Beyrut’u Vurursanız Tel Aviv’i Vururuz...

Beyrut’u Vurursanız Tel Aviv’i Vururuz...

Lübnan İslami Direnişi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, zafer kutlamalarında yaptığı konuşmada, ABD ve Batılıların Ortadoğu’daki jandarması, soykırımcı terör-işgal devleti İsrail’i uyararak, “Beyrut’u vurursanız Tel Aviv’i vururuz” uyarıs

Zafer kutlamalarında konuşan Nasrullah, İsrail'in Beyrut'u vurmasına karşılık Temmuz 2006 savaşında olduğu gibi Haifa'yı değil, Tel-Aviv'i vurabilecekleri uyarısında bulundu. Nasrullah, "Onlara Temmuz savaşında Beyrut'u vurursanız, Tel-Aviv'i vururuz dedik. Bugün de Beyrut'u ya da güneyi vururlarsa Tel-Aviv'i vuracağımızı söylüyoruz. Şayet düşman, Lübnan'daki her köyü ya da şehri vuracağını düşünürse, onlara 'Biz, bugün gasp ettiğiniz topraklardaki bütün şehirlerinizi vuracak güçte olduğumuzu söylüyoruz. Tanklarını istediğin kadar modernize et. Askerlerini istediğin kadar eğit. Topraklarımızı işgale kalkıştığında, askerlerin ve tankların dağlarımızda ve köylerimizde yerle bir edilecek. Temmuz savaşı öncesinde sürprizlerimiz var' dedik. Bundan sonraki savaşta da yeni sürprizlerimiz olacak" dedi.

Lübnan İslami Direnişi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, zafer kutlamalarında yaptığı konuşmada, ABD ve Batılıların Ortadoğu'daki jandarması, soykırımcı terör-işgal devleti İsrail'i uyararak, "Beyrut'u vurursanız Tel Aviv'i vururuz" uyarısında bulundu.

Nasrullah, konuşmasının başlangıcında üç yıl önce 33 gün süren savaş sırasında direnişe destek olan herkese teşekkür etti. Nasrullah, "Temmuz savaşı günlerinde, Lübnan halkının gerçekleştirdiği mucize, birlik ve beraberlikle karşı karşıyaydık" dedi.

Nasrullah, eğer İsrail Beyrut'u vurursa, kendilerinin de Temmuz 2006 savaşında olduğu gibi Haifa'yı değil, Tel Aviv'i vuracaklarını söyledi. Nasrullah, "Onlara Temmuz savaşında Beyrut'u vurursanız, Tel Aviv'i vururuz dedik. Bugün de Beyrut'u ya da güneyi vururlarsa Tel Aviv'i vuracağımızı söylüyoruz. Şayet düşman, Lübnan'daki her köyü ya da şehri vuracağını düşünürse onlara 'Biz, bugün gasbettiğiniz topraklardaki bütün şehirlerinizi vuracak güçte olduğumuzu söylüyoruz. Tanklarını istediğin kadar modernize et. Askerlerini istediğin kadar eğit. Topraklarımızı işgale kalkıştığında, askerlerin ve tankların dağlarımızda ve köylerimizde yerle bir edilecek. Temmuz savaşı öncesinde sürprizlerimiz var' dedik. Bundan sonraki savaşta da yeni sürprizlerimiz olacak" diye konuştu.

Nasrullah, "Düşmanı, Lübnan'a saldırmaktan men edebilir miyiz? Evet! Düşmanın, Lübnan'a saldırmasını aklının ucundan dahi geçirmesine engel olabilir miyiz? Evet! Halkımıza, 'Savaş kapıdadır' demiyorum. Çünkü herhangi bir İsrail hükümetinin Lübnan'a karşı savaş kararı alması hiç de kolay değildir. Bin kez değil milyonlarca defa hesap yapması lazım" ifadelerini kullandı. İsrail'in savaştan korktuğunu söyleyen Nasrullah, "Biz, savaş istemiyoruz. Fakat savaştan korkmuyoruz. Oysa İsrail, yeni bir savaşın patlak vermesinden korkmaktadır" şeklinde konuştu.

Nasrullah, İsrail'in hedefini ise şöyle açıkladı: "İsrail'in hedefi belli. Litani Nehri'nin civarındaki değil, bütün Lübnan'daki direnişi tasfiye etmektir. Fakat bütün gözlemcilere ve size soruyorum. İsrail ordusu, Lübnan'daki direnişi kökünden yok edebilir mi? Ben size söyleyeyim: Hayır! Tabii ki İsrail gece gündüz bunun için çalışıyor. Hatta Temmuz savaşında yenilmediklerini iddia etmelerine rağmen gece gündüz bu hedef için çalışıyorlar. Biz de onlar gibi gece gündüz çalışır, kendimizdeki zayıf noktaları keşfeder ve düzeltirsek, Temmuz savaşından ibret alırsak, yeni zaferler kazanırız. Çünkü biz Temmuz savaşında binlere karşı savaşabildik. Şimdi ise onbinlere karşı savaşabilecek güçteyiz."

Nasrullah, konuşmasının başlangıcında İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun "İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan, 2005 yılında Gazze'den çekilmesi ve ikinci Lübnan savaşından sonra dengeler değişti. Bu tarihten sonra artık İsrail, asla yenilmez bir devlet olma özelliğini kaybetti" sözünü hatırlattı. Nasrullah, "Gazze'deki direnişin gerçekleştirdiği mucize de Netanyahu'nun sözünün ne derece doğru olduğunu göstermektedir" dedi.

