Dilipak’tan TSK’ya akredite mektubu

Dilipak’tan TSK’ya akredite mektubu

Genelkurmay’ın bugün Harp Akademileri Komutanlığı’nda yapacağı değerlendirme toplantısına İslâmî hassasiyetleri yüksek gazetelerin çağırılmamasına tepkiler çığ gibi büyürken, Vakit gazetesi yazarlarından Abdurrahman Dilipak, Genelkurmay Başkanı Orgeneral

Böyle bir ayrıma tabi tutulduğu için üzgün ve kırgın olduğunu söyleyen Dilipak, mektubunda "Kendimi aşağılanmış ve dışlanmış hissediyorum.. Bu anlamsız ve faydasız işi bu şekilde sürdürmenin kimseye bir faydası olduğunu sanmıyorum.. Bu uygulama doğrudan TSK için zarar verici bir şey. Akreditasyonun kriterleri, şartları ne? Mesela deyin ki, '5 yıllık sarı basın kartı taşıyan gazeteci olacak.' 'Savunma Muhabiri olacak.' 'TSK ve devletin bütünlüğüne karşı suç işlememiş olacak' de, ne dersen de, o zaman o şartları konuşuruz da, hiç olmazsa birileri niçin akredite olmadığını anlar" satırlarına yer verdi.

Dilipak, "Bizim çocuklarımızı da askere alıyorsunuz. Askerin görevi bu ülkeyi ve bu ülke vatandaşlarını korumak. Bizim için canınızı vereceğinizi söylüyor, ama bizi görmek bile istemiyorsunuz? Tamam çalıştığım gazeteyi istemiyorsunuz, peki ben ne oluyorum. Kaldı ki, bu gazetenin yüzbinleri bulan okur kitlesinin haber alma hakkı yok mu? Bu gazeteyi dışlarken onları da dışlamış olmuyor musunuz? Yoksa siz de o 312 generalden biri misiniz? Kişisel davanız yüzünden mi bu boykot?! Kamu kurumu ve kamu otoritesi ile davalık olmak, aslında böyle bir uygulamanın gerekçesi olmamalı. Hiçbir kamu otoritesi, kişisel davasını resmi işlerine alet edemez. Peki o zaman sebep ne?" diye sordu.

Dilipak sözlerine şöyle devam etti: Eğer sizin yaptığınız doğru ise, Emniyet, ya da Yargıtay, başka devlet kurumları da sizin gibi davranacak olursa ne olur? Hayır buna hakkınız yok. Bu iş Çankaya'yı ya da Meclis resepsiyonlarını boykot gibi bir şey ve bunların tümü de yanlış. Ve bu uygulamalar muhatabından çok uygulayıcılarına zarar veren tasarruflar ve ben sadece kendim açısından değil, bu ülkenin bir kurumu açısından TSK'ya bu şekilde zarar verilmemiş olmasını da içime sindiremiyorum."

Dilipak satırlarının devamında şu ifadelere yer verdi: Bu boykotun pratik hiçbir faydası yok. Bütün açıklamaları biliyoruz, okuyoruz, görüyoruz. Katılan arkadaşların çoğu ile de aramızda görüş ayrılığı yok aslında. Bizim sorularımızı orada onlar da dillendirebilir. Sorun bu değil. Üslup! Eğer gerçekten, Vakit hakkında benim bilmediğim bir tehlikeli tutum varsa, söyleyin ben de ayrılayım bu gazeteden, kimse de okumasın. Ya da elinizdeki bilgileri, belgeleri yargıya intikal ettirin. Kimse, neyse bunlar bilelim. Sayın başkan, ben 40 yıllık yazarım.. Komuta kademesindeki birçok kişinin meslekî kariyerinden daha fazla kendi alanımda mesleki kariyere sahibim.

60'ın üzerinde kitabım yayınlandı. Benim sanık olarak mahkeme koridorlarındaki serüvenim, beni yargılayan hakimlerin kıdemlerinden daha fazladır. Ve ben sonu hapishanede biten hiç mahkûmiyet kararı almadım. Tazminat davalarında ise, Güven Erkaya davası vesilesi ile bu Cuma günü icrada evimin satışı var.. Gıyabımda yargılayıp mahkûm ettiler. Hem de "Hakkımı helal etmiyorum, toprağı bol olsun" dedim diye. Oysa bugünkü iddianamede o döneme ilişkin yazılanlar yanında benim söylediklerim devede kulaktı.. Bugün Ergenekon davasının sanıklarından Hurşit Tolon'un kendi komutanı olduğu askeri mahkemedeki dava, adli yargıda devam ediyor. JİTEM konusunda Sayın Org. Teoman Koman'la davalık oldum. 28 Şubat'ta hakkımdaki suç duyurularında, doğrudan ve dolaylı olarak inanılmaz hakaretlere muhatap oldum. Bir başka davada, sözü söyleyen ve onu yazanları beraat ettirip, beni yazmadığım bir yazıdan ve söylemediğim bir sözden dolayı tazminata mahkûm ettiler. Davalar AİHM'de. Bana hakaret edenler beraat ettiler, benim eleştirdiklerim tazminat kazandılar. Çünkü ben bir kara deriliyim. Belki de kara derili olduğum için sizin toplantınıza çağrılmıyorum. Oysa Sayın Kıvrıkoğlu göreve geldiğinde, Genelkurmay'da, Güneydoğu'da, Harp Akademileri'ndeki toplantılara katılmıştım. Sakalımla ve kravatsız olarak. Ben değişmedim, peki bu arada değişen ne? Sayın başkan, sizin bu konuda önemli kararlar alabileceğinizi düşünüyorum. Kurumlararası çatışma değil, birlikte yüzümüzü gelecege çevirmemiz gerekiyor.. Bu ülkede herkes, dini, mezhebi, vicdani ve felsefi kanaati ne olursa olsun, farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşayabileceğimizi düşünüyorum.. TSK ise bu birlikteliğin zırhı ve kalkanı olarak kalmalı..

Bu düşüncelerimle kimseyi üzmek istemiyorum. Ama uygulamanın sebep olduğu kırgınlıkları ve yürek burkuntularını başka türlü ifade edemezdim."

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir