Maraş Terörle Mücadele, eski günlerin özlemini mi yaşıyor?

Maraş Terörle Mücadele, eski günlerin özlemini mi yaşıyor?

Sadi Yüksel Hoca'nın avukatı Haksöz Haber’e konuştu. Gözaltı sürecinde yaşananlar Türkiye'nin geride bırakmak istediği terörle mücadele kisveli hak ihlalleri silsilesini hatırlatır nitelikte...

HAKSÖZ-HABER

Kahramanmaraş'ta 6 Ekim'de Kur'an'a Hizmet Vakfı gönüllülerine ve Kul Sadi Yüksel Hoca'ya yönelik gerçekleştirilen terörle mücadele (TEM) operasyonunun yankıları sürüyor. Dosyada müdafi olarak bulunan Avukat Ferhan Gündoğdu, basına servis edilen bilgilerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, emniyet ve adliye süreçlerinde yaşanan ciddi insan hakları ihlallerini, hukuksuz uygulamaları ve asılsız iddiaları anlattı. Gündoğdu'nun Haksöz'e yaptığı açıklamalar, operasyonun hukuki bir süreçten ziyade algı yönetimi ve toplumsal dışlama amacı taşıdığına işaret ediyor.

Basına Sızdırılan "22 Mürid Tutuklandı" İddiası Gerçeği Yansıtmıyor

Operasyonun ardından medyada yer alan, Sadi Yüksel'in serbest kalıp 22 müridinin veya DEAŞ üyesinin tutuklandığı yönündeki haberlerin kasten sızdırıldığını ve asılsız olduğunu belirten Gündoğdu, gerçeğin çok farklı olduğunu dile getirdi. Operasyon kapsamında Kur'an'a Hizmet Vakfı gönüllüsü olan 17 kişinin gözaltına alındığını ve bunlardan yalnızca üçünün (Adem Kahraman, Şuayip Çayır, Mehmet Muslu) tutuklandığını belirten Gündoğdu, "Bunların haricinde gözaltına alınan ve tutuklanan diğer 19 kişi ile ne Sadi Hoca’nın ne de Kur’an’a Hizmet Vakfı’nın hiçbir alakası, ilgisi yoktur; bu kişilerin bir kısmının diğer illerden operasyon ile alınarak Kahramanmaraş’a getirildiklerini biliyoruz" ifadelerini kullandı.

Sabaha Karşı Kapılar Kırıldı, "Azılı Terörist Muamelesi" Yapıldı

Gözaltı sürecinde ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığına dikkat çeken Gündoğdu, vakıf gönüllülerinin ekseriyetinin merkezde esnaflık yapan, bilinen ve faaliyetleri legal olan kişiler olmasına rağmen sabaha karşı saat 3-4 sularında kapıları kırılıp evlerine baskın düzenlendiğini aktardı. Gündoğdu, ailelerinin ve mahrem odalarının ortasında insanlara ters kelepçe takıldığını ve bazı vakıf gönüllülerine şiddet uygulandığını vurguladı.

Avukat görüş kısıtlamasının 24 saat sürdüğünü ve itirazlarından sonuç alamadıklarını belirten Gündoğdu, TEM şubesinde geçirilen üç günlük süreç için, "Nezarethanelerde kötü muamele görüldü, azılı terörist muamelesi yapıldı. Dini vecibelerin yerine getirilmesine mani olunması, abdest almalarının engellenmesi gibi konularda çok ciddi sıkıntılar yaşandı." dedi.

Adliye Koridorlarında Ters Kelepçeli ve Susuz Bekleyiş

Emniyetteki kötü muamelenin adliye sevk sürecinde de devam ettiğini ifade eden Gündoğdu, cuma sabahı saat 06.00’da başlayan sevk işleminde şüphelilere saat 10.30’a kadar su dahi verilmediğini kaydetti. Aç ve ters kelepçeli bir şekilde sandalyelerde bekletilen, çoğu yaşlı ve hasta olan şüphelilerin ancak avukatların yoğun itirazları ve savcı izniyle düz kelepçeye geçirilebildiğini belirtti.

40 klasörü aşan dosya yükünün tek bir savcı ve tek bir Sulh Ceza Hakimi üzerinde yoğun bir psikolojik baskı oluşturduğunu dile getiren Gündoğdu, "Mahkeme hakimi de Kur’an’a Hizmet Vakfı gönüllüleri ile DEAŞ arasında herhangi bir irtibatlı delil görmediği için sevk edilen 16 kişiden sadece üçünü tutuklamıştır, ki bu üç tutuklamanın da aslında hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum." şeklinde konuştu.

