Hüseyin Alan konuşmasına Anadolu halklarının İslama giriş tarihini anlatarak başladı. Abbasiler döneminde İslama giren kavimlerin zaaflı bir din anlayışı/telakkisi öğrendiğini, kendi bünyelerinde getirdikleri şamanist pagan kültüründe etkisiyle bazı büyük şehirlerdeki ilmi çevreler dışında kitabi İslam'ın öğrenilemediğini halk İslam'ının yaygınlaştığını belirterek başladı. Bu zaaflı durumun istisnalar dışında bugüne kadar devam ettiğini belirten Alan konuşmasına şöyle devam etti:
Dil anlaşmak için önemlidir. Anlaşmanın konuşmanın iletişimin aracı dildir. İnsanlık tarihi boyunca iletişim için, ticaret için, dini yaymak için tercüme faaliyetlerini hep olmuştur. Tüm peygamberler kendi kavimlerinin diliyle gelmiştir. Kutsal kitaplar anlaşılmak için gönderilmiştir. Dil mesajı iletmek için araçtır. Aslolan mesajı anlamak/kavramak buna göre hayatı düzenlemektir.
İslami usule göre bir metni anlamak için üç temel şey gereklidir. Bunlar:
1.Dili ve gramerini bilmek
2.Metnin indiği veya oluştuğu zamanı mekanı bilmek
3.Allahın/Şari'nin maksadını (makadıus şeria) bilmek
Batılı toplumlarda ise İncil metinlerindeki çelişkileri anlamak için üretilen tarihselcilik hermönetik, linguistik gibi anlama yöntemleri içinde hiç bir çelişki bulunmayan aslı bozulmamış Kur'an'a uygulanamaz. Çünkü Kur'an'ın orjinali elimizdedir.
'Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınız, (günahlardan) en çok korunanınızdır. Allah bilendir, haber alandır.'(Hucürat 13)
Bu ayette belirtildiği gibi Allah tanışmamız için bizi kavimler halinde yarattı. Diller ve kavimler Allahın ayetleridir. Dillerin, kavimlerin birbirlerine hiçbir üstünlüğü yoktur.
'Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini sapıklıkta bırakır ve dilediğini de doğru yola çıkarır; güçlü olan, Hakim olan O'dur.'(İbrahim 4)
Hz. Muhammedin kavmi Kur'anı anlamakta hiç zorlanmadı. Ortalama insanın anlayabileceği kolaylıkta sade bir dille Allah vahyini gönderdi. İnananlarda inkar edenlerde bilerek anlayarak karar verdiler.
Kur'anı anlamak için arapça bilmek şart mıdır?
'Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık.'(Zuhruf 2-3)
Kur'an'ın arapça oluşunun hikmeti her peygamberin vahyi kendi kavminin diliyle tebliğ etmesidir. Bununda sebebi iletilen mesajın anlaşılmasıdır. Mesajı anlamak için dil öğrenmek arapça bilmek şart değildir. Meallerden yararlanılarak Kur'an mesajı, Kur'an'ın ana konuları kavranabilir. Bilenler için arapça tabiki bir imkandır. Bugün Türkiye cografyasında 100 kadar meal vardır. Bunlardan karşılaştırmalı okunarak istifade edilebilir. Kur'an'daki Arabiyyen kavramı arapça konuşan kavimleri ifade eder.
Alan günümüzde Kur'an'ın mesajına karşı laik pozitivist modernist maddeci/kapitalist dünya görüşüne sahip olanlar bu geçmişte kalmış bir sözdür diyerek karşı çıkıyorlar. Bize düşen Allahın bize gönderdiği son mesajı gerektiği gibi okumak anlamak yaşamak/vahyin şahitliğini yapmaktır diyerek konuşmasını tamamladı.
Soru cevap bölümünden sonra seminer sona erdi.




