HAKSÖZ HABER!
Gazze'de sürdürdüğü katliamlara ve işgal politikalarına rağmen askeri ve siyasi olarak tıkanan siyonist çete, kendi içindeki siyasi krizden çıkamıyor. İşgal toplumunda yapılan son kamuoyu araştırmaları, 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde hem katil Netanyahu iktidarının hem de muhalefet blokunun hükümet kuracak çoğunluğu sağlayamadığını ortaya koydu.
İşgalci İktidar Kan Kaybediyor
Haaretz gazetesinin Kanal 12 için yapılan ankete dayandırdığı habere göre, katliamların mimarlarından Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud partisi 20 sandalyede kalırken, mevcut ırkçı koalisyonun toplam sandalye sayısı 120 kişilik parlamentoda 50’ye kadar geriledi.
Siyonist çetenin soykırım politikalarını tırmandıran aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in Yahudi Gücü 6, Dini Siyonizm partisi lideri Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise 5 sandalye kazanabildi. Mazlum Filistin halkına yönelik vahşeti körükleyen aşırı sağcı unsurlar ve Netanyahu ortaklığı, halk desteğini ve meclis çoğunluğunu kaybetmiş durumda.
Muhalefet de Çözüm Değil
Netanyahu karşıtı blokun başını çeken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi 23 sandalye ile ilk sırada görünse de, muhalefet bloğunun toplam sandalye sayısı 54’te kalarak hükümet kurmak için gereken 61 kişilik çoğunluğun gerisinde kaldı. Eski başbakanlardan Naftali Bennett’in listesi ise 13 sandalye alabildi.
Eski askeri yetkililer ve ırkçı siyasetçilerden oluşan siyonist muhalefet, Filistin halkına dönük zulüm ve işgal politikalarında iktidarla aynı zihniyeti paylaşmasına rağmen, kendi aralarındaki güç ve koltuk kavgaları sebebiyle istikrarlı bir yönetim oluşturmaktan aciz kalıyor.
Siyonist Rejim Bütünüyle Çöküş ve Tıkanıklık İçinde
Ortaya çıkan tablo; Filistin direnişi karşısında askeri ve moral olarak hezimete uğrayan, uluslararası alanda yalnızlaşan işgal rejiminin iç politikada da tam bir fetret dönemi ve kilitlenme yaşadığını gösteriyor. Savaş suçları ve işgal üzerine kurulu gayrimeşru siyonist yapının, seçimler veya lider değişimleriyle kendi içindeki bu derin çürümeyi ve krizi aşması mümkün görünmüyor.