Nasrullah, Temmuz 2006 savaşının, Suriye ve İran'ın desteğiyle ABD ve siyonistlerin bölge için düzenlediği tehlikeli projeleri bitirdiğini, bugün bölgesel ve uluslararası arenada, 2006 Temmuz savaşından daha güçlü olduklarını kaydetti.

Nasrullah, İsrail'in son dönemde yaptığı tehditlerin, yakın bir dönemde savaşın olduğuna delalet etmediğini belirterek, "Siyonist liderlerin son dönemde yaptıkları tehditlerin, yakın bir tarihte savaşın olduğuna delalet ettiğini söylediler. Biz buna inanmıyoruz. Tehditlerin hedeflerinden birisi de psikolojik savaştır. Çok fazla konuşan ve tehditler savuranlar kimseyi korkutmaz. Bundan ötürü onları çok fazla konuşurken görüyorsanız bunun anlamı, onların hiçbir şeyi yapmaya güçlerinin yetmediğidir. Şayet İsrail susarsa, işte o zaman hazır olmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Nasrullah, İsrailli liderlerin Lübnan'ı tehdit etmelerinin bir diğer sebebinin de kısa bir süre sonra kurulacak ulusal uzlaşı hükümeti olduğunu savunarak şunları kaydetti: "Son haftalarda İsrailliler, siyasi medya alanında gürültü kopardılar. Özellikle Amerika ve İsrail de buna yardım etti. Diyorlar ki şayet Hizbullah hükümete katılırsa bütün Lübnan sorumluluk üstlenecektir. Bu tehditler, ulusal uzlaşı hükümetinin kurulmasını engellemeyi hedeflemektedir. İkincisi, Hizbullah'ın hükümete katılmasını engellemektir. Üçüncüsü de düşmanın Lübnan'da ulusal uzlaşı hükümeti kurulmasından rahatsız olmasıdır. Bir diğer sebebi de İsraillilerin söylediği gibi Lübnan'ı istikrarsızlığa sürüklemektir. Onlar, Lübnan'da sükunetin varlığının direnişin yararına olacağının farkındadır. Bunun sebeple de Lübnan'ın istikrar içerisinde olmasını istememektedir."

Nasrullah, psikolojik savaşın sadece bugün değil, geçmişte de uygulandığını söyledi. Allah'a dayanan hiçbir halkın bu tür tehditlerden korkmayacağını belirten Nasrullah, "1996 yılında İsrail, Amerika, Çin, Rusya, Latin Amerika Şarm eş Şeyh'te bir araya geldi. Hamas ve İslami Cihad'daki kardeşlerimizin, Kudüs ve Tel Aviv'de düzenledikleri şehadet eyleminden sonra düzenlenen bu konferansta tüm devletler, Hamas, İslami Cihad ve Hizbullah'ın tasfiye edilmesine karar verdiler. Bu hareketlere verilen desteğin kesilmesi ve dünyanın her tarafında bunlarla savaşılmasında karar kıldılar. Çünkü bu hareketler, teröristti(!). Ben o günleri çok iyi hatırlıyorum. 1996 yılında Şarm eş Şeyh'te, Lübnan ve Filistin direnişine karşı topyekün savaş ilan edildiği zaman onlara şu ayetle cevap verdik: 'Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun denilince, onların imanı arttı ve 'Allah ne güzel imandır' dediler.' Niye imanları arttı? Çünkü, 'Allah bize yeter' dediler. Bundan birkaç hafta sonra Lübnan'a karşı 'Gazap Üzümleri' operasyonu başlatıldı. Buna karşı biz direndik ve zafer kazandık. İşte bu Temmuz savaşındaki zaferin cevheridir" şeklinde konuştu.

Nasrullah, İsrailli liderlerin Hizbullah'a karşı başlattıkları psikolojik savaşın İsrailliler üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu söyleyerek, "Barak, uluslararası toplumu, Hizbullah'a karşı kışkırtmak için, bizim Temmuz savaşı günlerinden üç katı daha güçlendiğimizi söylüyor. Barak ayrıca, uluslararası toplumun Hizbullah'ın silahsızlanmasına müsaade etmesinden ötürü İsrail'deki her türlü noktayı vurabilecek güce ulaştığını ifade etti. Bununla, uluslararası toplumu üzerimize kışkırttılar. Fakat bu tehditlerin kendi insanları üzerinde olumsuz etkileri oldu" dedi.

Nasrullah, İsrail'in Lübnan'da gözünün olduğu, dünyanın uluslararası kanunlarla değil, güçlü olanların isteklerine göre idare edildiği, zayıfların katledildiği, hakkın batıl, batılın da hak konumunda olduğu, gerçeklerin çarpıtıldığı, hakların gasbedildiği ve kutsalların çiğnendiği, batılı petrol ve silah şirketleri için milyonların katledildiği böyle bir dünyada ancak güçlü olanın hayatta kalabileceğini kaydetti.

Nasrullah, "Her kim anlaşmalarla halkını koruyacağını sanıyorsa öncelikle dikkatli olması ve tarihe bir bakması lazım. Halkı, birinci derecede kendi gücü ve vahdeti korur" diye konuştu.

Nasrullah, konuşmasını şöyle tamamladı: "Sizlere her zaman yeni zaferler vaad ediyoruz. Bazıları bizimle ve benimle tartışıyor ve 'Size yeni zaferler vaad ediyorum' dememi eleştiriyorlar. Biz buna yakîn olarak inanıyoruz. Geçmiş tecrübelerimize dayanarak söylüyoruz. Allah'a olan imanımız ve tevekkülümüze dayanarak söylüyoruz. Şimdi de yine sizlere zafer vaad ediyoruz."

-Vakit-

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir