Mısırlı ailelerden zorla kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması çağrısı

Mısırlı ailelerden zorla kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması çağrısı

Mısırlı Tutuklu Aileleri Birliği, 30 Ağustos Zorla Kaybetmeler Mağdurları Uluslararası Günü öncesinde, Mısır'da zorla kaybedilen kişilerin akıbetlerinin açıklanması çağrısını yineledi.

Mısırlı Tutuklu Aileleri Birliği (Feda), Mısır makamlarına ülkede zorla kaybedilen tüm kişilerin akıbetlerinin ve nerede olduklarının derhal açıklanması çağrısında bulundu. Açıklama, bazı Mısırlı ailelerin yıllardır, hatta bazılarının on yılı aşkın süredir haber alamadıkları yakınlarını aramaya devam ettiği bir dönemde geldi.

Birlik, her yıl 30 Ağustos'ta anılan Zorla Kaybetmeler Mağdurları Uluslararası Günü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, onlarca Mısırlı ailenin, güvenlik güçlerince gözaltına alındığını veya kendilerinden haber alınamadığını belirttiği yakınlarının akıbetini hâlâ bilmediğini bildirdi. Ailelerin yakınlarının nerede tutulduğunu öğrenemediği ve sağlık durumlarından emin olamadığı ifade edildi.

Birliğe göre bazı zorla kaybetme vakaları uzun yıllar öncesine dayanıyor. Devam eden en eski vakaların bir bölümünün, 14 Ağustos 2013'te Kahire'deki Rabiatul Adeviyye Meydanı'ndaki oturma eyleminin dağıtılmasının ardından başladığı belirtiliyor. Söz konusu olay, dönemin Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye yönelik askeri darbenin ardından başlayan geniş çaplı güvenlik operasyonlarında önemli bir dönüm noktası olmuştu.

Birliğe göre 20 binden fazla zorla kaybetme vakası

Feda, son 13 yılda 20 binden fazla Mısırlının farklı sürelerle zorla kaybedilme deneyimi yaşadığını, bunların bir bölümünün daha sonra savcılık veya cezaevlerinde ortaya çıktığını ileri sürdü.

Birlik, bu rakamın Mısır'da zorla kaybetme uygulamasının boyutunu ortaya koyduğunu savundu. Bazı kişilerin uzun süre haber alınamamasının ardından ortaya çıktığı, diğerlerinin ailelerinin ise yakınlarının akıbetini hâlâ bilmediği belirtildi.

Ailelerin yakınlarını bulmak için polis merkezleri, gözaltı yerleri, cezaevleri, hastaneler ve adli tıp merkezleri arasında başvurmadık yer bırakmadığı ancak yakınlarının akıbetine ilişkin kesin bilgiye ulaşamadığı ifade edildi.

Zorla kaybetmelerin aileler üzerindeki etkisinin yalnızca kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılmasıyla sınırlı olmadığına dikkat çekilen açıklamada, ailelerin bir yandan yakınlarını bulma umudunu korurken diğer yandan işkenceye veya öldürülmeye maruz kalmış olabileceği korkusuyla sürekli bir belirsizlik içinde yaşadığı vurgulandı.

Rabiatul Adeviyye sonrası kaybolanlar

Feda, devam eden en eski vakalar arasında 2013'te Rabiatul Adeviyye eyleminin dağıtılmasının ardından kaybolan kişilerin bulunduğunu belirtti.

Birliğin bu kapsamda gündeme getirdiği isimlerden biri, Amr İbrahim Mütevelli. Birlik, Mütevelli'nin babasının da oğlunun akıbetini öğrenmek için yürüttüğü aramalar ve girişimleri nedeniyle yetkililer tarafından gözaltına alındığını ileri sürdü.

Birlik ayrıca eski Mısırlı milletvekili ve Adalet Partisi'nin eski genel başkanı Mustafa en-Neccar'ın durumunu yeniden gündeme getirdi. Neccar'ın Ekim 2018'de kaybolduğu ve ailesinin o tarihten bu yana nerede olduğunu ve akıbetini öğrenmek için çağrılarını sürdürdüğü belirtildi.

Neccar'ın siyasi ve parlamenter kimliği nedeniyle dosyasının özel önem taşıdığı, Mısır makamlarının daha önce kaybolmasından sorumlu olduklarını reddettiği ifade edildi.

Daha yeni vakalar ve uygulamanın tekrarlanacağı endişesi

Birliğin gündeme getirdiği vakaların yalnızca yıllar önce kaybolan kişilerle sınırlı olmadığı, aralarında Z kuşağından gençlerin yanı sıra siyasi isimlerin de bulunduğu belirtildi.

Feda, Fazilet Partisi Genel Başkanı Mahmud Fethi'yi de örnek gösterdi. Birliğe göre Fethi, Libya'nın başkenti Trablus'ta kaçırıldı ve Mısır makamlarına teslim edilmesinden endişe ediliyor.

Birlik, bu tür vakaların özellikle başka ülkelerde gözaltı veya kaçırma olaylarının yaşanması halinde yurt dışında bulunan Mısırlı muhaliflerin akıbetine ilişkin endişeleri artırdığını belirtti.

Açıklamada ayrıca, yaklaşık iki hafta önce bir mahkeme tarafından serbest bırakılmasına karar verilen tutuklu Abdullah Rabii'nin durumu da gündeme getirildi.

