Lübnan Sandığa Gidiyor

Lübnan Sandığa Gidiyor

Bugün Lübnan’da seçimler gerçekleştirilecek. Dünyanın gözü bu seçimlerde olacak. Lübnan Parlamentosu, 128 sandalyeden oluşuyor. Şu anda iktidarda bulunan 14 Mart Koalisyonu sandalyelerin 72'sini, muhalefetteki 8 Mart Koalisyonu ise 56'sını elinde tutuyor.

Kerim Balcı'nın Lübnan seçimleri üzerine yaptığı haberi konuyu daha iyi anlamak için iktibas ediyoruz:

Lübnan sandığa gidiyor, Hizbullah kazanırsa Obama için zor sınav olacak

Ortadoğu'nun karmaşık siyasî, dinî ve etnik yapısı nedeniyle krizlerden kurtulamayan ülkesi Lübnan, bugün kritik bir seçim için sandığa gidiyor. Parlamentonun yeni üyelerinin belirleneceği seçimleri muhalefette bulunan 8 Mart Koalisyonu'nun kazanması durumunda, ülkedeki dengeleri derinden etkileyebilecek bu sonucun ABD Başkanı Barack Obama için de önemli bir sınava dönüşeceği ifade ediliyor.

Hizbullah'ın başını çektiği 8 Mart Koalisyonu'nun demokratik bir seçimin sonunda iktidara gelmesi halinde ABD'nin mevcut Lübnan politikasını gözden geçirmesi, Obama'nın Kahire konuşmasındaki güzel sözlerin arkasında duramadığı şeklinde yorumlanacak. ABD, Hizbullah'ı halen terörist örgütler listesinde tutuyor ve seçim sonuçlarının bu durumu değiştirmesi ihtimali düşük görünüyor. Nitekim dün Lübnan'ın En-Nehar ve El-Hayat gazetelerine konuşan ABD Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Jeffrey Feltman, Hizbullah'ın kazandığı bir seçimin ABD'nin Lübnan politikasını etkilemeyeceğini beklemenin naiflik olacağını söyledi. Hizbullah, son bir haftadır yaptığı açıklamalarda, seçim sonuçlarının Lübnan'ın uluslararası konumunu etkilemeyeceğini ilan ederek seçmenleri 8 Mart Koalisyonu'nu desteklemek hususunda endişe etmemeye çağırıyordu. "Ben Lübnanlıların seçimin ilişkilerimizi etkileyeceğini görecek kadar zeki insanlar olduğuna inanıyorum." şeklinde konuşan Feltman, 8 Mart Koalisyonu'nun büyük ortağı olan Maruni Özgür Vatansever Hareketi Partisi'ni de Şii Hizbullah ve Emel partileriyle aynı koalisyonda yer aldığı için eleştirdi. Daha önce ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Başkan Yardımcısı Joe Biden da Lübnan'ı ziyaret etmiş ve her ikisi de ABD'nin Lübnan'a yaptığı 1 milyar doları aşkın yardımı seçimlerden sonra yeniden değerlendireceğini söylemişti. Washington'daki resmî ağızlar, seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik olarak iktidardaki 14 Mart Koalisyonu'nu destekleyen açıklamalar yapsalar da Reuters Haber Ajansı'na konuşan eski ABD Başkanı Jimmy Carter, sonuçlar her ne olursa olsun Amerika'nın sonuçları tanıyacağını ümit ettiğini söyledi. Rusya da daha önce yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın seçimleri kazanması halinde sonuçları tanıyacağını kaydetmişti.

Zaman'a konuşan muhalif El-Ehbar gazetesinin editörlerinden Elie Chalhoub, seçimlerin Hizbullah'ı iktidara taşıması halinde uluslararası tepkinin ekonomik ambargodan aktif askerî müdahaleye kadar tırmanabileceğini tahmin ettiğini söyledi. "İktidarı istifaya zorlamak için ABD ve AB ellerinden geleni yapacaklardır." diyen Chalhoub'a göre en tehlikeli senaryo, İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik bir sindirme operasyonuna kalkışması. Chalhoub, "İsrail, 2006 yılındaki işgalini sadece Hizbullah'ın yoğunlukta olduğu bölgelerde yapmıştı. O zaman Lübnan hükümeti hedef alınmamıştı. Çünkü iktidarda Fuad Sinyora vardı. Ama İsrail'in, Hizbullah'ın iktidarda olduğu bir Lübnan'ı bombaladığını düşünün; bunun anlamı başkanlık sarayını, hükümet binasını bombalamaları demektir. Bu, topyekûn Lübnan'ı hedef alan bir savaş olur." şeklinde konuştu. Chalhoub'un korkularını doğrulayan bir haber çarşamba günü Moskova'da temaslarda bulunan İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman'dan geldi. Moskova'nın Ortadoğu barışı için bir konferansa ev sahipliği yapma isteği kendisine iletilen Lieberman, Hamas'ın veya Hizbullah'ın davet edildiği bir zirveyi boykot edeceklerini net bir dille ifade etti.

Seçimden sonra iç politikanın nasıl şekilleneceği konusundaki görüşlerini Zaman'la paylaşan Elie Chalhoub, herkesin muhalefetin kazanmasını beklediği seçimde son anda sürprizlerin olabileceğini söyledi. Chalhoub'a göre Hizbullah'ın seçimi kazanmaları halinde kendisine başbakanlık teklifi götüreceklerini söylediği Refik Hariri'nin oğlu Saad Hariri'nin Hizbullah'ın teklifini daha baştan reddetmesi de bir pazarlık taktiğinden ibaret. "Hariri, kendisi başbakanlığı kabul etmeyeceğini söylüyor. Ama Hariri'nin arkadaşları hükümette maksimum sayıda bakan sahibi olabilmek için bu ifadeyi koz olarak kullanacaklardır. Seçim sonrasında dış müdahale Lübnan'ı karıştırmazsa içeride ateşli bir pazarlık başlayacak." diyen Chalhoub'a göre seçim sonuçları sadece kurulacak hükümetin karakteristiği açısından değil, aynı zamanda yazılacak yeni anayasanın temel karakteristiği açısından da önemli. Cuma günü ataması tamamlanan Anayasa Konseyi'nin üyeleri yemin ederek işbaşı yapmışlardı. Cumhurbaşkanı Michel Süleyman'ın inisiyatifi olarak devam eden Anayasa Konseyi'nin seçimlerden sonra işbaşı yapması ve Lübnan'da köklü bir kurumsal reform döneminin başlaması bekleniyordu. Muhalefetteki 8 Mart Koalisyonu da seçimlerden sonra anayasal reformları devam ettireceğini açıklamış bulunuyor.

Lübnan'ı dört senaryo bekliyor

Lübnan Parlamentosu, 128 sandalyeden oluşuyor. Şu anda iktidarda bulunan 14 Mart Koalisyonu sandalyelerin 72'sini, muhalefetteki 8 Mart Koalisyonu ise 56'sını elinde tutuyor. Kamuoyu yoklamaları bugünkü seçimlerde sandalye sayılarının el değiştireceğini gösteriyor. Seçimlerde her parti her bölgeden aday gösteremiyor.

Zira parlamentodaki sandalyelerin farklı dinî ve etnik gruplar arasında nasıl dağıtılacağı 1989 Taif Anlaşması ve onu detaylandıran 2008 Doha Anlaşması'yla belirlenmiş durumda. Buna göre 128 milletvekilli parlamentoda Marunilerin 34, Şiilerin 27, Sünnilerin 27, Rum Ortodoksların 14, Dürzilerin 8, Ermenilerin 6, Rum Katoliklerin 8, Alevilerin 2, Protestanların 1 ve diğer Hıristiyanların 1 milletvekili olabiliyor. Lübnan Anayasası'na göre başbakanın bir Sünni olması zorunlu. Anayasada herhangi bir değişiklik yapmak için de mutlak çoğunluk (84 milletvekili) gerekiyor. Bütün bunlar, 8 Mart Koalisyonu'nu, iktidara gelmesi durumunda dahi muhalefet partileriyle işbirliği yapmak zorunda bırakıyor.

1. 8 Mart Koalisyonu az farkla kazanır: Bu durumda Hizbullah'ın öngördüğü üzere 14 Mart Koalisyonu'na, özellikle de koalisyonun büyük partisi Hariri'nin Tayyar el-Müstakbel'e (Gelecek Hareketi) hükümette yer alma teklifi götürülecek. Hariri'nin muhalefette kalmayı tercih edeceği biliniyor. Ancak ortaklarının ve bugüne kadar Fuad Sinyora hükümetini desteklemiş olan ABD ve Suudi Arabistan'ın baskıları karşısında Hariri'nin fikrini değiştirmesi bekleniyor. 14 Mart Koalisyonu'nun ikinci büyük ortağı olan 16 sandalyeli İlerici Sosyalist Parti'nin lideri Velid Canbolat'ın seçimlerden sonra 8 Mart Koalisyonu'na yanaşması da muhtemel. Zira Canbolat, Suriye yanlısı olmasıyla biliniyor ve son dönemlerde 14 Mart İttifakı'nın hata olduğunu ima eden konuşmalar yapıyor. Bu durumda Hizbullah, Hariri dışında bir Sünni lider arayışına girebilir. Gözlemciler, zengin bir işadamı olan eski başbakanlardan Necip Mikati ve Fransız Lübnan Bankası Başkanı Adnan Kasir'in isimlerinin üzerinde duruyor. Her iki isim de gerek Suriye gerekse Suudi Arabistan'la iyi ilişkileri olan kişiler olarak biliniyorlar. Mevcut başbakan Fuad Sinyora'nın Hizbullah tarafından kabul görmeyeceği ise kesin.

2. 14 Mart Koalisyonu az farkla kazanır: Bu durumda mevcut hükümetin devam etmesine kesin gözüyle bakılıyor. Fuad Sinyora ülkeyi tek başına yönetmeye kalkışmanın bir sivil savaş başlatabileceğini birinci elden görmüş bir lider. Muhalefete kritik kararlarda veto hakkı tanıyan mevcut bakanlar kurulu dağılımının aynen devam etmesi kuvvetle muhtemel. Hariri henüz koalisyonunun kazanması durumunda başbakan olmayı isteyip istemeyeceğini açıklamış değil. Ancak bu durumda bile Sinyora'nın başbakanlığına bitmiş gözüyle bakılabilir. Bir ihtimal, muhalefetin de kabul edeceği Necip Mikati'ye yeniden başbakanlığın teklif edilmesi.

3. Seçimin net bir kazananı olmaz: Bu durumda belirleyici oylar bağımsız milletvekilleri olur ki; bunlar Cumhurbaşkanı Michel Süleyman ile çalışan isimler. Bir Maruni Hıristiyan olan Süleyman'ın hem 14 Mart hem de 8 Mart koalisyonlarını dağıtarak merkezde yeni bir koalisyon oluşturması muhtemel. Bu durumda Hizbullah'ın koalisyondan dışlanması muhtemel olduğundan bunun ülkeyi sivil savaşa sürüklemesinden endişe ediliyor. Süleyman'a seçimlerden önce de bir merkez koalisyon oluşturması yönünde talepler iletilmiş, ancak Süleyman tarafsızlığını bozmak istememişti. Bu senaryo da başbakanlık için aktif siyasetin içinde olmayan Necip Mikati'nin ismini öne çıkarıyor.

4. 8 Mart Koalisyonu açık ara farkla kazanır: Bu durumda Velid Canbolat'ı hükümette birkaç bakanlık almak şartıyla ikna eden Hizbullah ve ortakları, Sünni bir başbakan ve ekibine bakanlar kurulunda dört ya da beş bakanlık koltuğu vererek anayasayı değiştirebilecek bir çoğunluk oluşturabilir. Bu durumda ülke Suriye yandaşı partilerin eline geçmiş olur ve Ortadoğu politikası esaslı bir sarsıntı geçirir.

Kerim Balcı – ZAMAN Gazetesi

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir