1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Özgür-Der Üniversite Gençliği “Komplo Teorileri’’ Kitabını Tahlil Etti
Özgür-Der Üniversite Gençliği “Komplo Teorileri’’ Kitabını Tahlil Etti

Özgür-Der Üniversite Gençliği “Komplo Teorileri’’ Kitabını Tahlil Etti

Özgür-Der Üniversite Gençliği’nin düzenlemiş olduğu kitap forumunda Kerem Karaosmanoğlu’nun İletişim Yayınları’ndan çıkan “Komplo Teorileri’’ isimli kitabı tahlil edildi. 

13 Ekim 2019 Pazar 13:35A+A-

İlk konuşmacı İbrahim Alpay  komplo teorilerinde sıkça yer alan unsurların tarihsel arka planına  değinerek söze başladı. 

f2-005.jpg

“Komplo teorilerini ortaya çıkaran tarihsel süreç, 18. Yüzyıl Avrupası’nda Aydınlanmacı fikirlerle bir araya gelen çeşitli cemiyetlere dayanıyor. Katolik kilisesine karşı Aydınlanmacı-ilerlemeci fikirleri savunan bu tarz gruplar açık veya gizli faaliyetler yürütüyorlardı. Bu cemiyetlerden biri olan masonlar komplo teorilerinde sıkça yer alan unsurlar arasında kendine yer buluyor.  Daha sonraları masonlar, Aydınlanma karşıtları tarafından tarihsel bağlamından koparılarak, oldukça güçlü ve gizli bir yapılanma olarak gösterilip, köklerinin antik çağa kadar dayandırılarak hermetik geleneklerle, eski mısırla, tapınak şövalyeleriyle ilişkilendirilip yeni bir tarih icat edilme çabasına giriliyor. Zamanla  bu komplo unsurlarına İlluminati ve Yahudilikte ekleniyor. Ortaçağ  boyunca Yahudiler, Katolikler tarafından öteki olarak görüldükleri için bir takım komplolara girişecekleri  evhamı ortaya çıkıyor. Modern dönemde 11 Eylül saldırıları ya da büyük suikastlar gibi olayların masonlara, Yahudilere ve İlluminati gibi örgütlere dayandırıldığını görüyoruz.” 

Daha sonra İbrahim Alpay komplo teorilerinde görülen ortak noktalardan bahsetti.

“Geçmişten günümüze komplo teorilerine baktığımızda birçok ortak yön görüyoruz. Bunlardan ilki hiçbir şeyin tesadüf olmamasıdır. Komplo teorisyenleri bir olayı aktarırken her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu, tek bir büyük aklın bütün olan bitenleri organize ettiğini iddia ederler.  Bir diğer ortak öğe ise hiçbir şeyin göründüğü gibi olmamasıdır. Yine komplo teorilerinde çok sık karşılaştığımız öğelerden biri kötülerin süper kötü ve her zaman kötü olduğu düşüncesidir. Ya iyiler vardır ya da kötüler vardır gri alanlara yer yoktur.  Komplo teorileri eleştirilemez, sorgulanamaz ve yanlışlanamaz öğeler içerir. Yanlışlanabilirlik kriterine göre bir düşüncenin aksini iddia edemiyorsak iddia edilen teorinin gerçek dünyayla ilgisi yoktur. Bu açıdan baktığımızda komplo teorilerinin metodolojik olarak kaygan ve bozuk bir zeminde yer aldığını görüyoruz.” 

Son olarak İbrahim Alpay, komplo teorilerinin temelde bir inanç meselesi olduğunu ve oldukça kaotik ve düzensiz görülen siyasal-sosyal hadiseleri açıklamak için kolaycılığa kaçtığını ve bütün kontrolü üst akla verdiği tespitinde bulundu. 

İkinci konuşmacı Erkam Kuşcu konuşmasına  komplo teorilerini bir düşünme biçimi olarak ele aldı. 

f4-002.jpg

“İnsanın düşünme melekesi en temelde olay ve olgulara arasında sağlıklı bir ilişki kurmasına bağlı olarak gelişiyor. Siyasal-sosyal bir olayı ele alırken, tarihsel ve toplumsal bağlamında ele alınarak düşünce üretiliyor. Ancak zikrettiğimiz düşünme metodu her zaman sağlıklı bir biçimde gelişmiyor. Bu bozuk düşünme metodunun en öncelikli nedenlerinden birinin komplo teorileri olduğunu görüyoruz. Komplocu düşünme biçimi modern öncesi döneme kadar geri götürülebilir. Düşünce tarihinde aklın ve mantığın ötelendiği olay ve olgu arasında ki bağın akıl dışı etkenlerle açıklandığı mitolojiler bu bozuk düşünme biçiminin modern dönem öncesi örnekleri olarak görülebilir. Ancak bizim bugün tartıştığımız komplo modern bir olgudur. Komplonun modern bir olgu oluşu da mitolojiden çok daha girift bir hal almasını sağlamıştır denilebilir. Bu anlamıyla komplolar modern dönemin hikaye ve gizem anlatma araçlarıdır.” 

Komploların her zaman görünenin ötesinde görünmeyen bir gücün –üst akılın- müdahalesine inandığını ifade eden Erkam Kuşcu, bu hususun Allah’ın gaybi yardımına iman eden Müslümanlar açısından çok sıkıntılı bir bakış açısı olduğunu belirtti. 

“Allah’tan başka görünmeyen, her şeye gücü yeten, egemen bir güce inanmak Müslümanların itikadıyla çelişiyor ve bu yanlış akidenin sonucu olarak da Müslümanlarda psikolojik olarak ümitsizlik ve güvensizlik halinin pekiştiğine şahit oluyoruz.” 

Son olarak Erkam Kuşcu, Müslümanın kulluk vazifesinin farkında olması, alemdeki konumunu anlamlandırması ve buradan hareketle de insanlık içinde hayırlı bir toplum olma gayreti gütmesi için sağlıklı düşünmenin elzem olduğunu vurguladı ve komplo teorilerinde ki metodolojik yanlışlıklara dikkat çekti.

“Komplocular kendi teorisini kanıtlamak yerine önce sizin komplo teorisini çürütmenizi ister ancak ortada bir kanıt olmadığı için çürütmekte mümkün değildir. Komplolar, kusursuz işleyişe sahip, rastlantısallığa yer olmayan aynı zamanda esnek bir kurgusallıkla örülü, istediğiniz biçimde eğip bükebileceğiniz, bu sebeplerden ötürü doğrulanmayan aynı zamanda yanlışlanamayan girift, absürt çok katmanlı bir yapıya sahiptirler. Bu nedenle komplolar insanın kendi kendisini düşünememe sarmalına sürüklemesine sebep olur.”

 f1-001.jpg

 

HABERE YORUM KAT

2 Yorum