Rıdvan Kaya / Haksöz Haber
Adalet ve tutarlılık Müslümanların vasfıdır ve en çok da Müslümanlara yakışır. Şüphesiz herkesin, her insanın velev ki Mümin olmasa, iman etmese dahi adil ve tutarlı davranmasını bekleriz, umarız. Ama Rablerine verecekleri hesabı düşünmeyen, heva ve hevesini ilah edinmiş, zihinsel ve ameli bulanıklıklarla kirlenmiş olanların adil ve tutarlı olabilmeleri gerçekten çok zordur.
Yanlış anlaşılmasın, bunun Müslümanlar için de çok kolay bir tutum, bir doğal hal olduğunu söylemiyorum. İman ettiğini söylediği halde çeşitli sebeplerle adalet çizgisinden uzaklaşan, tutarsızlıklara düşen Müslümanların çokluğu vakıadır.
Ama dünyada var oluşumuzun bir amacının, bir hedefinin olduğuna iman eden ve yapıp ettiklerimizin, elde ettiklerimizin tümünün bir karşılığının, mükafat ya da cezasının olduğu bilincine sahip Müslümanların, elbette “festakim keme umirtu” (emrolunduğun gibi dosdoğru ol) emri ilahisine uygun hareket etmesi hem bir gereklilik, hem de başkalarına nazaran çok daha muhtemel bir haldir.
Bilhassa cahili anlayış mensuplarının adaletten uzak oluşlarına, tutarsızlıklarına o kadar çok şahit oluyoruz ki, bunlar bir müddet sonra artık insana şaşırtıcı da gelmiyor. 12 Eylül ve Kenan Evren hakkında söylenenler de bu durumun bir örneğini oluşturmakta.