Birliğin aktardığına göre Rabii, tahliye işlemlerinin tamamlanması için Zagazig Polis Merkezi'ne götürüldü ancak ailesi ve avukatları daha sonra yetkililerin onu başka ve yeri açıklanmayan bir yere naklettiğini öğrendi. Feda, bunun Rabii'nin yeniden zorla kaybedilmesine ilişkin ciddi endişe yarattığını belirtti.

Birlik, her bir vakaya ilişkin ayrıntıların bağımsız biçimde doğrulanması gerektiğini, zira gözaltı ve kaybetme dosyalarının bir bölümünde resmi bilgilere erişimin son derece güç olduğunu da kabul etti.

“Zorla kaybetme” devam eden bir suç

Feda, uluslararası hukuk açısından zorla kaybetmenin yalnızca yetkililer tarafından açıklanmayan bir gözaltı işleminden ibaret olmadığını, özgürlük ve güvenlik hakkı ile hukuki koruma hakkı başta olmak üzere birden fazla temel hakkın ihlalini içeren bir uygulama olduğunu belirtti.

Birlik, tanımını Tüm Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye dayandırdı. Sözleşmeye göre zorla kaybetme; devlet görevlileri veya devletin izni, desteği ya da onayıyla hareket eden kişi ya da gruplar tarafından bir kişinin tutuklanması, gözaltına alınması veya kaçırılması ve ardından özgürlükten yoksun bırakıldığının reddedilmesi ya da kişinin akıbeti veya nerede olduğunun gizlenmesiyle onu hukukun koruması dışında bırakılması anlamına geliyor.

Bunun, kaybedilen kişinin avukatı veya ailesiyle iletişim kurmasını ve gözaltısının hukuka uygunluğuna etkili biçimde itiraz etmesini engellediği belirtildi.

Ailelerin de yakınlarının akıbeti ve nerede bulunduğuna ilişkin gerçeği öğrenme hakkından sürekli olarak mahrum bırakıldığı vurgulandı.

Akıbetin açıklanması ve hesap verilmesi talebi

Mısırlı Tutuklu Aileleri Birliği, yetkililerden zorla kaybedilen kişilerin hayatta olup olmadığına bakılmaksızın, akibetleri ve bulundukları yerler hakkında sahip oldukları tüm bilgileri derhal açıklamalarını istedi.

Hayatta olan kişilerin aileleriyle görüşmesine izin verilmesini, hayatını kaybettiği tespit edilenlerin naaşlarının veya kalıntılarının ailelerine teslim edilmesini ve ölümle sonuçlanan vakalarda ölüm koşullarının açıklanmasını talep etti.

Birlik ayrıca zorla kaybedilenler, mahkeme kararları kapsamında cezaevinde bulunanlar ve savcılık kararları doğrultusunda gözaltında tutulanlar dahil olmak üzere tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısını yineledi.

Feda'ya göre zorla kaybetme dosyasının çözümü, Mısır'daki siyasi tutukluların durumu ile cezaevi ve gözaltı koşullarına ilişkin daha geniş dosyadan ayrı ele alınamaz.

Aileler yıllardır aynı soruyu soruyor: “Neredeler?”

Zorla kaybetme vakalarının en ağır boyutlarından biri, ailelerin bilgiye erişememesi olarak öne çıkıyor. Olağan bir gözaltı durumunda ailelerin, kişinin nerede tutulduğunu, hangi kurumun gözetiminde olduğunu ve hangi suçlamalarla karşı karşıya bulunduğunu bilmesi beklenirken, zorla kaybetme vakalarında aileler yakınlarının bir güvenlik biriminde, cezaevinde veya resmi olmayan başka bir yerde tutulup tutulmadığını dahi bilemeyebiliyor.

Feda, bu durumun aileleri çifte bir mağduriyetle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor: Bir yandan ailelerinden birini kaybediyor, diğer yandan onun hayatta olup olmadığını öğrenme hakkından mahrum kalıyorlar.

Birlik, gerçeğin ortaya çıkarılmasının tali bir talep olmadığını, ciddi bir adalet ve hesap verebilirlik sürecinin ilk adımı olduğunu vurguladı.

Zorla Kaybetmeler Mağdurları Uluslararası Günü'nün bu yılki anılması, Mısır'daki insan hakları ve siyasi özgürlüklerin durumuna ilişkin tartışmaların sürdüğü bir döneme denk geliyor.

Birlik, zorla kaybetmeye karşı korunmanın iktidarın bahşettiği bir ayrıcalık değil, hukuki bir yükümlülük ve temel bir hak olduğunu belirterek dosyanın çözümü için gerçeğin ortaya çıkarılması, sorumluların belirlenmesi, sorumluların hesap vermesi ve mağdurlar ile ailelerinin haklarının teslim edilmesi gerektiğini vurguladı.

Her bir vakaya ilişkin kapsamlı resmi yanıtların bulunmadığı bir ortamda, onlarca ailenin yıllardır sorduğu soru ise değişmiyor: “Yakınlarımız nerede ve yıllar süren bu kayboluşun ardından onlara ne oldu?”

Zorla Kaybetmeler Mağdurları Uluslararası Günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2010'da kabul edildi. Gün, zorla kaybetmenin tehlikelerine dikkat çekmek, bu uygulamanın önlenmesini sağlamak, sorumluların yargılanmasını ve mağdurların akıbetinin ortaya çıkarılmasını teşvik etmek amacıyla her yıl 30 Ağustos'ta anılıyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir