“Avrupa Ordusu” bir hâyâl mi?

“Avrupa Ordusu” bir hâyâl mi?

Abdullah Muradoğlu, Trump'ın çıkışlarıyla yeniden canlanan Avrupa Ordusu tartışmalarının, Avrupa'nın ABD'ye bağımlılığı azaltma arayışının bir yansıması olduğunu vurguluyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

“Avrupa Ordusu” bir hâyâl mi?

ABD Başkanı Donald Trump ilk döneminden itibaren NATO’nun Avrupalı üyelerinin savunma harcamalarını GSYİH’lerinin yüzde 5 oranında artırmamaları halinde ABD’nin Avrupa’daki askeri güçlerini azaltacağı, hatta tamamen çekebileceğini defalarca dile getirmişti. Oysa daha 1950’’lerde ABD, NATO’nun Avrupa kanadını güçlendirerek kıtadan çekilecekti. Nitekim 1952’de ABD ve İngiltere’nin desteğiyle Fransa, Batı Almanya, Lüksemburg, İtalya, Hollanda ve Belçika “Avrupa Savunma Topluluğu”nu (EDC) kuran bir antlaşmayı imzalamış idiler.

EDC antlaşmasına göre iki yıl içinde NATO bünyesine sıkı sıkıya entegre edilecek, çok uluslu tümenlere ve hatta ortak bir üniforma, silah ve bütçeye sahip olacak bir yeni “Avrupa Ordusu” oluşturulacaktı. Antlaşma, Almanya’nın ulusal silahlanması yerine Avrupa Ordusu’na entegre edilerek Fransızlar’ın iliklerine işleyen “Alman korkusu”nu yatışmayı da amaçlıyordu.

Amerikalı siyaset bilimci Prof. John Mearsheimer’e göre EDC’nin tamama erdirilmesinin ardından ABD, Avrupa kıtasından çekileceğini müttefiklerinden gizlemiş. “Liderler Neden Yalan Söyler/Uluslararası Politikada Yalan Gerçeği” kitabının “Devletlerarası Yalanlar” bölümünde Prof. Mearsheimer dönemin Eisenhower Yönetimi’nin “EDC”nin Sovyetler Birliği’ni dengeleyeceği ve ABD’ye askeri güçlerinin çoğunu Batı Avrupa’dan çekme imkanı vermesi umuduyla antlaşmanın onaylanmasını güçlü bir şekilde desteklediğini belirtiyor.

Prof. Mearsheimer’in verdiği bilgilere göre EDC’nin asıl amacı Fransa ve Almanya’yı Rusya’ya karşı ayakta durabilecek güçlü bir Avrupa federasyonunun çekirdeği olarak kaynaştırmak ve dolayısıyla Amerikan kuvvetlerinin yakın gelecekte Avrupa’dan çekilmesini mümkün kılmaktı.

Ancak Avrupalılar, EDC’ye ABD desteğinin Washington’un kıtayı terk etme arzusundan kaynaklandığından şüphelendiler. ABD’nin kıtadan çekilmeye hazırlandığı konusunda bazı bilgiler de medyaya sızdırılmıştı. Eisenhower Yönetimi’yse EDC’nin onaylanmasının Amerikan çekilmesini hızlandırmayacağı hususunda müttefiklerine defalarca ‘teminat’ vermişti.

Prof. Mearsheimer dönemin ABD Dış İşleri Bakanı John Foster Dulles’in hiçbir Amerikan kuvvetinin Avrupa’dan çekilmesinin düşünülmediği şeklinde basına açıkça yalan söylemeye istekli olduğunu belirtiyordu. Ne ki 1954’te Fransa parlamentosunun onay sürecini askıya almasıyla EDC akamete uğradı. İtalya da Fransa’nın vetosu sebebiyle nihai onayı vermedi. Kontrol altındaki Almanya 1955’de NATO’ya kabul edildi ve EDC defteri de kapanmış oldu.

EDC’nin üzerinden 72 yıl geçti ve ABD Avrupa’da kalmaya devam ediyor. Ancak Avrupa’da EDC yeniden tartışmaya açıldı. Bir grup akademisyen EDC’nin feshedilmediğini, dört ülkenin(Almanya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg) imzalarını geri çekmediğini, dolayısıyla Fransa ve İtalya’nın nihai onaylarıyla birlikte yürürlüğe gireceğini savunuyorlar. Diğer bir grup ise “AB” ve NATO mevzuatları gereğince bunun hukuken mümkün olmadığı kanısındalar.

Trump’ın NATO, Grönland ve Kanada’ya yönelik açıklamalarının “EDC”yi gerekli kıldığını savunan grup, NATO mevzuatının ABD’li bir generalin komutanlığını mecbur etmediğini söylüyorlar. Bu grup “NATO Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanlığı(SACEUR) için Fransız bir generalin tavsiye edilmesini öneriyor. Böylece Fransa’nın endişeleri giderilmiş olacak.
“EDC savunucuları(ALCIDE PROJECT)” NATO’nun zayıflaması ve pan-Avrupacı bir çözümün hızla hayata geçirilmemesi durumunda Almanya’nın 10 yıl içinde Avrupa’nın en büyük silahlı gücü haline gelebileceği ve hatta nükleer caydırıcılığa sahip olabileceği uyarısı da yapıyorlar. Böyle bir gelişmenin komşu ülkelerde giderek artan bir tedirginliğe yol açan hegemonik bir dinamik barındırdığına dikkat çeken EDC Savunucuları EDC’yi “panzehir” olarak görüyorlar.

EDC’nin Trump Yönetimi’ne karşı inandırıcı bir cevap niteliğinde olduğunu savunan grup, EDC’nin, ABD’ye daha güçlü ve daha kendi kendine yeten bir Avrupalı müttefik sunacağını belirtiyor. Bu gruba göre EDC ile Avrupa ABD’ye aşırı bağımlı bir himaye bölgesi olmaktan çıkacağı gibi kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmada bir ortak haline gelecektir.

1954’te askıya alınan EDC onayının gerçekleşmesi için hazırlanan bir tasarı İtalya’da Temsilciler Meclisi ve Senato’da gündeme alındı. Tasarı onaylanır ise, Fransa da bu yola girer ise EDC’nin önü açılmış olacak. “AB”nin ve NATO’nun diğer üyelerinin nasıl bir tutum izleyecekleriyse belirsizliğini koruyor. Ankara’da gerçekleşen “NATO Zirvesi”nin “EDC”yi gerekli kılıp kılmadığı konusundaysa uzmanlar daha tatmin edici bilgiler verebilirler tabii.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir