1. YAZARLAR

  2. SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

  3. ‘Kavim’, Kan veya Dil Birliğine; ‘Millet’ ise, İnanç Birliğine Dayanır
SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Kavim’, Kan veya Dil Birliğine; ‘Millet’ ise, İnanç Birliğine Dayanır

12 Mayıs 2018 Cumartesi 11:10A+A-

Hele de, seçim atmosferinde kavmiyetçi duyguların derinden derine yanan gizli ateş gibi ülkemiz insanları arasında daha bir su yüzüne vurduğu hissedilmekte.. Sözgelimi bir kişi seçimlerde şu veya bu partiden aday mı olacak, o kişinin hemen hangi etnik gruptan olduğu gündeme geliyor. ‘O mu, çerkez’dir, kürd’dür, türk’tür, arnavut’tur, boşnak’tır, zaza’dır, gürcü’dür, muhti’(Müslüman olmuş ermeni)dir, arab’dır, abaza’dır, laz’dır, çepni’dir, roman’dır, tatar’dır, ‘çeçendir, ‘qumukdur,  vs..

Seçimlerde de, ‘Bu kişi  bizim kavimden, elbette onu seçmeliyim’;  ya da, ‘o bizim kavimden değil, o halde onları seçmemeliyim..’  havası taşıyanlar az da sayılmaz.. Hattâ, dar ‘hemşehricilik’  ayırımları bile yapılabilmekte..

Bu arada bazıları da son zamanlarda birleştiriciliğin ve ayrıştırıcılığın yeni bir iksirini veya formülünü dillendiriyorlar; ‘Müslüman türk, Müslüman kürd, Müslüman arab..’ vs. gibi.. Bununla da, kendilerini kavimlerinden olup da aynı inançtan olmayanlardan ayırmak gibi, ilk planda olumlu sanılabilecek bir beyanda bulunuyorlar, ama, kendilerini kendi kavimlerinden olmayan dindaşlarından da farklı bir yere koyuyorlar.

Halbuki, hiç kimsenin kendi iradesinde değil, filan ana-babadan, filan coğrafyada, filan kavimden, filan renk, ırk veya cinsiyette dünyaya gelmek..  Çeşitli ırklar, renkler, kavimler veya cinsiyetlerde yaratılmak, Allah’u Tealâ’nın bir takdiri ve tasarrufu.. Üstünlük ise, Kur’an-ı Mubîn’de açıkça beyan olunduğu üzere, ancak taqvâ ve fazilet açısından.. Başka bir temel ölçü yok..  ‘Ben Müslümanım ve  kendimi nitelemek için başka bir isme ihtiyaç duymuyorum..’ diyebilmektir aslolan.. 

Biz Müslümanlar tek bir milletiz, İslam Milleti.. ’Lâilâheillallah, Muhammed’un Resulullah..’ ibaresi, yani Tevhîd ve Nubûvvet-i Muhammedî inancı gibi iki temel unsurdan oluşan ve bütün zamanlardaki ve mekânlardaki  bütün insanları bu dairenin içine davet eden bir inanç topluluğu..

Tevhîd gülistanında rengarenk açan güller ve çeşitli ses ve nağmelerle ötüşen kuşlar mesâbesinde.. Yaratılıştaki çamurumuza- hamurumuza göre ayırım yapmak bize haram kılınmıştır.

*

AK Parti’nin MHP ile ittifak yapması üzerine ‘saf İslamî eğilimli oldukları’ iddiasında bulunan bazı sosyal gruplarda bile kavmiyetçi söylemlerin güçlendiği iddia olunuyor, şimdilerde..

*

Ama, bu gibi kavmiyetçi söylemlerden uzak kalmanın o kadar kolay olmadığını yine de unutmamalıyız. Nitekim, Hz. Ömer zamanında, arab olmayanların Müslümanlığının kabul edilmemesi gerektiğini söyleyenler bile olmuştu da, Hz. Ömer buna kesin bir tavır koymuştu. Çünkü, İslam bize, ‘arab’ın acem’e (arab olmayana) , ya da, ‘arab olmayanın arab’a üstünlüğünün asla sözkonusu edilemiyeceğini’ bildiriyor.. Ve Hz. Peygamber, kendi eliyle sunulan ilahî vahy’i tebliğ ederken; yanında Yemen’den, Habeş’den, İran’dan, Rûm diyarlarından kimseler vardı, ama kendi kavminden Ebû Cehl  ve hattâ amcası Ebû Leheb gibi güçlü isimler, O’nun elinden sunulan Tevhîd inancına karşı savaş veriyorlardı.

Bugün de, mevcud kemalist-laik rejim sacayağının bir ayağı da türkçülüktür. Çünkü, halkımızın İslam’la irtibatı tamamiyle koparılmak isteniyordu. Ama, unutulmasın ki, türk kavmiyetçilerinin 100  yıl öncelerde ortaya attıkları ‘kızılelma’ lafının bu ittifaktan sonra daha bir güçlü söylenmeye başlandığı iddiası yükselince, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bizim kızılelmamız, ‘Îlâ’y-ı Kelimetullah’  (Allah’ın dinini yüceltmek) dâvasıdır’ diyerek,  başka iddialarda bulunanları ilzam edici bir konuşma yapmış ve amma, ‘kızılelmacı’lardan ‘Hayır, bizim öyle bir dâvamız yoktur..’ gibi bir itiraz gelmemiştir. Ve böylece o sloganın içinin olumlu bir mânâ ile doldurulabileceğine bir örnek sergilemiştir.

*

O halde, ‘Ben Müslümanım’ diyen herkese düşen vazife, inancımızın temellerine dinamit koymak, İslam Milleti’nin safları arasına fitne ateşi salmak isteyen şeytanî ve şerr güçlere karşı yekvücud olmak ve kendi saflarımızı, bu gibi saçma üstünlük veya düşkünlük iddialarıyla parça parça etmek isteyen güç odaklarına fırsatlar sunmamak ve ‘Biz İslâm  Milleti’yiz’ diyebilmek olmalıdır.

*

Star

YAZIYA YORUM KAT

8 Yorum