1. HABERLER

  2. HABER

  3. HAK İHLALLERİ

  4. İhvan Üyesi Hüseyin'in Sisi Cuntasına İadesi İhanettir!
İhvan Üyesi Hüseyin'in Sisi Cuntasına İadesi İhanettir!

İhvan Üyesi Hüseyin'in Sisi Cuntasına İadesi İhanettir!

Türkiye’ye sığınan ancak Sisi cuntasına iade edildiği belirtilen Muhammed Abdulhafız Ahmed Hüseyin'i olayını değerlendiren Uğur Yıldırım, bunun açık bir ihanet örneği olduğunu söyledi.

05 Şubat 2019 Salı 12:07A+A-

Doğru Haber gazetesinin Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Uğur Yıldırım ile yaptığı söyleşinin konuyla alakalı kısımları şöyle:

“HİÇ KİMSE İŞKENCE GÖRECEĞİ VE HAYAT HAKKININ İHLAL EDİLECEĞİ BİR ÜLKEYE GERİ GÖNDERİLEMEZ”

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Türkiye'nin imzaladığı birçok insan hakları sözleşmesinin ihlal edildiğini ifade eden Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Uğur Yıldırım, “Anayasada ve bu sözleşmelerde geri gönderme yasağı dediğimiz hiç kimse işkence göreceği, adil yargılanma hakkının ihlal edileceği ve hayat hakkının ihlal edileceği bir ülkeye geri gönderilemez diye bir kural var. Hukuki anlamda böyle bir geri gönderme yapanlar aslında hem kanunları hem de uluslararası sözleşmeleri çiğnemiştir. Mısır'da hem hukuksuz yargılamalar var, hem adil yargılanma hakkı ihlal ediliyor, hem de hukuksuz idam cezaları veriliyor. Tüm dünya bunu biliyor. Türkiye'de bulunan ihvan mensupları var. Ancak zaman zaman bize gelen bazı başvurularda geri gönderilemez kuralının ihlal edilmesine yönelik tavırları görebiliyoruz maalesef” dedi.

“BU, HAİNLİKLE AÇIKLANABİLİR”

Türkiye Cumhuriyeti Başkanı meydanlarda Rabia işareti yaparak Mısır'daki Rabia Meydanı direnişine ve darbe karşıtlarına selam gönderdiğini anımsatan Yıldırım, “Biz 15 Temmuz direnişiyle Mısır'daki İhvan mensuplarının direnişi arasında bir fark görmüyoruz. Yani hem siyasi hem de hukuki bir birliktelik var. Bununla ilgili bir sorun yok. Ama sorun nereden kaynaklanıyor diye baktığımız zaman transit geçişlerde buranın Türkiye toprağı olarak görülüp görülmemesi durumu da tartışma konusu. Burada bir operasyona maruz kalıp başka bir yere gönderilmeniz söz konusu olabiliyor. Bazı vakıalar yaşanıyor ama bu vakıa bize ulaşmadı maalesef. Eğer Muhammed Abdulhafiz Hüseyin bize ulaşabilseydi iade sürecini durdurabilirdik. Ama maalesef eli kolu bağlı, hukuki haklarından mahrum bırakılan kardeşimiz uluslararası şebekelerin oyunuyla iade sürecinin bir parçası oldu. Masum bir iade süreci olduğunu düşünmüyorum. Bu bir hainlikle açıklanabilir. İkinci olarak başka dış güçlerle yapıldığı şeklinde açıklanabilir. Üçüncü olarak ekonomik bazı menfaatler için yapılmış olabilir. Bunun en acı yönü yapanın yanına kar kalması” şeklinde konuştu.

“BİR İNSANIN MASUM BİR ŞEKİLDE ÖLMESİ TÜM İNSANLIĞIN ÖLMESİ DEMEK”

Konunun mutlaka üzerine gidilmesi gerekiyor diyen Avukat Uğur Yıldırım şöyle devam etti: “Çok ciddi bir soruşturma yapılması gerekiyor. Bu kararı alan ve süreç içerisinde payı olanların özellikle tektik edilmesi gerekiyor. Bunun haricinde bu tip olayların olmaması için havaalanlarındaki serbest bölgelere avukatların ve Sivil Toplum Kuruluşu yetkilerinin mutlaka alınmasında kolaylıklar sağlanması gerekiyor. Bu alanda boşluk ve keyfiyet oluşuyor. Bu iade süreciyle ilgili konuştuğumuz Ankara'daki yetkililer Mısır gibi insan hakları konusunda sabıkalı bir ülkeye iade kararı ve yaklaşımın olmadığını söylediler. Ama ortada araştırılması gereken fecaat bir durum var. Sonuç itibarıyla bir insanın masum bir şekilde ölmesi tüm insanlığın ölmesi demektir. Bu bizim inancımızda böyledir.”

“GÜVENLİ BİR LİMAN OLARAK GÖRÜLEN TÜRKİYE'DEN GÖNDERİLMESİ BÜYÜK BİR VEBAL”

Bu olaydan çıkarılması gereken dersler olduğunu belirten Yıldırım, “Sistemin daha şeffaflaştırılmasına yönelik adımların atılması lazım. Aynı zamanda mevcut olayların üzerine gidilerek bir daha böyle acı olayların yaşanmasının önüne geçilmesi gerekiyor. Kurulduğumuz günden bu yana hükümetin politikalarına rağmen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin iadelerine yönelik ve Mısırlı İhvan mensuplarının iadelerine yönelik birçok vakıa ile karşılaştık. Yarın bir gün ülkesine geri gönderildiğinde yaşam hakkı elinden alınacak herkes için aynı tehlike söz konusudur. Bu konu da mezhebine, meşrebine, dine, ırkına bakılmaksızın herkes için uygulanmalı.  İnsanların mağduriyetler yaşayacağı bir ülkeye güvenli bir liman olarak gördüğü Türkiye'den gönderilmesi kadar büyük bir vebal yoktur” ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT

2 Yorum