İşgalci Siyonist devletin saldırgan askerleri tarafından eşkıya usûlü bir baskınla özerk yönetim hapishanesinden kaçırılıp işgal devleti hapishanesine nakledilen Ahmed Seadat, çıkarıldığı mahkemede aynen Şeyh Ahmed Yasin'in gösterdiği onurlu tavrı sergileyerek mahkemeyi tanımadığını dile getirdi.
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin lideri Ahmed Seadat 14 Ocak 2007 Pazar günü işgalci Siyonist devletin mahkemesi tarafından duruşmaya çıkarıldı. Fakat Seadat mahkemede ifade vermeyi reddederek yazılı bir açıklamada bulunmakla yetindi. Seadat'ın avukatı Mahmud Hassan'ın yaptığı açıklamaya göre Seadât mahkemeye verdiği yazılı metinde: "Bu mahkeme adaleti icra etmek için değil sadece işgale hizmet etmek için çalışmaktadır" ifadesine yer verdi. Seadat aynı zamanda mahkemenin bu vasfından dolayı meşruiyetten de yoksun olduğunu vurgulayarak kendisini yargılamaya yetkisinin olamayacağını dile getirdi. Bunun üzerine işgalci saldırgan devletin mahkemesi FHKC lideri Ahmed Seadat'ın duruşmasını Nisan 2007'ye erteledi. Bu süre içinde eğer Filistin direnişiyle Siyonist işgalciler arasında esir değişimi konusunda geniş çaplı bir anlaşma sağlanamazsa Seadat yine işgalci saldırgan devletin zindanında tutulacak.
Ahmed Seadat'ın bu onurlu tutumu bize Şeyh Ahmed Yasin'in sergilediği tavrı hatırlattı. O, 3 Ocak 1990'da işgalci devletin mahkemesinde duruşmaya çıkarıldığında mahkeme mensuplarına söylediği söz şu olmuştu: "Bu mahkeme kanuni olarak beni yargılama hak ve yetkisine sahip değildir. Çünkü bu mahkeme işgalciler tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla tamamen gayri meşru ve kanundışıdır." Sonra işgal devleti mahkemesi onun müebbet artı on beş yıl hapis cezasına çarptırdı. Bunun üzerine İsrail yönetimi onunla pazarlık yapmak ve ona serbest bırakılması için bazı şartları kabul ettirmek istedi. Bir keresinde İsrail'i tanıdığını ve imzalanan özerklik anlaşmalarına olumlu baktığını açıklaması karşılığında serbest bırakma teklifinde bulundu. O bunu kesinlikle kabul etmedi. Daha sonra İsrail'i tanıma şartından vazgeçerek sadece özerklik anlaşmalarını kabullenmesini şart koştu. Bunun üzerine Ahmed Yasin: "Bana dışarı çıktığımda karpuz yemememi şart koşsanız bile yine kabul etmem. Çünkü ben işgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun şartını kabul edeyim" cevabını verdi.
Yine benzer teklifler karşısında bir keresinde de Şeyh Yasin işgalcilere şu onurlu cevabı vermişti: "Benim için hapiste yüz yıl kalmak karşılığında birtakım tavizler vererek çıkmaktan iyidir."
Şeyh Ahmed Yasin'in bu onurlu tavrının bir benzerini sergileyen FHKC lideri Ahmed Seadat, işgalci saldırgan devletin Turizm bakanının öldürülmesiyle irtibatı olduğu suçlamasıyla zindana atılmıştı. Saldırgan devletin Turizm bakanı ise FHKC'nin eski lideri Ebu Ali Mustafa'nın şehit edilmesinin intikamı için öldürülmüştü.
Saldırgan devletin, ABD'nin ve İngiltere'nin dayatmasıyla tutuklanan Ahmed Seadat, özerk yönetim zindanında tutuluyordu. Fakat HAMAS'ın iktidara geçmesinden sonra onun serbest bırakılacağının anlaşılması üzerine işgalci saldırgan devletin eşkıya güçleri, tutulduğu özerk yönetim zindanına baskın düzenleyerek onu kaçırıp işgal devleti zindanına naklettiler. Saldırgan devlet bu eşkıya usûlü kaçırmadan sonra onu yeniden yargılamaya başladı. (Vahdet)