İbadetler, "Tevhid" Kelimesi ve "İnfak" Suç Unsuru Gibi Gösterildi

Sorgu aşamasında dosyada DEAŞ ile vakıf gönüllüleri arasında tek bir somut delil veya organik bağ bulunmamasına rağmen tipik terör örgütü soruları sorulduğuna değinen Gündoğdu, soruların kişilerin ibadet hayatını ve ifade özgürlüğünü hedef aldığını vurguladı. Şüphelilere; "Türkiye Cumhuriyeti mevcut anayasal sistemini benimsiyor musunuz?", "Devleti tağuti devlet olarak görüyor musunuz?", "Devlet imamlarının arkasında namaz kılıyor musunuz?", "Cuma ve teravih namazlarını nerede kılıyorsunuz?" gibi inanç ve ibadet temelli sorular yöneltildi.

Telefon görüşmelerinin de cımbızlandığını belirten Gündoğdu, "Konuşma kayıtlarından çıkartılmak suretiyle 'infak', 'tevhid' kelimelerini neden kullandıkları soruldu; toplu teravih, iftar programları ve zarf içinde verilen gizli sadakalar sorulup suç unsuru gibi gösterilmeye çalışıldı." diyerek, halka açık vakıf binasındaki bir konferansa katılanların isimlerinin bile örgütsel faaliyetmiş gibi soruşturmaya dahil edildiğini aktardı.

Depremdeki Arama Kurtarma Çalışmalarından Suç Devşirme Çabası

Dosyadaki bir diğer dikkat çekici unsur ise HTS (telefon trafiği) kayıtlarının kullanılış biçimi oldu. Gündoğdu'nun aktardıklarına göre, 2022 yılına kadar geriye dönük incelenen kayıtlar içinde özellikle 6 Şubat Kahramanmaraş depremi sonrasındaki tarihler mercek altına alındı.

AFAD koordinasyonunda arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerine katılan gönüllülerin o kaotik dönemde gerçekleştirdiği yoğun iletişim trafiği, arayan kişilerin GBT'sini sorgulama şansları olmamasına rağmen "haksız suçlamalara gerekçe" yapıldı.

Kesinleşmiş Beraat Kararları Yok Sayıldı

Gönüllülerin geçmiş hukuki durumlarına dair iddialara da yanıt veren Gündoğdu, bu kişilerin büyük bir kısmının 2009 yılında El-Kaide/Vuslat Grubu adı altında bir soruşturma geçirdiklerini, ancak 2021 yılında tümü hakkında beraat kararı verildiğini ve bunun Yargıtay ilamıyla kesinleştiğini belirtti.

Masumiyetleri kesinleşmiş yargı kararıyla sabit olmasına rağmen emniyette hâlâ "işlem kaydı olan" şahıslar muamelesi gördüklerini belirten Gündoğdu, "Gündelik hayattaki konuşmalar ve HTS kayıtları örgütsel eylem süsü verilerek mahkeme yanıltılmaya çalışılmıştır. Ayrıca ev aramalarında hiçbir silahlı mühimmat bulunmamış, Seyyid Kutub gibi yazarların kitaplarına el konulmuştur." ifadelerini kullandı.

"İtibar Suikastı ve Toplumsal Dışlama Hedefleniyor"

Sürecin başından sonuna kadar açık bir hukuksuzluk ve hak ihlali barındırdığını ifade eden Av. Ferhan Gündoğdu, hak ihlaline sebep olan kamu görevlileri hakkında yasal işlem talep ettiklerini belirtti. Medya üzerinden masum insanların itibarlarının hedeflendiğini belirten Gündoğdu sözlerini şöyle tamamladı:

"İroniktir ki basına servis edilen görüntülerde bile tutuklanan değil, tamamı serbest bırakılan şahısların görselleri kullanılmıştır; bu da amacın toplumsal dışlama ve zarar verme olduğunu gösteriyor."

Gündoğdu, hukuki mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerini belirterek tüm kamuoyunu bu hukuksuzluklara karşı duyarlı olmaya davet etti.

HABERE YORUM KAT
2 Yorum
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir