1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. ERZURUM

  4. Erzurum’da Halep İçin Yapılacak Basın Açıklamasına Polis Engeli
Erzurum’da Halep İçin Yapılacak Basın Açıklamasına Polis Engeli

Erzurum’da Halep İçin Yapılacak Basın Açıklamasına Polis Engeli

Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrencilerinin Halep için gerçekleştirmek istedikleri basın açıklaması polis engeline takıldı.

24 Kasım 2016 Perşembe 18:46A+A-

Bugün Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde bir araya gelen İslami görüş sahibi bir grup öğrenci, son günlerde Esed ve Rusya’nın yoğun saldırılarla katlettikleri Halep’li Müslümanlar için basın açıklaması ve dua yapmak istediler.

Hafta başında faaliyet dilekçesini Rektörlüğe ileten grup sözcüsü, açıklama tarihi ve yerini 24 Kasım Perşembe olarak ilettiği halde aradan geçen zamana rağmen Rektörlük yetkililerince basın açıklaması yapılamayacağına dair herhangi bir geri bildirimde bulunulmamıştır. 

Basın açıklamasının yapılacağı günden bir önceki akşam grup sözcüsü Suat Yıldız, Polis tarafından telefonla aranarak, basın açıklaması veya herhangi bir gösteriye izin verilmeyeceğini, faaliyetin iptal edilerek duyurulması gerektiğini, aksi taktirde müdahale yapılacağını iletmiştir.

Yıldız, bu engellemenin gerekçesini sorduğunda polis; Üniversitede yapılacak olan Öğrenci Konseyi seçimleri münasebetiyle son bir hafta içinde yaşanan bazı kavgaları gerekçe gösterip, Konsey seçimlerinin bitimine kadar hiçbir açıklama ve faaliyete izin verilmediğini, ortamın gergin olduğunu, OHAL gerekçesiyle faaliyetlerine izin verilmeyen bazı ülkücü grupların Rektör Beyin arabasını tekmelediklerini vb. gerekçeler ileri sürmüştür.

Polisin izahatına binaen grup temsilcisi Suat Yıldız, gerekli izahatı yapma makamının polis olmadığını, resmi olarak basın açıklaması yapmaya izin verilmediğini bizzat Rektörlük yetkililerinin izah etmesi gerektiğini, bu yüzden de daha önce defalarca yaptığımız gibi makul ve meşru haklarımız için söz konusu tarihte ve yerde toplanılacağını polise iletmiştir. Ayrıca polisin aracılık teklifine binaen yapılması düşünülen basın açıklaması metni emaille gönderilmiş, ve buna rağmen Rektörlüğün polise “kesinlikle toplanmaya izin vermeyeceksiniz” dediği, bu defa Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması bahane edilerek, yine polis aracılığıyla Yıldız’a geri bildirilmiştir.

Tüm uyarı ve ikazlara rağmen Müslüman öğrenciler bugün belirlenen saatte ve yerde toplanmışlardır.  Aynı saatte alanda hazır bulunan polis ekipleri pankartların kesinlikle açtırılmayacağını, toplantı yapılmasına izin verilmeyeceğini bu defa meydanda bulunan öğrenciler adına grup temsilcisine ihtar ederek, topluluğun sessiz sedasız dağılmalarını söylemesi için grup temsilcilerine ikazda bulunmuştur.

Polis komiseri ve grup adına konuşan öğrenciler arasında yaşanan diyalog sonucunda grup temsilcileri, bu kadar hazırlıktan sonra, bu kadar insanı topladıktan sonra sessiz sedasız dağılamayacaklarını, Halep katliamına tepki vermenin suç sayılamayacağını, muhatabımızın polis değil Rektörlük yetkilileri olduğunu, Rektörlük yetkililerinin böylesine haklı bir eylemi engelleme çabasının OHAL’den değil keyfi, pasif memur işgüzarlığından kaynaklandığını, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın bile “OHAL hayatın normal akışına karşı değil bizim kendimize yönelik bir uygulamadır” dediğini polise hatırlatmışlardır.  Öğrenci temsilcileri polise, suçlular gibi sessiz sedasız dağılmayacaklarını, ama arbede çıkması istenmiyorsa o halde topluluğa en azından neden izin verilmediğinin gerekçelerini öğrenci temsilcilerinin izah etme hakları bulunduğunu söylemiştir.

Yapılan görüşmelerden sonra kısaca açıklama yapılmasına ikna olan polis gruba müdahale etmeyip, grup adına söz konusu durumu topluluğa izah etmek üzere Zafer Fatih Ergat’ın izahına müdahale etmemiştir.

