1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İzahı olmayan bazı şeyler bazen sadece bir duaya bakar!
İzahı olmayan bazı şeyler bazen sadece bir duaya bakar!

İzahı olmayan bazı şeyler bazen sadece bir duaya bakar!

Taha Kılınç yarınki seçimlerde mültecilere nefret kusanlarla onlara destek olanlar arasındaki en net ayrımı izah ediyor.

27 Mayıs 2023 Cumartesi 19:10A+A-

Taha Kılınç / Yeni Şafak

Bir duaya bakar

İnsanoğlu, sınanmadığı konularda çok cesurdur. Mülteciler meselesinde konuşan tarafları dinlerken, aklımdan sıklıkla geçen bir cümle bu. Adeta bir eşyadan bahseder gibi, insanları oradan oraya aktarmaktan, göndermekten, yollamaktan vb. dem vuran diller artık ölçüsünü tamamen yitirmiş durumdayken, “Bunca tartışmaya dâhil edilseydiniz, siz ne hissederdiniz?” sorusuna kulak verecek vicdan sahiplerini bulabilmek hayli zor.

Türkiye, birçok bakımdan kendine has müşkülleri olan bir ülke. Ancak herhalde bu müşküllerin en büyüklerinden biri, düşünmeden ve sorgulamadan, sadece önyargı ve nefretle içgüdülerinin peşinden sürüklenen kalabalıkların ve onların bu durumunu sonuna kadar istismar eden fırsatçıların varlığı. Hal böyle olunca, vicdan ve insaf çağrıları da muhatapsız kalıyor. Konu edindiğimiz şeyin “insan” olduğunu bile düşünmeye zahmet etmeden, mültecilerin iç siyaset malzemesine dönüştürüldüğü ülkemizde, meselenin sadece “Suriyeliler” parantezine kilitlenmesi ayrıca dikkat çekiyor. Salt yabancı düşmanlığı değil bu, doğrudan doğruya, alt metninde kaba bir mezhepçiliğin yattığı bir şark kurnazlığı.

Lafı dolandırmadan söyleyeyim: Lübnan’da Şiî Hizbullah örgütünün başını çektiği cephenin, ülkeye sığınmak zorunda kalan zavallı Sünnî mültecilere karşı sergilediği düşmanca tutumun aynısı, Türkiye’de de palazlandırılıyor. Orada Esed rejimi hesabına mülteci düşmanlığına soyunan çevrelerin rolünü, burada Millet İttifakı oynuyor. Tarih boyunca mazlumlara ve çaresizlere sığınak olmuş bir ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri bu. Topraklarımızın mayasını bozan, atmosferini zehirleyen ve istikbalini karartan bir kötülük…

Dikkatle takip eden okurlar mutlaka hatırlayacaktır: Dört yıl kadar önce -13 Temmuz 2019 günü- bu köşede “Muhacir ahlâkı” başlıklı bir yazı yayınladım. Orada, yabancı nüfusun her ülkede “yumuşak karın” olduğu gerçeğinden hareketle, mülteci meselesinin sadece “Ensar olmak” retoriği üzerinden okunmaması gerektiğini, hak ve sorumlulukların karşılıklı olduğunu, sosyal uyum ve entegrasyon için mutlaka bazı önlemlerin alınması lazım geldiğini, aksi halde çatışmaların kaçınılmaz hale geleceğini, meselenin istismara açık yönlerinin muhakkak giderilmesinin hepimize fayda sağlayacağını anlatmıştım. Hâlâ aynı hususlarda ısrarcıyım.

Ama hiçbir iyi niyet barındırmayan, sadece kitlelerin öfkesinden nemalanma amacı güden ve çözüm alternatifi sunmayan “Suriyeliler gi-de-cek!” söylemi, bambaşka şeyleri ifade ediyor. Bu gözü dönmüş düşmanlığa karşı çıkmak ve direnmek, insan olmanın asgarî seviyesi bugün.

Dünyanın hiçbir yerinde ve tarihin hiçbir döneminde, kitlesel göçlerle bir bölgeden diğerine hareket eden kalabalıklar, geldikleri yere eksiksiz biçimde dönmemiş, dönememiş. Suriyeliler (ve diğer yabancı milletler) de Türkiye’den “tamamen” ayrılmayacaklar. Hayatın akışına ve sosyolojiye meydan okuyarak üretilen faşist söylemler ne iddia ederse etsin, gelenlerin kayda değer bir kısmının artık kalıcı oldukları gerçeğinden hareketle makul ve insanî çözümler üretmek gerekiyor.

Mevzunun dünyevî ve politik taraflarını uzun uzun tartışabiliriz. Ama mülteciler, mazlumlar, mağdurlar ve sığınmacılar deyince, şu noktanın altını kalın çizgilerle çizmek şart:

Siyasetin rasyonel bazı kuralları var. Oyunu oynarken, onları dikkate alırsanız, ulaşacağınız neticeler de aşağı yukarı bellidir. Ama hayat sadece rasyonaliteden veya gördüğümüz şeylerden ibaret değil. Ben, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, sahip çıkılan ve kol-kanat gerilen mazlumların hayır dualarından ciddi şekilde nasiplendiğini düşünüyorum. Bu, “Mazlumun bedduasından sakın!” buyruğuna iman etmeyen bir kalbe manasız gelebilir, fakat dikkatle bakan mü’min gözlere, hakikat ayan-beyan ortada. Rakipleri oy için her türlü yalanı söylerken ve kitlelerini sınırsızca kandırırken, “Suriyelileri kovamam, insanî ve İslâmî çözümler bulmak zorundayız” diyebilen bir lider için milyonlarca dudağın gece gündüz kımıldadığını, seccadelere nice gözyaşlarının usul usul damladığını görür o gözler…

İzah edemediğimiz ve açıklamasını bulamadığımız birçok hadiseye şahit oluyoruz hayatta. Bu böyledir: Bazı şeyler, bir duaya bakar.

HABERE YORUM KAT

4 Yorum