
Afganistan İslam Emirliği: Küresel güçlerin baskı politikası başarısız oldu
Afganistan İslam Emirliği Doha Büyükelçisi Süheyl Şahin, İslam Emirliği’nin yönetime gelişinin 5. yılında hala devam eden uluslararası yaptırımları ve seyahat yasaklarını "haksız ve adaletsiz" olarak niteledi.
Afganistan İslam Emirliği'nin Doha’daki Geçici Büyükelçisi Süheyl Şahin, uluslararası toplum tarafından ülkeye uygulanan kısıtlama ve tek taraflı yaptırımların devam ettirilmesini sert bir dille eleştirdi. Büyükelçi Şahin, küresel aktörleri baskıcı politikalardan vazgeçmeye ve İslam Emirliği ile daha yapıcı, doğrudan bir angajman kurmaya davet etti.
"Yaptırımlar Çözüm Değil, Diyaloğun Önünde Engeldir"
Büyükelçi Süheyl Şahin, Afganistan halkını ve yönetimini hedef alan haksız kısıtlamalara karşı yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "İslam Emirliği yetkililerine uygulanan seyahat yasakları ve Afganistan’a yönelik dayatılan diğer tüm ambarolar gayrimeşru, adaletsiz ve haksızdır. Bu kısıtlamalar, yönetimimize karşı birer siyasi baskı aracı olarak kullanılmaya çalışılmaktadır; fakat bugüne kadar hiçbir sorunu çözmeye hizmet etmedikleri gün gibi ortadadır. Aksine bu adımlar, karşılıklı anlayış ve sağlıklı bir diyalog zemini kurulmasının önünde büyük engeller teşkil etmektedir. Dünya ülkelerine, bu haksız yaptırımları derhal kaldırmaları çağrısında bulunuyoruz."
İslam Emirliği’nin zaferle sonuçlanan kutlu fetih ve yönetime geri dönüşünün üzerinden yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen, Afganistan’a ve bazı devlet yetkililerine yönelik küresel kısıtlamalar varlığını sürdürüyor. İslam Emirliği yetkilileri, Batı merkezli bu dayatmaları ülkenin ekonomik kalkınmasının, diplomatik ilişkilerinin genişlemesinin ve mevcut iç zorlukların aşılmasının önündeki en büyük yapısal engeller olarak değerlendiriyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) kara listesinde bulunan birçok İslam Emirliği yetkilisi, seyahat engelleri ve finansal işlem kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Bununla birlikte, Afganistan halkına ait olan ve uluslararası bankalarda dondurulan milyarlarca dolarlık milli varlıklar ile bankacılık sistemine yönelik ablukalar, ülke ekonomisinin karşılaştığı en büyük meydan okumalar arasında yer alıyor.
"Doha Anlaşması’nın Şartları Çiğneniyor"
Siyasi analist Samiullah Ahmedzai, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, kısıtlamaların kaldırılması maddesinin aslında tarihi Doha Anlaşması’nda açıkça yer aldığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Yapılan diplomatik anlaşmalara göre, Afganistan’da yeni (İslam) hükümetinin kurulmasıyla birlikte bu kısıtlamaların kademeli olarak azaltılması veya tamamen kaldırılması gerekiyordu. Ancak karşı taraf, anlaşmanın bu hayati yükümlülüklerini henüz yerine getirmemiş ve mutabakatı tam anlamıyla uygulamamıştır."
Bölgesel analistler de yaptırım siyasetinin uluslararası toplumun umduğu hiçbir hedefe ulaşamadığını, mevcut statükonun çöktüğünü ve Afganistan’a karşı artık yeni, gerçekçi bir yaklaşımın benimsenmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Bir diğer siyasi analist Davud Şiraz ise yaptırımların yıkıcı etkilerine değinerek, "Bu ambargolar her şeyden önce doğrudan mazlum Afganistan halkını vurmaktadır. Bu durumun doğuracağı sosyo-ekonomik sonuçların, sadece Afganistan’ı değil, tüm bölge ülkelerini de olumsuz etkileme potansiyeli vardır" uyarısında bulundu.
İslam Emirliği’nin Dengeli ve Müstakil Dış Politikası
Son yıllarda birçok bölge ülkesi, Kabil’deki meşru yönetim ile siyasi ve ekonomik bağlarını ciddi oranda genişletti. Rusya ise İslam Emirliği hükümetini resmi olarak tanıyan tek ülke konumunda bulunuyor.
Tüm küresel baskılara rağmen, Afganistan İslam Emirliği yetkilileri; ülkenin dış politikasının karşılıklı saygıya, pozitif angajmana, ekonomik iş birliğine ve İslam hukuku ile milli menfaatler çerçevesinde dünyayla dengeli ilişkiler kurma esasına dayandığını kararlılıkla yinelemeye devam ediyor.

HABERE YORUM KAT