HAKSÖZ-HABER
24 TV'de Esra Elönü’nün sunduğu Arafta Sorular programına konuk olan Grup Yürüyüş solisti ve müzik eğitimcisi Mehmet Ali Aslan; Gazze'de yaşanan soykırımın insanlık tarihi açısından benzersiz bir kırılma noktası olduğunu belirterek, bölgede 20 bini aşkın çocuğun katledilmesine dünyanın sessiz kalmasını ve "Filistin'den bana ne" şeklindeki duyarsızlığı sert bir dille eleştirdi.
"Bütün olumsuz tabloya rağmen benim kanaatim, Gazze'deki bu soykırım süreci insanların vicdanını ayağa kaldırdı, insanların vicdanını diriltti. Ben şahsen orada 70 binden fazla insan, çok kıymetli insanlar, belki yeryüzünün en şerefli insanları hayatlarını kaybettiler, şehit oldular. Bunun, oradaki o ödenen bedellerin boşa ödenmediğinin bir göstergesi aslında bu vicdan ayaklanması. Çok farklı milletlerden, çok farklı coğrafyalardan insanlar Gazze için bedeller ödeme pahasına tepkilerini ortaya koyuyorlar. Bu bence güzel bir duyarlılık."
Konuşmasında Birleşmiş Milletler'e ve uluslararası kurumlara tepki gösteren Aslan, sanatçının sorumluluğuna dikkat çekti:
"Birleşmiş Milletler yarım milyon insana yönelik gıda yardımını durdurma kararı alıyor, neden? Ödenek bulamıyor. Burada çok daha temel bir şey var; insanlar orada açlıktan ölecekler fakat 'ödenek yok' diyor. Niye bu kadar yücelttiğiniz bu medeniyetiniz, kavramlarınız, kurumlarınız niye var? Biz sessiz kaldıkça orada insanlar açlıktan ölecekler. Dolayısıyla sesimizi artırmalıyız, boykotumuzu güçlendirmeliyiz, infaklarımızı artırmalıyız, yapabileceğimiz her şeyi yapmalıyız. Ben müzisyenim; ben şimdi müzisyen olarak Filistin için bir şarkı, bir ezgi yapmıyorsam benim yaptığım sanat boştur, ne işe yarar? Gerçekten boştur, o zaman helal değildir. Herkes bulunmuş olduğu konum itibariyle sesini yükseltmeli, ses vermeli. Bu hem insan olmanın bir gereğidir, üstüne üstlük bizim artı bir sorumluluğumuz var, biz Müslümanız. Bizim adil şahitler olmamız lazım. Allah bizi bunu yapmakla sorumlu tutmuş. Eğer biz o şahitliğimizi yerine getiremezsek, o zaman kaybedenler kulübündeyiz demektir."
"Boykot Duruşunuzu Ayakta Tutan Bir Olgu"
Boykotun önemine değinen ve toplumdaki olumsuz yaklaşımları eleştiren Aslan, boykot bilincinin korunması gerektiğini belirtti:
"Boykot çok güçlü, şu anda bana göre en etkili olan bir tepki biçimi. Bir kere şeyi ayakta tutuyor: Niye boykot ediyorum? Çünkü ben Filistin halkının yanındayım. Niye boykot ediyorum? Çünkü ben İsrail'i meşru görmüyorum, İsrail soykırımcı devlet. Niye boykot ediyorum? Çünkü almadığım ürünler İsrail'e destek veriyor, doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sunuyor. Dolayısıyla ben vicdanın yanında yer alıyorum ve ondan uzak duruyorum. Ben bir tarafım bu noktada; ben mazlumların yanındayım, insanlığın yanındayım, hakkın, Gazze'nin yanındayım. Bunu açık olarak ifade ediyorum. Boykot aslında bir anlamıyla sizin İsrail'e karşı olan duruşunuzu da ayakta tutan bir olgu. Ekonomik anlamda muhatabınızı yıpratmakla birlikte aynı zamanda sizi de ayakta tutan bir unsur."
Boykotu zayıflatmaya dönük söylemleri vesvese olarak niteleyen sanatçı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mutlaka bu tarz şeytani vesveseler olacaktır: 'Almasan ne olur kardeşim, eyleme gidiyorsun, bağırıyorsun da ne oluyor, İsrail daha mı az füze atıyor?' Bu şekilde söyleyenler oluyor, ben bunları vesvese olarak değerlendiriyorum. Allah yolunda kaybolan hiçbir şey yoktur. Sen ne yapabiliyorsan bunu yap, ondan sonra nelerin değiştiğini hepimiz göreceğiz. Bence dünya değişiyor. Bugün Amerikalı öğrenciler okuldan atılma pahasına Gazze için üniversitede eylem yapıyorlarsa bu, dünyanın değiştiğinin bir göstergesidir. Siyonist Yahudiler dünyanın her yerinde tepkiye maruz kalıyorlar. İsrail, onca propaganda ve medya gücüne rağmen artık kendisinin soykırımcı, vahşi bir devlet olduğu imajını temizleyemiyor, temizleyemez de artık, bu bitti."
Repertuar Eleştirisi
Kültür-sanat alanında kendi mahallesine dönük eleştirilerde bulunan Aslan, kadın müzik gruplarının ve yerel yönetimlerin içerik tercihlerine dikkat çekti:
"Kendi müzik evlerimizde, müzik okullarımızda müfredata baktığımızda, muhafazakar belediyelerin bilgi evlerine de baktığımızda hep seküler içerikler görüyoruz müzik kurslarında ya da diğer sanatlarda. Bunu ilk defa söyleyeceğim; zaman zaman sosyal medyada karşımıza çıkıyor, çok fazla hanım müzik grupları oluştu. Ama repertuarlarına bakıyoruz, hiç bizim camianın melodileri değil, hep daha seküler bir repertuar tercih ediyorlar. İlan ediyorlar ne çalacaklarını, ne söyleyeceklerini, liste olarak bir şekilde geliyor önümüze. Biz kendi eserlerimizi, kendi camiamızın ezgilerini çalmazsak, sağda solda söylemezsek bu müziği duyuramayız. Diğer müzikler zaten her yerde çalınıyor, söyleniyor. Niye bir daha üstüne biz çalıyoruz ki? Ben de bunu anlamıyorum açıkçası."
Eserlerin ortaya çıkış sürecini anlatan Aslan, şair Ali Emre'nin katkısına vurgu yaptı:
"Sözlerinde Ali Emre'nin de katkısı var, onu mutlaka söylemeliyim. Bizim eserlerin önemli bir kısmında onun imzasını görürler dinleyicilerimiz. Onu da buradan selamlamak isteriz, Allah razı olsun kendisinden de."
Gazze'de şehit olan küçük Rim için bestelediği eserin hemen o anda doğduğunu anlatan Aslan, programda Rim ezgisinin yanı sıra sözleri ve melodisi Filistinli çocuklara ait olan Filistinu Efdi, Abdülbaki Kömür bestesi olan klasikleşmiş Ey Şehit ve Gazze direnişini anlatan son çalışması Gazi Gazzeyi seslendirdi.
"Sanat Yangında En Son Kurtarılacak Şey Gibi Görülüyor"
Grup Yürüyüş'ün 28 Şubat sürecindeki başörtüsü eylemlerinde ve meydanlardaki yürüyüşlerde doğduğunu hatırlatan Aslan, camianın kültür-sanat kurumlarına ve yerel yönetimlerine yönelik şu eleştiriyi paylaştı:
"Sanat tarih boyunca hep bir takım sponsorluklara muhtaç bir etkinlik. Şimdi günümüzde de böyle; dijital mecra sponsor ediyor ya da büyük kurumlar seküler müzikleri finanse ediyor. Spotify, YouTube gibi devler seküler camiayı domine ediyorlar, arkalarında çok büyük destek var, inanılmaz bir imkânla müzik üretiyorlar. Bizim için bu çok geçerli değil. Bizim türde müzik yapan sanatçıların çok popülerliği yok, daha seçici bir kitleye sahibiz. Kurumlar da şöyle bakıyorlar: 'Ben buna destek versem konserine kaç kişi gelecek?' Tamamen pragmatik bir bakış açısıyla bakıyorlar. 'Sanatı destekleyeyim, Müslümanları temsil eden, bizi temsil eden bir hikâyemiz olsun' bakış açısı bu değil. Kültür Bakanlığı'nın ya da bir takım belediyelerin, büyük kurumların bakışını bu belirliyor."
Kurumlardaki bu yaklaşımın üretimi zorlaştırdığını belirten Aslan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Sanat bu anlamıyla yaptığınız müzik, yaptığınız resim, film; malayoni işler olarak görülüyor. Yangında en son kurtarılacak şeyler gibiyiz aslında; olmasa da olur ama madem var olsun falan gibi. Bakış açısı bu olunca o gemiyi yürütemiyorsunuz. Hal böyleyken sonra gelip 'Ne ürettiniz, 20 yılda ne ürettiniz?' diye sormak çok adil olmuyor. Sürekli bu meseleler üzerinden bir yakınma halini hiç doğru bulmuyorum, yoklukta da üretebilmeliyiz; ama varlıkta daha iyi şeyler de üretebiliriz."

