Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, İstanbul'da Harp Akademileri Komutanlığı Atatürk Harp Oyunu ve Kültür Merkezi'nde "Yıllık Değerlendirme Konuşması" yaptı. Sivil-asker ilişkileri başta olmak üzere, "terör" ve "terörle mücadele", demokrasi ve laiklik gibi konulara akademik bir pencereden bakmaya çalışacağını belirterek konuşmasına başlayan Başbuğ, askerlikle ilgili felsefi yaklaşımlardan bahsetti.
Askerliğin meslekten ziyade adeta yaşam biçimi olduğunu belirten Başbuğ, toplumların dönüşümünde askerin daima öncü olduğunun altını çizdi.
"TSK millete hizmet etmek için vardır." diyen Başbuğ, ardından klasik "TSK'yı yıpratma"yla itham ettiği eleştirilere göndermede bulundu: "Demokratlık kisvesi altında TSK'yı yıpratmak amacıyla sistematik muhalefet yapılması herşeyden önce demokrasiyi geliştirmeyecektir."
Başbuğ, "TSK, hiçbir dönemde dine karşı olmamıştır." derken de dinin "siyasi ve kişisel, amaç ve çıkarlar için dinin ve din duygularının alet edilmesi, araç olarak kullanılması"na karşı çıktıklarının altını çizmekten geri durmadı. Böylelikle yine takiyye yaparak aslında dine değil; dini kullananlara cephe açtıklarını ima etti. Burada halkın "Peygamber Ocağı" nitelemesine atıfta bulunması ise "işini bilir" idareci olduğunu gösterdi.
Başbuğ'un konuşmasını ara başlıklarla özetleyerek aktarıyoruz:
"Ordu Halktır!"
TSK'yı din karşıtı olarak gösteren kötü niyetli propaganda kampanyalarına mütedeyyin kesimler bu propagandaya itibar etmemektedir. Bu asker Türk milletinin kendisidir. Kim ne derse desin ordu halktır, halktandır, halk içindir.
"Askerin Sözü Dinlenecek!"
Üstler güven itimada zarar verecek davranışlardan özen göstermelidirler. Askerlerin profesyonel öneri ve kaygılarının sivil otorite tarafından dikkate alınmaması halinde olumsuzluklar Irak savaşında görülmüştür. Yaptıkları tavsiyeler dinlenecek ve değer verilecek. Sivil-asker ilişkilerini sağlıklı yürümesi için önemlidir. Ancak son söz sivil iradededir. Ancak dikkate alınmaması durumunda ortaya çıkacak zararlar karar vericiler olan siyasilere aittir.
"PKK Terör Örgütüdür!"
PKK bölücü terör örgütüdür. Halkımızı hedef alarak üniter yapıyı ve ulusun hedef almaktadır. Eknik bir çatıştırmaya dönüştürmeye ve etnik bir çatıştırma varmış gibi uğraşmış ancak başaramamıştır. Bir yandan sorunun karışıklığı bazı kavramların yeterince oturmamış olmaması, öte yandan konunun kasıtlı olarak saptırılması var.
"Kürt ve Zaza Asker de İstiyoruz"
Ne Osmanlı ne de Cumhuriyet döneminde hiç bir kurum etnik yapılanmamıştır. Gerçekten bunun aksini iddia etmek ne kadar gerçekçi olur. TSK bu konuda emsalsiz bir örnektir. Rütbesi ne olursa olsun görev ve hak olan askerlik hizmetini eşit şekilde yapmaktadır. Şehit olanlar arasında çok sayıda Kürt ve Zaza evladımız var nereye koyacaksınız bunları. Mutlaka oradan da askeri liselere öğrenci gelmesi için liave tedbirler almaya çalışıyoruz. Bütün bireyler bizim için çok değerlidir.
Milli ordu vasfınızı kaybederseniz her şeyinizi kaybedersiniz. Etnik köken farkına bakılmaksızın her vatandaşımız kanun önünde eşittir. Etnik bir çatışma olsaydı ne doğudaki vatandaşlarımız göç ederdi ne de batıdaki vatandaşlarımız bunu kabul ederdi.
"Devlet Sistematik Asimilasyon Yapmamıştır!"
Devlet ilk yıllarında isyanlar nedeniyle alt kültürel kimliklerin üste çıkması tehlikesiyle bazı tedbirler almıştır. Bu tedbirler ulus devlet inşaası için gerekli görülen tedbirlerdir. 1938-1984 yılları arasında huzur ve barış ortamını nasıl izah edeceğiz? Devlet sistematik asimilasyon yapmamıştır. Peki 1938 yılına kadar isyanların nedenleri neydi? Bence haklı bir süal.
Cumhuriyetin başında moderleşme var merkezi yönetim sistemine gidiyor. Doğal sonuç olarak merkezi yönetimine karşı yerel tepkilerin olması doğal. Dış dinamikler kışkırtmalar var. Şeyh Sait'in isyanı ve Irak'ın buğünkü haline gelmesini nasıl görmezden gelebiliriz. Bölgenin geri kalmışlığı bölge halkına zaman zaman kötü muamelesi de olmuştur.
Tartışmalı Anketi Dayanak Yaptı
Konda'nın 2008'de yaptığı araştırmada Kürt asıllı vatandaşlara 'Hangi ülkede yaşamak istersiniz' diye sorulmuş yüzde 88'i Türkiye demiş. Yine aynı vatandaşlar İstiklal Marşı ve bayrak konusunda yüzde 90'ı olumlu bakıyor. Vatanını seven herkes bu tip oyunlara karşı sorumlu davranmalıdır.
Burada Türk sıfat değil değişik unsurlara verilen ortak bir isimdir. Peki ulus devlet hangi temele dayanacak? Vatandaşlık esesına dayanan milliyetçilik anlayışına dayanmalıdır.
"Üst Ortak Kimliği Benimsemeliyiz!"
Türkiye cumhuriyetinin kuruluşu bir devrimdir. Atatürk'ün veciz sözünde Türkiye halkı ifadesi sınırları çizilen bir coğrafyada yaşayan halkı işaret ediyor. Türkiye yerine Türk ifadesini koyun etnik tanım olur.
Ulus devleti tutan ortak zamk ortak değerlerdir. Ortak değerlerle savaşarak ilerleyemeyiz. Ulus devleti korumak aydınların da görevidir. Niçin bunları daha fazla vurgulayamıyoruz. Üst ortak kimliği benimseyemezsek bir yere varamayız. Sadece kültürel bireysel kimliği öne çıkartmak doğru değil. Asimilasyon değil engetgrasyon; bu çok önemli. Bizler engetgrasyon olayında ne yaptık bunu sormalıyız.
"Üst Ortak Kimlik Tartışmaya Açılamaz!"
Üst ortak kimliği tartışmaya açarsak Lübnan ve Irak'ın durumuna düşeriz. Üst ortak kimlik dışında kültürel ikincil kimlik mümkündür. Üst ortak kimilğin önüne geçerek onu parçalayark egemen kültür haline dönüştürmemelidir. İkincil kimlikler ancak kültürel bireysel seviyelerde yaşanabilir. Yeni üst kimliklerin yaratılmasına izin veremeyiz. Ulus yapısı içinde mümkün değildir.
"Toplumun Bütününü Potansiyel Suçlu Görmek En Büyük Hata"
Doğu ve Güneydoğu'daki vatandaşlarımızın mağduriyet duygusunu tamir ettirmeliyiz. Sonuç olarak TSK Atatürk'ün bize emanet ettiği üniter devlet konusunda taraftır kimsenin şüphesi olmasın. Terörle bir yere varılamayacağı açıktır.
Terörle mücadelenin ana stratejisi insan odaklı olmasıdır. Boyutları olan uzun soluklu bir süreçtir. Toplumun bütününü potansiyel suçlu görmek en büyük hatadır. Halkı tanımak, halkın değerlerini kavramak samimi zemine oturtmak zorundayız. Örgüte katılım nedenleri şöyle karşımıza çıkıyor. Sevgisiz ortam, şiddet, kültürü, yoksulluk, haksızlıklardan kaçış, eğitimde istenen imkanların bulunmaması, etnik temelli propagandalara inanmak. 14 ile 20 yaş arasında örgüte katılıyorlar. Örgütte kaldığı süre ortalama 10 yıl. Ya örgütten kaçıyorlar ya da ölüyorlar. Ana ve babaların duydukları acıları düşünmek ve anlamak zorundayız. Terörist neredeyse bulup etkisiz hale getireceksiniz. Terörist gerçekte bir kriminal suçludur. Bizim için sağ yakalanan terörist daha önemlidir. Böylece yargı önüne çıkartılabilecek. Terörle mücadele diğer ülkelerle karıştırılıyor. Kırsal alanda organize edilmiş bir örgüt. Benzeri Afganistan'da var.
"Korucular TSK'dan Yana; O Halde Etnik Çatışma Yok!"
TSK'nın 1984'ten beri verdiği şehit sayısı 4970. Irak'ta ABD kuvvetlerinin verdiği kayıp buna yakın. Terör örgütü 40 bine yakın personelini kaybetti. 1993 yılında 5717 olay verdiğimiz 538 1479 hayatını kaybeden vatandaş sayısı. Geçen yıl 1612 olay meydana geldi, 132 şehit sayısı. Halk 1990'lı yıllarda akşamları dışarı çıkabilir miydi? Bir ülkenin namus borçlarını ödemesinden birisi de şehitlerine sahip çıkmasıdır. Korucular 1335 şehit verdi. Bunların silahlı kuvvetlerin yanında yer alması etnik çatışma olmadığını gösteriyor. Yanlışları düzeltmek ayrı bir şey sisteme tümüyle saldırmak ayrı bir şey... Terörle mücadele milli gücün bütün unsunlarıyla birlikte topyekün verilmedir.
"Demokrasi ve Laiklik Arasında Sıkı İlişki Vardır"
Laik ve demokratik yapısı ile yüzyılı aşan demokrasi kültürüyle dinamizmiyle bölgesinde lider bir ülke. Bunu da küçümsememiz lazım. Türkiye'nin bu özgünlüğü bize sorumluluk yüklüyor. Cumhuriyetin ilkesi erdemdir. Laiklik ilkesi cumhuriyetin temel ilkesidir. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşması için son derece önemlidir. Modern cumhuriyet ancak demokrasi ile olur.
Bir kuvvetler ayrılığı, iki yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü, üç çoğulculuk, farklı düşüncelerde olabiliriz önemli olan medeni ortamda tartışabilmemizdir. Kurallar vve kurumlar rejimi olmasıdır. Demokrasi aynı zamanda sorumluluklar getirmektedir. TSK demokrasi rejimine bağlıdır ve saygılıdır. Demokrasi ve laiklik arasında sıkı ilişki vardır. Laiklik egemenlik sorununu da çözmüştür. Geçmişten bugüne kadar laiklik karşıtı hareketlerle karşılaşıldığı bir gerçektir.
"Din Allah ile Kul Arasındadır!"
Lakilik karşıtı eylemlerde demokrasi ve yasalar çerçevesinde, daha etkin cevap verebilmek için bu olayların sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarının ne olduğunun analiz edilmesi gerekmektedir. Gerçek mütedeyyin kişilerle kimsenin sorunu olmamalıdır. Din gerekli kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Yalnız din Allah ile kul arasındadır. Atatürk diyor ki 'Din işlerini devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor amaca ve eyleme dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Ve buna asla meydan vermeyeceğiz. ' Askerlik moral değerlere önem veren mesleklerin başında gelir. Elbette bireysel açıdan din önemli bir etkendir. Halkımımızın değerlerine saygı duymaması düşünülemez. Binlerce evladını şehit vermiş bir ordudur. Bizim için şehitlik ve gazilik kutsaldır. Ayrıca ordunun halk arasında peygamber ocağı olduğu bilmekteyiz. Açıkça söylüyorum TSK hiç bir zaman dine karşı olmamıştır. Bizim karşı olduğumuz husus siyasi ve kişisel amaç ve çıkarlar için dinin ve din duygularının alet edilmesi ve araç olarak kullanılmasıdır..
"Bazı Cemaatler Ekonomik Güç Oluyor!"
Bugün bazı cemaatler ekonomik güç olmaya gidiyor. Sorun dini duygularının kendi amaçları için alet olarak kullanılmasıdır. Bazı din eksenli cemaatler demokratik alanın bir oyuncusu olarak takdim etmekte ve görünürde güçlü bir konuma geldiğini zannetmektedirler. Bazı din eksenli cemaatler TSK'yı hedeflerine ulaşmakta en büyük engel olarak görüyor. Her fırsatta destekleyicileri sayesinde TSK aleyhine faaliyet göstermektedirler.
"Dini Araç Haline Getirmek Dine En Büyük Kötülük!"
Herkes Anayasa'nın 24. maddesini uygun davranırsa sorun kalmaz. Din eksenli cemaatleri 24. maddede nereye koyacaksınız? Dini araç haline getirmek dine en büyük kötülük değil mi? Toplumda inanan inanmayan ayrımı yapanlara soruyorum. Dini inançlarını hangi hakla değerlendiriyorsunuz. Bu kişi dindar, bu kişi dindar değil, diye nasıl bir ayrım yapabiliyorsunuz. Kutuplaşmalarla nereye gideceksiniz?
HAKSÖZ-HABER