sadece bir geçit değil, aynı zamanda güvenli bir sığınak haline getirilmiştir.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

Kur'an Haberleri

Kim de Rabbinin huzuruna salih ameller işlemiş müm'in olarak çıkarsa işte onlar için yüksek dereceler vardır
Kim Rabbinin huzuruna suçlu olarak çıkarsa onun için mutlaka cehennem vardır
Şüphesiz ki biz, Rabbimize iman ettik...
“Elbette seni, bizi yaratana tercih edemeyiz”
"Ben size izin vermeden o'na inandınız”