Foreign Policy: Trump’ın İran karşısındaki seçenekleri giderek daralıyor

Foreign Policy: Trump’ın İran karşısındaki seçenekleri giderek daralıyor

Foreign Policy yazarlarına göre Trump’ın ara seçimlerin ardından İran’a karşı savaşı tırmandırmak için değerlendirebileceği askeri, ekonomik ve siyasi seçeneklerin tamamı ciddi riskler taşıyor.

Foreign Policy dergisinde yayımlanan bir makalede, eski CIA analisti Cole Bunzel ile Atlantic Council İran Projesi Direktörü Nate Swanson, ABD Başkanı Donald Trump’ın ara seçimlerin ardından İran’la savaşı tırmandırabileceğini yazdı.

Yazarlara göre Trump’ı şimdiye kadar bu seçenekten alıkoyan temel unsur, enerji fiyatlarının yükselmesi riski oldu. Nisan ayında bu risk, Trump’ı açık çatışmadan geri adım atarak diplomatik bir çözüm aramaya zorladı. Ancak tarafların farklı yorumları nedeniyle ortaya çıkan mutabakat zaptı çöktüğünde Trump, İran üzerindeki ekonomik baskıyı yeniden artırdı. Buna karşın enerji maliyetlerindeki artışın içeride daha fazla tepkiye yol açmasından çekinen Trump, çatışmayı büyük ölçüde tırmandırmaktan kaçındı.

Şimdi ABD ile İran, hangi tarafın daha ağır ekonomik yükü göğüsleyebileceğini görmek için bir irade savaşı yürütüyor. İran ekonomisi ve küresel ekonomi ciddi baskılarla karşı karşıya. Ancak her iki taraf da enerji altyapısının hedef alınması gibi büyük tırmanma adımlarından kaçınıyor. Bunun temelinde ise zamanın kendi lehlerine işlediği düşüncesi bulunuyor.

Trump’ın İran’a karşı tırmanabileceği tüm seçenekler kötü ve ABD’yi sonucu belirsiz bir hedef uğruna ciddi ekonomik ve siyasi risklerle karşı karşıya bırakıyor.

Trump, ara seçimlerin ardından İran’ın tutumunun yumuşayacağına dair birçok kez güvenini dile getirdi. Tahran’ın, bir anlaşmaya yönelmeden önce savaşın siyasi sonuçlarını kendisine yüklemeye çalıştığını ima etti. Ancak yazarlara göre Trump’ın beklentileri, İran’ın hesaplarından ziyade kendi düşüncelerini yansıtıyor olabilir.

Trump, ara seçimlerin ardından İran’la savaşı kazanmanın siyasi mirası açısından kritik olduğuna karar verebilir ve mevcut durumun korunmasının hedeflerine ulaşmasını sağlamayacağı sonucuna varabilir. ABD ve İsrail'deki şahinlerin yanı sıra Körfez ülkelerindeki ortakların “işi bitirme” yönündeki baskısı ve mühimmat stoklarındaki ciddi azalmaya ilişkin artan kaygılar da Trump’ın hesaplarını etkileyebilir.

Trump, zafer arayışıyla tırmanma yoluna gitmeye karar verirse önünde çok sayıda seçenek bulunuyor. Ancak yazarlara göre bunların hiçbiri Trump’a hedeflediği sonucu garanti etmiyor.

Bunlardan biri, ABD’nin ve muhtemelen İsrail’in katılımıyla, mart ayında hedef alınan askeri tesisler, konuşlandırılmış füze sistemleri ve enerji altyapısı gibi hedeflere daha yoğun yeni saldırılar düzenlenmesi.

Bu senaryoda ABD, İran ordusuna daha fazla zarar verebilir ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı ile komşularını tehdit etme kapasitesini zayıflatabilir. Ancak bu adımların İran’ın davranışlarını nasıl etkileyeceği belirsiz. Özellikle de yılın başlarında gerçekleştirilen saldırılar İran’ın tutumunu değiştirmemişken ve Tahran, karşı saldırı kapasitesini koruyabilmek için yeterli miktarda mühimmatı yeniden gizlemeyi başarabilirse.

En iyi senaryoda Trump, bu saldırıları yeniden müzakerelere dönmek için gerekçe olarak kullanabilir. Ancak risk, İran’ın misillemesini yeniden Körfez ülkelerine yöneltmesi. Bu ülkeler, kendilerinin maruz kaldığı yan hasarlar konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor.

Trump açısından en kötü senaryo ise İran’daki sivil altyapıya yönelik saldırılara izin verilmesi ve bunun İran’ın Körfez’deki kritik enerji tesislerine saldırılarla karşılık vermesine yol açması olur. Beyaz Saray, ara seçimlerin ardından yaşanacak bir enerji krizinin İran’ı yenmenin kabul edilebilir bir bedeli olduğunu düşünürse bunun bedelini küresel tüketiciler ödeyebilir.

Bir başka ihtimal de Trump’ın zafer ilan edebilmek için dikkat çekici bir “son hamle” araması ve başlangıçtaki hedeflerine ulaşmadan savaşı söylem düzeyinde sona erdirmesi. Bu senaryoda, yer altında bulunan ve kısa vadede en büyük nükleer tehdit olmayı sürdüren yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek amacıyla bir özel kuvvetler operasyonu düzenlenmesi gündeme gelebilir.

İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun ortadan kaldırılması, yakın vadede nükleer savaş riskini önemli ölçüde azaltabilir ve Trump’a savaşın İran’ın nükleer programını ciddi biçimde zayıflatmaya yönelik tutarlı bir stratejinin parçası olduğunu ileri sürme imkânı verebilir.

Trump ayrıca sürpriz bir operasyonla İran’ın Hark Adası’ndaki petrol terminallerini ele geçirip bir barış anlaşmasının parçası olarak fidye karşılığında elinde tutmayı deneyebilir. Ancak böyle bir operasyon son derece riskli olur ve ABD açısından ciddi can kayıplarına yol açabilir. İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun birden fazla noktaya dağıtılmış olması muhtemel. Ayrıca reaktörleri veya Hark Adası’nı hedef alan herhangi bir İran toprakları operasyonu, ABD güçlerinin İran içinde sabit mevziler oluşturmasını ve düşman ateşine maruz kalmasını gerektirebilir.

Gündemdeki seçeneklerden biri de Trump ve İsrail’in uzun süredir değerlendirdiği gibi Kürtler başta olmak üzere muhalif grupların silahlandırılması. Bu seçenek düşük maliyetli olabilir ancak başarılı olması muhtemel görünmüyor. Bunun nedeni, ABD’nin silahları kolaylıkla yönlendirebileceği birleşik bir muhalefetin veya halk desteğine sahip bir muhalif liderin bulunmaması.

Bu durumda Washington kısa sürede ortaya çıkabilecek herhangi bir isyancı gücü örgütlemek, eğitmek ve korumak zorunda kalabilir. Ayrıca etnik ya da ayrılıkçı grupların silahlandırılması, İran İslam Cumhuriyeti açısından propaganda fırsatı yaratabilir ve yönetimin İran'ın merkezindeki hoşnutsuz vatandaşlardan destek toplamasına imkân verebilir. Muhalefetin silahlandırılması, iktidarın düzenli biçimde el değiştirmesinin yolunu açmak yerine kaotik bir iç savaşa neden olabilir.

Böyle bir savaş, Suriye İç Savaşı’ndan daha uzun sürebilir; büyük bir mülteci krizine yol açabilir ve bölgenin uzun süre istikrarsızlaşmasına neden olabilir.

Trump ekonomik baskıyı da sürdürebilir. Washington, Tahran’ı boyun eğmeye zorlamak için askeri abluka ve ekonomik yaptırımları daha önce kullandı. Özellikle yeni hava ambargosu olmak üzere bu önlemler İran üzerinde ciddi etki oluşturuyor. Ancak Çin’in İran’la ticareti sürdürmeye hazır olması, İran yönetimine ekonomik bir can damarı sağlıyor.

Ambargo öncesinde Çin, İran petrol ihracatının yüzde 90’ını satın alıyor ve İran’ın finansal varlıklarının önemli bir bölümünü Çin bankalarında barındırıyordu. Bu durumu dikkate alan Trump, İran’la ticaret yapmayı sürdüren Çin bankalarına, petrol rafinerilerine ve limanlara ağır yaptırımlar uygulamanın İran yönetiminin direncini nih seçimler olmasa bile bu cesur bir adım olurdu. Trump, Çin’le ticari ilişkilerinde bir kopuş riskini göze almaya hazır olabilir ancakfke” senaryosunda olduğu gibi, ağır biçimde zarar görmesi halinde komşularına benzer ekonomik maliyetler yükleme ve bölgeselayet kırabileceğine karar verebilir.

Bu adımlar, İran’ın komşularına yönelik kara ihracatını sekteye uğratmayı amaçlayan askeri tedbirlerle de birleştirilebilir. Ara seçimler olmasa bile bu cesur bir adım olurdu. Trump, Çin’le ticari ilişkilerinde bir kopuş riskini göze almaya hazır olabilir ancak zaten zorlanan ABD ekonomisine zarar verme konusunda yine de tereddüt edecektir.

İran ise “destansı öfke” senaryosunda olduğu gibi, ağır biçimde zarar görmesi halinde komşularına benzer ekonomik maliyetler yükleme ve bölgesel gelişmeleri etkileme kapasitesini koruyor.

Trump, zafer elde etmek amacıyla kara işgalini de düşünebilir. ABD birliklerinin karaya çıkması, İran yönetimini devirmek için en büyük fırsatı sunabilir ancak bunun dezavantajları açık. İran, Irak’ın dört katı büyüklüğünde bir ülke ve 90 milyondan fazla nüfusa sahip. Ayrıca ordusu ve güvenlik kurumlarında bir mily hatta bir milyon askere ihtiyaç duyulabilir. Bu açıdan Irak ve Afganistan’daki ABD askeri operasyonları, İran’la karşılaştırıldığında oldukça siyasi hassasiyet nedeniyle kaçınsalar da Trump’ın bu yola girmesini hâlâ umuyor. Bu nedenle kara harekâtı Trump’ın son seç ara seçimlerin ardından gerilimi tırmandırmaya çalışması elbette mümkün. Ancak ABD, bölgesel ortakları ve küresel ekonomi üzerinde benzer bask savaşı konusunda yönetimin performansını derhal değerlendirmesini zorunlu kılmış olsa da Trump’ın siyasi hesapları, seçimondan fazla personel bulunuyor.

Çoğu tahmine göre ABD’nin başarılı bir kara harekâtı yürütebilmesi için en az yüz binlerce askere, hatta bir milyon askere ihtiyaç duyulabilir. Bu açıdan Irak ve Afganistan’daki ABD askeri operasyonları, İran’la karşılaştırıldığında oldukça küçük ölçekli kalıyor.

ABD’deki bazı şahinler, bu seçeneği açıkça dile getirmekten siyasi hassasiyet nedeniyle kaçınsalar da Trump’ın bu yola girmesini hâlâ umuyor. Bu nedenle kara harekâtı Trump’ın son seçeneği ve gerçekleşme ihtimali en düşük seçenek olarak kalacaktır.

Sonuç olarak, bu senaryoların her biri çok sayıda değişken ve belirsizlik barındırıyor. Ancak tamamı, İran’da rejim değişikliği sağlama ihtimali belirsizken ABD’yi ciddi ekonomik ve siyasi risklerle karşı karşıya bırakıyor.

Trump’ın ara seçimlerin ardından gerilimi tırmandırmaya çalışması elbette mümkün. Ancak ABD, bölgesel ortakları ve küresel ekonomi üzerinde benzer baskılar oluşturmadan İran’a baskı uygulayabilecek sihirli bir çözüm bulunmuyor.

Ara seçimler, Beyaz Saray’ın hassasiyetini artırmış ve İran savaşı konusunda yönetimin performansını derhal değerlendirmesini zorunlu kılmış olsa da Trump’ın siyasi hesapları, seçimlerin ardından da yönetimin düşüncelerini etkilemeye devam edecek.

Bir başka ihtimal daha var: Trump, ara seçimlerin ardından İran savaşına önem veriyormuş gibi görünme zorunluluğu hissetmeyebilir.

Bu durumda kayıplarını sınırlamaya ve görev süresinin son iki yılını başka projelere odaklanarak geçirmeye çalışabilir. Trump böyle bir durumda mutabakat zaptının yeni bir versiyonunu yeniden canlandırmaya ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasını sağlamak veya İran’ın nükleer programına sınırlamalar getirmek amacıyla Tahran’a daha fazla kendi siyasi tabanındaki şahinlerden ve İsrail’den sert tepki görebilir. Ancak seçim siyasetine artık önem vermemesi durumunda, eleştirileri göğüsleyebileceğine ve mirasını sonsuz bir savaştan kaçınarak “zafer” ilan varmadan önce kamuoyu önünde geri adım atmamak için kısa süreli bir tırmanışa başvurabilir. Ancak “yatıştırmak için tırmandırma” şeklindeki bu manevra da ciddi riskler barındırıyor ve yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı Tahran’ın hesap olmadığını gösteriyor. Bu durum Trump’ı, haziranda imzalanan mutabakat zaptına ilişkin İran yorumunda yer alan taviz, bu çıkmazdan çıkmak için kötü seçeneklerle karşı karşıya. Ancak bundan daha kötü olanı, yıkıcı ve sonuçsuz bir tırmanışta ısrar etmekeri, ekonomik ve siyasi seçeneklerin tamamı ciddi riskler taşıyor. Yazarlara göre Trump’ın önündeki seçenekler arasında yeni saldırılar, muhalif grupların silahlandırılması, ekonomik baskının artırılması ve kara harekâtı bulunurken, bunların hiçbirinin İran’ taviz vermeye çalışabilir.

Trump, mutabakat zaptının haziranda açıklanmasının ardından yaşananlara benzer şekilde kendi siyasi tabanındaki şahinlerden ve İsrail’den sert tepki görebilir. Ancak seçim siyasetine artık önem vermemesi durumunda, eleştirileri göğüsleyebileceğine ve mirasını sonsuz bir savaştan kaçınarak “zafer” ilan edebileceğine karar verebilir.

Son olarak, Trump’ın zaman zaman karar alma konusunda tereddüt ettiği biliniyor. Bu nedenle böyle bir anlaşmaya varmadan önce kamuoyu önünde geri adım atmamak için kısa süreli bir tırmanışa başvurabilir. Ancak “yatıştırmak için tırmandırma” şeklindeki bu manevra da ciddi riskler barındırıyor ve yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı Tahran’ın hesaplarını değiştirmesi beklenmiyor.

Ne yazık ki son yedi ay, İran’ın taleplerinden geri adım atmasının muhtemel olmadığını gösteriyor. Bu durum Trump’ı, haziranda imzalanan mutabakat zaptına ilişkin İran yorumunda yer alan tavizleri kabul etmeden bu çıkmazdan kurtulabilmek için sınırlı seçeneklerle baş başa bırakıyor.

Gerçekte Trump, bu çıkmazdan çıkmak için kötü seçeneklerle karşı karşıya. Ancak bundan daha kötü olanı, yıkıcı ve sonuçsuz bir tırmanışta ısrar etmek olacaktır.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir