1. YAZARLAR

  2. Markar Esayan

  3. İslamofobia, Tarafofobia ve diğerleri...
Markar Esayan

Markar Esayan

Yazarın Tüm Yazıları >

İslamofobia, Tarafofobia ve diğerleri...

01 Ağustos 2011 Pazartesi 12:11A+A-

Şu bir gerçek, bugün AK Parti ve Müslümanlara kategorik bir nefret duyan ve bunu muhalefet olarak pazarlamaya çalışan bir kesim var. Lafı dolandırmayı sevmem. Bunun altında ciddi bir İslamofobi yatıyor. Atatürk’ün Araplara ve Müslümanlığa bakışını Halil Berktay hocanın son yazılarından biliyorsunuz. Aynı bakışın üstesinden gelemeyen bir zevat, AK Parti ve Müslümanlardan asla iyi bir şey çıkmayacağını kendi evrenlerinin bir sabiti haline getirmişler; haliyle o donuk evrenin zamansız simülasyonu içinde debeleniyorlar.

Bu patetik durum, aslında AK Parti’nin eleştirilmesi gereken yönlerinin de açıkta kalmasına yol açıyor. O kadar saçmalıyorlar ki, arada bir yaptıkları doğru itirazları da kaynıyor gidiyor arada.

Bu zevatta korkunç bir AK Parti ve Gülen Hareketi alerjisi var. Onların varlığını, kendi evrenlerinin Deccalleri olarak görmüşler bir kere. Bu durumda, beyinlerinde - Etyen Mahçupyan’ın deyimiyle- özgür düşünce değil, sadece homurtu birikiyor. Homurtuyu düşünce zannediyor, homurtu tabanlı bir muhalif duruş sergilemeye çalışıyorlar. Karşınızdakini ontolojik olarak “Şer” kabul ettiğinizde, onun söylemi ve eyleminin sizin için bir anlamı kalmıyor. Analiz etmeye, onu içerden anlamaya gerek yok. Bundan zaten gönüllü vazgeçince, düşünerek hareket edenlerin karşısında sürekli mağlup olmaya mahkûm oluyorsunuz. Sürekli mağlubiyet hissi ise, baştaki nefreti daha da derinleştiriyor.

Bu durum, Türkiye’nin şiddetle ihtiyacı olan özgürlükçü, tabanı halkta olan, değişime açık ve dinamik bir muhalefetin oluşmasına en büyük engeli oluşturuyor. Bugün ülkenin en büyük sorunu vesayet olmaktan çıkmış, AK Parti’ye etkili bir cevap verecek muhalefetin olmayışı olmuştur. CHP, MHP ve ulusalcı sol, yokluklarıyla bu alanı haciz etmişler gibi. Bu hepimize yapılmış büyük bir haksızlık. Bu ülke, asla tek bir partiye mahkûm olmamalı. Sivil dikta gibi homurtuları ima etmiyorum. Siyasal alanın bu dengesiz durumu, ülkenin imkânlarının bir kısmının heba olmasına yol açmakta. Asıl tehlike de bu yokluk durumudur. Ülke vatandaşının yüzde 40’lık bir bölümünün oyları uzaya savrulmakta, etkili bir siyasete tahvil edilememektedir.

Bu nefretten payını çokça alan bir başka hedef de Taraf.

Tarafofobia’nın ciddi bir şekilde incelenmesi gerekiyor. Eğer ortada sadece AK Parti ve Müslümanlarla, CHP, ordu ve ulusalcı solcuların bir kavgası olsaydı, bunun çok daha kabul edilebilir bir hazmı olacaktı. Ama Taraf, “Daha karpuz kesecektik” ile “Paşasının Başbakanı” manşetleri arasında yaramaz bir sokak çocuğu gibi salınıp, “binary oppositions”, yani ikili zıtlık dünyasını (ben ve öteki) alt üst ediyor. Herkesin zillerine basıp, cilalarını aşağıya alıyor. Haliyle çok sinir bozucu olabiliyor, kabul. Bu gazete anti-militarist, sistemden maddi olarak nemalanmayan, Müslümanlara, laiklere öcü gibi bakmayan, dinle, etnisitelerle, cinsel kimliklerle, kültürlerle barışık bir gazete. Devleti, iktidarı, askeri kutsallaştırmıyor. Aslında yeni ve mucizevî bir şey yapmıyor, sadece ilkesel olarak özgürleşmeyi, sivilleşmeyi, ifade, düşünce ve yaşama özgürlüğünü savunuyor. Türkiye’deki kokuşmuş statükonun her pisliğine karşı tepki duyuyor, buna karşı ilkesel bir duruş sergiliyor. AK Parti ile bazen yan yana düşmesi, AK Parti’nin demokrasi ve “ancien regime” arasında salınım yapabilmesinden. AK Parti’li bir gazete değil Taraf. Ama onu, demokrasiye her salınım yaptığında desteklemekten de kompleks duymuyor. Abdullah Öcalan’a bakış açısı da böyle. Eğer barış Öcalan’ın rolüyle daha çabuk gelecekse, bunu desteklemekte hiçbir mahsur görmüyor. Bir gencin daha ölmemesi için bile bunu denenmeye değer buluyor.

Lakin ulusalcı sözde solcuların bize olan nefretinde ayrı patetik bir durum var. AK Parti ve İslamofobiye sonuna kadar sahip çıkan bu zevat, yıllarca bar köşelerinde tahayyül ettikleri devrimin olması gereken halini, yani askersiz olanının gerçekleşiyor olmasına büyük hiddet duyuyorlar. Bir ergen duyguları ile inşa edilmiş bir kimlikte ısrar etmekten öteye gitmiyor. Taraf’ın Ergenekoncu, darbeci asker ve apoletli sivillerle kapışmasını, bunda muvaffak olmasını hazmedemiyorlar.

Bu bildiğiniz sıradan bir kıskançlık. Onların hayallerini kuramadığı işi bu küçük gazete yaptı. Bu cesareti Taraf gösterdi. Bu kadar basit.

Birgün gazetesi, Genelkurmay Karargâhı’nın boşaldığı gün, Mehmet Baransu’yu manşete taşıyabilecek, ÖDP, TKP ve Halkevleri ile ortaklaşa olarak bu krizin AK Parti’nin orduyu ele geçirme operasyonu olduğunu iddia edecek denli amnezi halinde. Ülkede gerçekten ne olup bittiğiyle hiç ilgileri yok. Bu da zaten tarih olmuş bu küçük grupları, iyice karikatürize ediyor.

Hâsılı, AK Parti, Gülen Hareketi ve diğer Müslüman grupları 88 yıllık Kemalist İslamofobik dezenformasyonu ardına alıp karalamak kolay, zemini var hâlâ. Ama Taraf gibi kimlik itibarıyla merkezde yer alanların kral çıplak demesi, onları çileden çıkarıyor.

Tüm Müslüman ãleminin Ramazan ayını kutluyor, dünyaya barış ve huzur getirmesini diliyorum.

[email protected]

TARAF

YAZIYA YORUM KAT