Oturum başkanı Rüştü Hacıoğlu "Kur'an toplumunun yeniden inşası" konulu panelin içeriği ile ilgili kısa bir bilgi vererek panelin nasıl işleyeceğini anlattı, ardından sözü yazar Ramazan Kayan'a bıraktı.
Ramazan Kayan, "Kur'an toplumunun yeniden inşası" için hayatımıza uygulamamız gereken sekiz tane kavramı yorumlayacağını ve bu kavramlardan ilkinin "tespit" olduğunu söyleyerek konuşmasına başladı. Doğru tespitin yapılabilmesi için meselelerin vahyin süzgecinden geçmesi gerektiğini, doğru tespit yapılırken de referans olarak almamız gereken kriterlerin Hira Dağı kriterleri olması gerektiğini vurguladı. İkinci kavram olarak "tercih"e değinen yazar, yaptığımız tespitleri dikkate alarak tercihimize yön vermemiz gerektiğini ve en önemli noktanın ise ahiretin dünyaya tercih edilmesi gerekliliğini vurguladı. Üçüncü kavram olarak "teslimiyet"in vahyin süzgecinden geçirilerek doğru tespit ve tercih yapıldıktan sonra doğru davranışın "tam anlamıyla teslimiyet" olduğunu söyledi. Bu üç kavramdan sonra, dördüncü kavram olarak , teslim olunduktan sonra sahip olunan değerlerin "temsil"inin önemini vurguladı. İslamiyet'e uzak olan veya İslamiyet ile yeni tanışan insanlar için bu değerleri temsil eden kişilerin öneminden bahsederek temsiliyet kavramını açıkladı. Beşinci kavram olarak "netliği" anlatan yazar, temsil ettiğimiz değerler konusunda ne kadar net olmamız gerektiğini belirterek net bir tevhid akidesi, net bir ibadet ve net bir itaatin olması gerektiğini söyledi. Altıncı olarak "nitelik" kavramını anlattı. Ciddi bir mücadele ve kayda değer bir inşa süreci olduğu dönemde nitelikli olmanın gerekliliğini belirterek nitelikli insan olabilmek veya nitelikli insan yetiştirebilmek için Mekke döneminin iyi araştırılması ve örnek alınması gerektiğini söyledi. Yedinci kavramın ise "istikamet" olduğunu belirtti. İstikametimizi belirlerken, seçtiğimiz kıblenin doğru olması gerekliliğine değindi. Bu yedi kavramı tam olarak anladıktan sonra
"Kur'an toplumunun yeniden inşası" için bunların hepsinde samimi olmamız gerektiğini belirtti. Diğer kavramlarda meydana gelebilecek açıklıkların samimiyetle kapatılabileceğini söyleyerek konuşmasını tamamladı.
Panel, sözün Hamza Türkmen'e geçmesiyle devam etti. Konuşmasına, cahiliye dönemindeki Kur'an talebelerinin, Kur'an toplumunun inşasının temelini oluşturduğunu söyleyerek Seyyid Kutub'un Yoldaki İşaretler adlı kitabından örnekler vererek başladı. Yazar bu ülkenin kurucularının "ümmetten ulus yarattık" sözüne atıfta bulunarak yaşadığımız toplumun Kur'an toplumu değil de ulus toplumu olduğunu, ulusçuluğun ise bize ait bir kavram olmadığını, batıya ait olduğunu, sanayi devrimiyle beraber ulusçuluğun İslam coğrafyasını parçalayarak buradaki ümmet bilincini bitirmek için kullandığını ve İslam ümmetini uluslara ayırdığını belirtti. Müslümanlar için önemli olan İslami kimliğin, üst kimlik olmaktan çıktığını onun yerine ulusçuluğun dayattığı bir kimliğin yerleştiğini söyledi. Fakat bu konuda Müslümanların buna karşı çıkması ve üst kimliğin Müslümanlık olması noktasında dik durması gerektiğini belirtti.
Panelin ikinci kısmında yazarlar dinleyicilerden gelen sorulara cevap verdiler. Ramazan Kayan'a aile, çocuk eğitimi, babanın aile içindeki rolü gibi sorular soruldu. Kayan sorular aynı merkezli olduğu için genel olarak cevap verdi. Aile kavramının önemli olduğunu söyleyerek, ailenin islamiyetin kalesi olduğu belirtti. Bu kalenin ayakta kalabilmesi için sadece babanın değil, ailedeki tüm bireylerin fedakarlık noktasında sorumluluklarının aynı olduğunu söyledi. Hamza Türkmen'e ise ulusçuluk, ulusu yıpratma ve başörtüsü sorunu hakkında sorular soruldu. Allah'ın yarattığı kavimlere karşı olmadığını, fakat devletin dayattığı ulus kavramına karşı olduğunu söyledi. Kendisinin ulusçuluğu tahrip etmediğini, bunu yapabilecek bir güce sahip olmadığını, zaten ulusçuluğun islamiyeti yıprattığını, vatan, sınır ve bayrağın kutsal değerler olarak dayatılmasının yanlış olduğunu, kuddüs olanın Kur'an'da da belirtildiği gibi Allah'dan başka kutsal değer olmadığını belirtti. Türkmen, Kur'an-ı Kerim'den bir ayetten yola çıkarak dillerin ve ırkların hepsinin Allah'a ait olduğunu, Türkiye'de yaşayan Çerkez'lerin, Laz'ların, Zaza'ların ve Kürt'lerin var olduğunu, bunların herhangi birini inkâr etmenin Allah'ın ayetini inkâr etmek ve Allah'a şirk koşmak anlamına geldiğini söyledi.
Oturum Başkanı Rüştü Hacıoğlu yazarlara verdikleri bilgilerden dolayı teşekkür ederek paneli sonlandırdı.
Haber: Burak Taşkaya-Emrecan Keser



