1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Ramazan ayı yaklaşırken Mescid-i Aksa bilincini yükseltelim!
Ramazan ayı yaklaşırken Mescid-i Aksa bilincini yükseltelim!

Ramazan ayı yaklaşırken Mescid-i Aksa bilincini yükseltelim!

Ahmet Varol, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskıların her geçen gün arttığını vurgularken Müslüman halkların Mescid-i Aksa için farkındalık çalışması yapmaları gerektiğini ifade ediyor.

22 Şubat 2024 Perşembe 11:15A+A-

Ahmet Varol / Yeni Akit

Mescidi Aksa’ya Ramazan savaşı

Siyonist işgal rejiminin savaşının sadece Gazze’ye yönelik olmadığını değişik vesilelerle gündeme getirdik. Ancak tabii ki Gazze’de aşırı bir vahşet sergilenmesi, diğer taraflarda sürdürülen savaşın biraz gölgede kalmasına sebep oluyor. 

Ama Türkiye’de Batı Şeria olarak isimlendirilen Batı Yaka bölgesinde sürdürdüğü savaş Gazze’ye yönelik soykırım savaşıyla paralel bir şekilde çok daha şiddetlenmiştir. Mescidi Aksa’ya yönelik savaşı ise bu dönemde, Kudüs’ün bu kısmının işgal edildiği Haziran 1967’den bu yana geçen süre içinde gerçekleştirdiği savaşların zirvesine tırmanmış, en katı şeklini almıştır. Tabii bu bölgelerde savaş 7 Ekim öncesinde de vardı ve sürekli tırmanıştaydı. Zaten Filistin direnişinin Aksa Tufanı adını verdiği harekatı başlatmasının sebepleri de Batı Yaka’da işgal güçleriyle onların himaye ettiği yerleşimci terör çetelerinin saldırılarının ve yahudileştirme faaliyetlerinin artması, Mescidi Aksa’ya yönelik baskınların artarak gündelik hale gelmesi ve işgal zindanlarındaki Filistinli esirlere yönelik zulüm uygulamalarının aşırı derecede şiddetlenmesiydi. Küresel emperyalizm ise bütün bunları konuşmazken direnişin meşru mücadelesini hedefine yerleştirmek suretiyle siyonist katillerin planladığı vahşet saldırısının önünü açmaya çalıştı.

Dediğimiz gibi Mescidi Aksa’ya yönelik baskınlar, işgalcilerin Gazze’ye yönelik soykırım saldırıları öncesinde iyice artmış ve gündelik hale gelmişti. Aşırı siyonist yerleşimci gruplar, Müslümanların Cuma namazı kılmaları sebebiyle kalabalık bir şekilde toplandıkları Cuma ve yahudilerin dünyevi çalışmalara ara verme günleri olan Cumartesi dışında her gün buraya baskınlar düzenliyorlardı. Hatta çoğu günler bir öğleden önce bir de öğleden sonra olmak üzere günde iki kez birkaç grup halinde baskın düzenliyorlardı. 

Bütün bu baskınları aşırı siyonist ve şiddet yanlısı siyonist oluşumların liderleri organize ediyor ve taraftarlarını da baskınlara katılmaya teşvik ediyor; işgal rejiminin asker ve polisleri de onların içeride rahatça dolaşmalarına imkan sağlamak için sürekli himaye ediyorlardı. Ama onları himaye ederken bu yerleşimci çetelerin içeride ibadet eden, ilim halkaları oluşturan ve Kur’an okuyan Müslümanlara yönelik çok iğrenç küfür ve hakaret kelimeleri de kullandıkları sözlü, bazen de fiili saldırıda bulunmalarına engel olmuyorlardı. 

Gazze’ye yönelik soykırım savaşının başlamasından sonra bunu aynı zamanda Mescidi Aksa üzerindeki ablukayı şiddetlendirmek için bir fırsat olarak değerlendirmek istedi ve bu yüzden Cuma namazları için Müslümanların toplanmalarını engellediler. Bunun için Mescidi Aksa’nın tüm kapılarını asker ve polislerle sıkıca kapattılar. Bununla yetinmeyerek özellikle Cuma günü Mescidi Aksa çevresinde bir kalabalık oluşmasını ve bu kalabalığın kapıları tutan askerleri ve polisleri zorlamalarını engellemek için Eski Kudüs’ün tüm kapılarını ve Mescidi Aksa’ya çıkan caddeleri de sıkı denetim altına aldılar. Vakit namazlarında da buraya girilmesini iyice zorlaştırdılar. 

Son haftalarda işgal rejiminin Mescidi Aksa üzerindeki ablukasının kırılması ve burada eskiden olduğu gibi kalabalık cemaatler oluşturulması için çağrılar arttı ve kampanyalar düzenlenmeye başlandı. Bu çağrıların ve kampanyaların etkisini gösterdiği ve işgal güçlerinin tüm engellemelerine rağmen Mescidi Aksa’ya ulaşmaya çalışanların sayısında belirgin bir artış olduğu, son Cuma namazında da sayının yaklaşık 25 bine çıktığı gözlemlendi. 

Tabii bu yöndeki faaliyetlerin Ramazan ayında daha da etkisini göstereceği ve işgal rejiminin ablukasını kırmak için kapıları zorlayanların sayısının artacağı tahmin ediliyor. O yüzden siyonist işgal rejimi de Ramazan’da bu mabet üzerindeki ablukayı artırmak ve şiddetlendirmek amacıyla yeni kararlar aldı. Ramazan’da Batı Yaka bölgesinden Kudüs’e girişlerin engellenmesi isteniyor. Kudüs içinde ve 1948’de işgal edilmiş bölgede yaşayanlara da Mescidi Aksa’ya girişler konusunda kısıtlamalar getirilmesi kararlaştırıldı. 

HABERE YORUM KAT