Filistin İnsan Hakları Merkezi, “Gazze Şeridi’nde Eğitimin Yok Edilmesi ve Soykırım” başlıklı yeni bir rapor yayımladı. Değerlendirmeler, tanıklıklar ve hukuki analizler içeren rapor, Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de eğitim faaliyetlerinin maruz kaldığı sistematik yıkımı ele alıyor.
Raporda, Londra’daki SOAS Üniversitesi Filistin Çalışmaları Merkezi ve Filistin Üniversiteleri Dostları ile işbirliği içinde hazırlanan çalışmanın, Gazze Şeridi’ndeki eğitim sisteminin sistematik biçimde tahrip edilmesini belgelediği belirtildi. Rapora göre bu durum, soykırımcı İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere karşı sürdürdüğü soykırım suçunun ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.
Raporda, Gazze’de eğitim sektörünü, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Ajansı’na (UNRWA) bağlı eğitim kurumlarını ve bu kurumlarda çalışanları hedef alan saldırıların yalnızca okulların ve üniversitelerin yıkılması ya da Filistinli öğretmenlerin katledilmesiyle sınırlı olmadığı belirtildi.
Rapora göre söz konusu saldırılar, Filistin toplumunun varlığını ve gelişimini sürdürmesi için gerekli kültürel, sosyal, entelektüel ve eğitimsel temelleri parçalamayı amaçlayan bütünlüklü bir politika niteliği taşıyor.
Merkezin Gazze’deki araştırmacıları ve hukukçuları tarafından toplanan onlarca tanıklık ve ifadeye; merkezin kapsamlı belgelemelerine, açık kaynak materyallerine, Birleşmiş Milletler raporlarına, akademik araştırmalara ve ilgili uluslararası yargı kararlarına dayanan raporda, eğitimin yok edilmesine yönelik beş birbiriyle bağlantılı uygulama tespit edildi:
Öğrencilerin, öğretmenlerin ve akademisyenlerin katledilmesi.
Öğrenciler, öğretmenler ve akademisyenlerin fiziksel ve psikolojik zarara uğratılması.
Eğitim tesislerinin tahrip edilmesi.
Alternatif eğitim tesislerinin kurulmasının engellenmesi.
Öğrencilerin eğitime erişmesini engelleyen ve toplumsal yıkıma yol açan koşulların oluşturulması.
Raporda, Temmuz 2026 itibarıyla yaklaşık 20.051 öğrencinin şehit edildiği, eğitim sektöründe 830’dan fazla öğretmen ve çalışanın, ayrıca yaklaşık 194 düşünür, akademisyen ve araştırmacının şehit olduğu belirtildi.
Gazze Şeridi’ndeki eğitim altyapısının neredeyse tamamının geniş çaplı hasar ve yıkıma uğradığı ifade edilirken, yüz binlerce öğrencinin de yerinden edilme, açlık, bombardıman, aile üyelerinin kaybı, evlerinin yıkılması, elektrik kesintileri, internete erişimin olmaması ve temel hizmetlerin çökmesi nedeniyle uzun süre eğitimden uzak kaldığı aktarıldı.
Hukuki değerlendirme
Filistin İnsan Hakları Merkezi, raporunda İsrail’in eğitim sistemine yönelik kampanyası kapsamında gerçekleştirildiğini belirttiği bazı eylemlerin, Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. maddesi kapsamında soykırım suçunun unsurlarını oluşturduğunu savundu.
Bunlar arasında korunan grubun üyelerinin öldürülmesi, ciddi fiziksel veya psikolojik zarar verilmesi ve grubun fiziksel olarak tamamen ya da kısmen yok edilmesine yol açabilecek yaşam koşullarının kasıtlı biçimde dayatılması sayıldı.
Raporda ayrıca bu politikaların Filistinli çocuklar ve gençler üzerindeki uzun vadeli psikolojik etkilerine, eğitim kaybına, gelecekteki fırsatların azalmasına ve nesiller boyunca aktarılabilecek travmalara dikkat çekildi.
Merkez, eğitim altyapısının ve Gazze’deki daha geniş sivil yaşamın yok edilmesinin yalnızca mevcut neslin haklarını etkilemediğini, gelecek nesiller üzerinde de etkiler bıraktığını belirtti.
Üniversitelerin, okulların, kütüphanelerin, akademik kayıtların ve kültürel kurumların yıkılmasının yalnızca fiziksel altyapı kaybına yol açmadığı; Filistin toplumunun sosyal ve kültürel dokusunu da etkilediği ifade edildi.
Rapora göre bu yıkım, Filistinlileri tarihlerinden ve entelektüel yaşamlarından koparıyor, kendi toplumlarını yeniden inşa etme kapasitelerini zayıflatıyor ve gelecek nesillerin öğrenme, gelişme ve topluma tam anlamıyla katılma imkânlarını azaltıyor.
Yıkımın 7 Ekim 2023'ten önce başladığı vurgusu
Merkez, Gazze’de eğitim sisteminin tahrip edilmesinin 7 Ekim 2023’te başlamadığını da vurguladı.
Rapora göre onlarca yıl boyunca Filistin okulları, üniversiteleri ve eğitim kurumları, soykırımcı İsrail’in gerçekleştirdiği askerî operasyonlar sırasında saldırılara, kısıtlamalara ve yıkıma maruz kaldı. Ancak Ekim 2023’ten sonraki yıkımın boyutunun, uzun süredir devam eden bu sürecin benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaşması ve ağırlaşması anlamına geldiği belirtildi.
Uluslararası topluma çağrı
Filistin İnsan Hakları Merkezi, uluslararası topluma ve özellikle Soykırım Sözleşmesi’ne taraf devletlere, Gazze’de Filistin halkına yönelik soykırımı ve bunun parçası olarak nitelendirdiği eğitim politikalarını sona erdirmek için acil ve etkili önlemler alma çağrısında bulundu.
Merkez ayrıca, Güney Afrika’nın soykırımcı İsrail aleyhine açtığı dava kapsamında Uluslararası Adalet Divanı tarafından verilen ihtiyati tedbir kararlarına tam uyulmasını istedi.
Raporda soykırımcı İsrail’e kapsamlı silah ambargosu uygulanması, uluslararası suçların işlenmesine katkıda bulunabilecek askerî, mali ve diğer desteklerin durdurulması ve Uluslararası Ceza Mahkemesi dahil uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarının desteklenmesi talep edildi.
Merkez ayrıca soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu olduğu iddia edilen kişilerin soruşturulmasını ve hesap vermesini istedi.
Bunun yanında öğrencilerin, öğretmenlerin, akademisyenlerin ve eğitim kurumlarının korunması; Gazze’de eğitim hakkının yeniden tesis edilmesi; okulların, üniversitelerin, kütüphanelerin ve eğitim altyapısının yeniden inşası için sürdürülebilir destek sağlanması çağrısında bulunuldu.
Son olarak, yeniden imarın hesap verebilirliğin yerine geçmemesi gerektiği vurgulandı.
Merkez, Filistinli çocuklar ve gençlerin yaşadığı uzun vadeli psikolojik, eğitimsel ve gelişimsel sorunlarla ilgilenilmesini; rehabilitasyon hizmetlerine erişimlerinin sağlanmasını, ruh sağlığı desteği verilmesini ve kapsayıcı eğitimin desteklenmesini istedi.


