Gazze İnsan Hakları Merkezi, İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nin yaklaşık %70’lik bölümü üzerindeki kontrolünü sürdürmesinin, sivillerin günlük olarak öldürülmesiyle birlikte, işgalin artık yalnızca zorla yerinden etme gerçeğini dayatmak ve yaşam için mevcut coğrafi alanı daraltmakla yetinmediğini; geriye kalan alanı, sivillerin gerek yerleşim mahallelerinde, gerek barınma merkezlerinde, gerek yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bölgelerde, gerekse basında “sarı hat” olarak bilinen işgal güçlerinin konuşlanma hatlarına yakın yerlerde hedef alındığı, bölgeyi açık bir katliam alanına dönüştürdüğünü teyit ettiğini belirtti.
Merkez yaptığı açıklamada, saha ekibinin son günlerde işgal güçlerinin hava saldırıları, topçu bombardımanı, doğrudan ateş açma ve keskin nişancı ateşi yoluyla öldürme eylemlerini sürdürdüğünü belgelediğini; bunun, ayrım gözetme, orantılılık ve sivil halkı koruma yükümlülüğü ilkelerinin sürekli ihlali anlamına geldiğini açıkladı.
Merkez, İsrail işgal güçlerinin konuşlanma hatlarını çevreleyen kasıtlı belirsizliğin ve sivillerin dayanabileceği açık ya da ilan edilmiş sınırların bulunmamasının, bu bölgeleri ölüm tuzaklarına dönüştürdüğü uyarısında bulundu.
Merkez, Birleşmiş Milletler’in 10 Ekim 2025 ile Nisan 2026 arasında, İsrail işgal güçlerinin konuşlanma noktalarına yakın ve sınırları belirsiz olarak tanımlanan bölgelerde, 18 kadın ve 43 çocuk dahil 196 Filistinlinin öldürüldüğünü doğruladığını belirtti. Bu durumun, sivillerin önceden uyarı yapılmaksızın ya da tehlikeden gerçek anlamda kaçınma imkânı olmaksızın ölüm riskine maruz bırakıldığı, tekrarlanan bir örüntüyü ortaya koyduğunu vurguladı.
İnsan Hakları Merkezi, işgalin sivillere ayrılan alanı daraltmaya yönelik giderek artan tedbirleriyle birlikte, aynı bölgelerde Nisan 2026’yı takip eden iki ayda onlarca ek kurbanın kaydedildiğini doğruladı.
Bu süregelen örüntü bağlamında, Merkez’in saha ekibi bugün (6 Temmuz Pazartesi) sabah, Han Yunus kentinin batısındaki Mevasi bölgesinde Reşid Caddesi’nde bir aracı hedef alan İsrail saldırısı sonucu Hamide Izzet Ali Ebu Dakka’nın öldürüldüğünü ve 15 vatandaşın yaralandığını belgeledi. Söz konusu bölge, işgal güçlerinin daha önce zorla sürdüğü on binlerce yerinden edilmiş kişi tarafından barınma alanı olarak kullanılan ve büyük nüfus yoğunluğunun oluştuğu bir bölge. Merkez aynı gün sabaha karşı, işgal uçaklarının Gazze kentinin güneybatısındaki Tellu’l-Heva Mahallesi’nde Ürdün Hastanesi civarındaki bir eve saldırması sonucu Fadi Fellah Değmiş ile eşi Riham Reşid’in öldürüldüğünü ve başka sivillerin de yaralandığını belgeledi. Bu da yerleşim bölgelerindeki sivil konutların hedef alınmasının sürdüğünün yeni bir teyidi niteliğinde.
Dün akşam da bir İsrail uçağı Gazze kentindeki Samir Kavşağı yakınında bir vatandaş topluluğunu hedef almış, bu saldırıda Cevher Abdulbelavi ve Ahmed Yahya el-Bettaş adlı vatandaşlar öldürülmüştü. 4 Temmuz Cumartesi akşamı da bir İsrail insansız hava aracı, Cibaliya Mülteci Kampı’nın batısındaki Ebu Şarh Döner Kavşağı yakınında bir grup vatandaşı hedef almış, bu saldırıda Huzeyfe Hüseynullah el-Havaciri isimli genç öldürülmüş, birçok sivil de yaralanmıştı. Aynı gün, Zeytun Mahallesi’ndeki Askule Kavşağı yakınında bir motosiklet de hedef alınmış, bu saldırıda Muhammed Necib Aşur adlı vatandaş öldürülmüştü.
Merkez, bu olayların, benzeri yüzlerce vakayla birlikte, işgalin herhangi bir çatışma eylemiyle bağlantısı olmadan, hatta gerçek bir tehlike ya da tehdit bulunmaksızın Gazze Şeridi’nin dört bir yanında sistematik biçimde öldürme eylemi yürüttüğünü; bunun yalnızca öldürmek ve yok etmek amacıyla yapılan bir öldürme olduğunu, bu durumun sivilleri gerek geriye kalan yerleşim bölgelerinde, gerekse işgal güçlerinin konuşlanma hatlarına yakın yerlerde nereye hareket ederlerse etsinler hedef haline getirdiğini gösterdiğine dikkat çekti.
Merkez, herhangi bir açık tehlike göstergesi taşımayan bölgelerde ya da daha önce zorla sürüldükleri bölgelerde sivillerin hedef alınmaya devam edilmesinin, Cenevre Sözleşmeleri’nin ve uluslararası insancıl hukukun teamül kurallarının açık bir ihlalini oluşturduğunu ve tam yasal korumadan yararlanması gereken kişilere karşı ölümcül gücün hukuka aykırı biçimde kullanılmasını yansıttığını vurguladı.
Merkez, İsrail’in Gazze Şeridi’nin yaklaşık %70’lik bölümü üzerindeki kontrolünün, geriye kalan yerleşim bölgelerinin sürekli hedef alınmasıyla birleştiğinde, iki milyondan fazla Filistinliyi yaşamın asgari koşullarından yoksun, aşırı kalabalık ceplerde yaşamaya ittiğini; bu insanların her an, her yönden ölüm riskiyle karşı karşıya kaldığını belirterek, bunun Gazze Şeridi’nin tamamını sürekli bir öldürme, baskı ve zorla yerinden etme politikasının sahnesine dönüştürdüğü ve yaşamı imkânsız kılan, halkı ülkelerini zorla terk etmeyi düşünmeye iten bir gerçeklik yarattığı uyarısında bulundu.
Gazze İnsan Hakları Merkezi, uluslararası topluma bu suçları durdurmak için derhal harekete geçme, sivilleri korumaya yönelik etkili tedbirler alma, soykırımı sona erdirme ve sorumluların uluslararası adalet mekanizmaları önünde hesap vermesini sağlama çağrısını yineledi. Mevcut durumun nedeni olarak da cezasızlığın sürmesini gösterdi ve bunun, Gazze Şeridi’ndeki sivil halka karşı daha ağır ihlallerin işlenmesini teşvik ettiğini belirtti.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.