Ergat, topluluğa hitaben, “bugün burada Rusya ve Esed katillerinin ölüm yağdırdığı Halep’li ve Suriyeli Müslüman kardeşleri için toplanmak istediklerini, bu niyetle hazırlık yapıp hem kamuoyunu bilinçlendirmek hem de Suriyeli kardeşlerine dualarla destek olmak istediklerini söyledi. Fakat tüm bu çabaya rağmen Üniversite yönetiminin bizi sorumsuzca Polisle karşı karşıya getiren yasağıyla karşılaştıklarını ve buna bir anlam veremediklerini söyledi. Ergat, bir hafta önce söz konusu faaliyetimizi bildirdiğimiz halde Rektörlük yetkilileri tarafından bize resmi bir dönüş yapılmadığını, basın açıklamasına izin verilmediğini polis ağzından öğrenmek zorunda kalışlarının bile aslında ciddiyetsizlik olduğunu, OHAL veya Öğrenci Konseyi Seçimleri’nin Halep katliamına dur demekle ne alakası olduğunu anlayamadıklarını ifade etti.

Ergat, topluluğa hitaben, biz solcu şebbihalar gibi olay istemesek de, bu konuyla alakalı olarak gerekli görüşmeleri yapmaya çalışacağız ve en kısa zamanda bu yanlışı düzeltip tekrar buraya gelerek toplanacağız dedi. Şayet böyle keyfi engellemeler devam ederse biz de kardeşlerimiz için gerekli olan haklı tepkimizi izin olmasa da kendi bildiğimiz şekillerde vermeye devam edeceğiz dedi. Topluluğa meydana gelip şahitlik görevlerini yerine getirdikleri için teşekkür eden Ergat konuşmasını sonlandırdı.

Dağılmadan önce tekbir getiren topluluk bir müddet sonra dağıldı.

erzurum-20161124-01.jpgerzurum-20161124-02.jpgerzurum-20161124-03.jpgerzurum-20161124-04.jpg

erzurum-20161124-05.jpgerzurum-20161124-06.jpgerzurum-20161124-07.jpg

(engellenen basın metni)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Bugün bir kez daha Suriye’den yükselen feryadın acısını hissederek burada toplanmış bulunmaktayız. Katil Esed diktatörlüğüne karşı, Suriye’ halkı tarafından Mart 2011’de Deraa’da başlatılan onurlu direniş, 6. yıldır devam ediyor.

Suriye halkının onurlu cihadı bir yandan küresel oyun kurucu zalim sahtekârların, kirli yüzlerindeki maskeyi düşürürken; diğer yandan coğrafyamızda boy veren işbirlikçi hainleri, satılık kalemleri, mezhepperest fanatikleri, kokuşmuş pasif teşkilatları da ifşa ediyor. Kısaca Suriye cihadı hakla batılın, iman ile küfrün, mümin ile münafığın, Musalarla Firavunların, ümmete kazık atanlarla sabır ve zorlukta yardımlaşanların birbirinden ayrıştığı, safların netleştiği adeta Furkan Savaşına dönmüş duruyor.

Özgürlük, adalet ve iman uğruna seferber olunan bu yolda 600 bin evladını şehit veren, milyonlarca evladını yaralı ve muhacir bırakan Müslüman bir halkın tarifi imkânsız acılarına rağmen, modern dünyanın hiçbir adım atmaması; aksine doğrudan veya dolaylı olarak katillere destek vermesi, yaşanan trajediyi daha da derinleştiriyor.

Suriye halkının direnişi karşısında tutunamayan Baas diktatörlüğünü kurtarmak için Esed’in yardımına koşan mezhepperest İran devleti, İran’ın ileri karakolu Hizbuşşeytan örgütü, Irak, Afganistan, Pakistan gibi ülkelerden getirilip İran’ın mezhepçi idealleri uğruna Suriyeyi işgal eden onlarca fanatik şii örgütün karadan işlediği katliamlara, Rusya ve Esed uçakları havadan vurarak destek oluyor.

Tüm bu güçlere rağmen diz çökmeyen Suriye direnişi, katil Rusya’nın savaşa tüm gücüyle dahil olmasıyla çok daha yıkıcı, ahlaksız bir katliama maruz kalmıştır. Rusya, Esed, İran şer ittifakının en yoğun şekilde saldırıp katliam yaptığı şehir, Suriye Cihadının kalesi, direnişin sembolü haline gelen Halep olmuştur. Halep direnişini kıramayan katil ittifak, dünyanın da sessizliğinden güç alarak, uluslar arası anlaşmalarla yasaklanmış olan kimyasal silahlara, misket bombalarına, vakum bombalarına, varil bombalarına kadar katliamın boyutunu yükseltmiştir.

Son iki haftada Rus ve Esed uçaklarının vurduğu kuşatma altındaki Doğu Halep’te artık fırınlar ekmek çıkaramıyor, yaralıları tedavi edecek hastane bulunmuyor. Rus uçakları bilinçli bir şekilde fırınları, hastaneleri, okulları, camileri ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak için çıktığı toplu mekanları vuruyor. Halep’e deprem etkisi yaratan sığınak delici bombalar atılıyor ve enkazların altından her gün onlarca kadın ve çocuk cesedi çıkarılıyor. Son iki haftada katledilen sivil sayısı 365’i geçerken, yaralı sayısı tam olarak bilinmiyor.

Rusya ve İran’ın katliamlarına uydurduğu “terörle mücadele” kılıfı Halep’i imha etmenin gerekçesini oluşturuyor. Bugün için terörle mücadele bahanesine sığınan batılı devletlerin aslında terörü destekleyen asıl unsurlar olduğu herkese malumdur. Katil IŞİD bahanesiyle Irak ve Suriye’de yeniden bölgeyi dizayn etmeye kalkışan ABD ve yandaşlarının terörizmi bir bahane olarak kullandığı ve bölgemizi ateşe attığını biliyoruz.

Suriye’de IŞİD’le mücadele bahanesiyle katil PKK/PYD çeteleriyle işbirliği yapıp Kuzey Suriye’i işgal etmek isteyen ABD’nin sığındığı yalanlarla Rusya’nın Halep’i vururken sığındığı yalanların aynı olması bir tesadüf değildir. Nitekim “Fırat Kalkanı” operasyonu ile ABD’nin maskesi düşmüş, Batı dünyasının hevesleri kursaklarında kalmıştır. Allah’ın izniyle Halep direnişi de Rusya ve İran’ın gerçek terörist olduğunu açığa çıkartmıştır.

Mısır’da, Suriye ve Irak’ta yaşanan darbe ve katliamlar aslında İslam ümmetine yönelik topyekun bir operasyonun halkalarıdır. Nitekim 15 Temmuz akşamı girişilen alçaklık darbesi de bu genel operasyonun bir halkasıdır.

Bu manada Halep direnişi sadece Haleplilerin, Suriye’nin değil; tüm İslam ümmetinin onur savaşıdır. Türkiyeli Müslümanlar bu durumda Halep direnişine sadece insani yardımlar yapılmasını değil; Halep’te direnen Müslümanların her türlü modern silahla açıktan ve güçlü bir şekilde desteklenmesini talep etmelidir. Çünkü bugün Halep düşerse Yarın İstanbul düşer. Halep kazanırsa özgür Kudüs’ün yolu açılır. Bu yüzden Halep’i, Musul’u, Gazze’yi savunmak, Erzurum’u savunmaktır. Asıl terörist olan ABD, Rusya, İran ve tüm işbirlikçi şer odaklarının planlarını boşa çıkartmaktır.  

Evet, Halep tüm dünyanın gözü önünde yanıyor… Kadim İslam medeniyetinin göz bebeği olan şehirlerimiz, adeta silinmek isteniyor. Halep, üzerine ölü toprağı serpilmiş bir ümmetin aleyhinde Allah’a şahitlikte bulunarak direniyor. Halep ümmetin suskunluğunu, acizliğini, konforcu, nemelazımcı sinmişliğini yerin dibine batırırcasına vakur ve izzetle Yalnız Allah’a dayanarak ümmetin şerefini koruyor.

Tüm zulümlere rağmen Halep direnecek ve Allah’ın izniyle, Suriye Cihadı zafere ulaşacaktır. Şüphesiz ki Allah’a kafa tutan Amerika, Rusya, İran ve tüm küresel tağutlar ve onların kirli işbirlikçileri bir gün gelecek, ataları Firavun gibi, Nemrut gibi tarihin karanlık çöplüğüne gömüleceklerdir. Rabbimizin buyurduğu gibi :

Kafirlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacaksınız ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!" (Al-i İmran 12)

Bizler Erzurum’un İslami hassasiyete sahip Üniversiteli gençliği olarak, Suriye halkıyla omuz omuza olduğumuzu, zalimlere ve zulümlere asla rıza göstermeyeceğimizi beyan etmek için burada toplandık. Allah’tan bizleri suskunlardan değil, sorumlu mümin kullardan saymasını ve tüm İslam alemine Tevhid, adalet ve hürriyet ekseninde onurlu bir kurtuluşu nasib etmesini diliyoruz.

( İSLAMİ ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ)

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

3 Yorum