Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'da yeni bir soykırım dalgası yaşanıyor.
Çin devletinin, 1949'dan buyana işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan'ın demografik yapısını değiştirmek amacıyla tıpkı siyonist işgalci İsrail gibi "yerleşimci" politikasına ağırlık vererek Doğu Türkistan'a yerleştirdiği Han Çinlileri ve Çin polisinin iki haftayı bulan bir süredir tam anlamıyla bir soykırıma giriştiği görülüyor.
Daha büyük rakamlar da telaffuz edilmekle birlikte, bağımsız kaynaklar ölü sayısının en az 800 olduğunu haber veriyor. Başkent Urumçi sokakları cesetlerle dolu.
Bu korkunç tabloya rağmen bazı çevreler hâlâ Çin'in ağzıyla konuşmayı sürdürüyor. Batıcı-Laik Türkiye Cumhuriyeti ve onun iliştirilmiş medyasının Çin'in ağzıyla konuşması, Doğu Türkistan'a "Çince" yaklaşması olağan bir durum. Fakat kendilerini Müslüman diye tanımlayan çevrelerin, cemaatların çıkardığı gazetelerin, kurduğu Tv istasyonlarının aynı ağzı kullanmasına ne demeli?
Olayların başından bu yana Yeni Şafak'ı, Zaman'ı, STV'si bir "Çin'in Sincan Özerk Bölgesi" lafı tutturmuş gidiyor. İlk gün gaflet dedik, belki ajanslardan gelen haberleri aynen tercüme etmenin neticesi dedik... Lakin ilerleyen günlerde bunun bir tercih olduğunu anlamak zor olmadı. Israrla bu işgalci Çin söylemi kullanılşmaya devam edildi/ediliyor. Aldıkları tepkilere rağmen işgalci Çin'in ağzından konuşmayı sürdürüyorlar.
Hakikatlara sırt çevirip işgal altındaki İslam coğrafyalarına zalim ve kafir işgalcilerin ağzıyla yaklaşan, tıpkı işgal altındaki Filistin topraklarından söz ederken "İsrail'in Hayfa kenti" vs dedikleri gibi, Doğu Türkistan'dan "Çin'in Sincan Özerk Bölgesi" diye söz eden bu çarpık zihniyete diyoruz ki:
Başınıza "Sincan Özerk Bölgesi" kadar taş düşsün!
Şükrü Hüseyinoğlu / İslam ve Hayat
