Kasım Süleymani’nin Kırmızı Çizgisi

23.06.2016 14:57

RIDVAN KAYA

Suriye’yi mezbahaya çeviren Esed tağutuna karşı silaha başvurmayı mahkum edenler, Ayetullah Kasım’ın vatandaşlıktan çıkarılması karşısında Bahreyn rejimine karşı silahlı mücadeleyi savunuyorlar! 

Arap Baharı olarak tesmiye olunan süreçte yoğun protesto eylemlerine sahne olan ülkelerden biri olan Bahreyn, yönetimin aldığı yeni bir kararla yeniden hareketlenmiş görünüyor. Kısa bir süre önce Şii muhalefetin en büyük örgütü olan El-Vifak Partisini yasaklayan El-Halife rejimi aldığı yeni bir kararla Ayetullah Şeyh İsa Kasım’ı vatandaşlıktan çıkardı. Halen kendisine verilen 9 yıllık hapis cezasını çekmekte olan El-Vifak Partisinin lideri Şeyh Ali Selman’ın ardından, Şii muhalefetin önde gelen isimlerinden Ayetullah Kasım’ın hakkında alınan bu kararla etkisiz hale getirilmeye çalışılması gerek Bahreyn içinde, gerekse de bölgede ciddi tepkilere konu oldu.

Beklendiği üzere en yoğun ve sert tepkiler İran’dan geldi. Toplam alanı 800 km² yi, toplam nüfusu 1,5 milyonu bulmayan bu küçük ada devletinde yaşananları tam 5 yıldır adeta dünyanın şahit olduğu en korkunç zulümler ve Bahreyn yönetimini de yeryüzünün gördüğü en büyük diktatörlük olarak lanse etmeye çalışan İran, El-Halife rejimine ateş püskürüyor.

Elbette Krallık ile yönetilen bir ülkede halkın taleplerinin asker ve polis baskısıyla sindirilmesi, protesto eylemlerinin şiddetle bastırılmaya çalışılması vb. uygulamalar tasvip edilemez. Aynı şekilde muhalif liderlerin hapis ya da sürgünle sindirilmeye çalışılması da adaletle bağdaşmaz. Bu tür uygulamalara herkes gibi İran’ın da karşı çıkması hakkıdır.

Mamafih Bahreyn’de bugüne dek tüm protesto eylemlerinde ölen insanların sayısının toplamı kadar insanın tek bir günde katledildiği Suriye’de rejimin zulmünü meşru görenlerin ‘Bahreyn’de büyük zulüm’den söz etmeye de hakları olamaz. Aynı şekilde Suriye’deki necis varlıklarını ‘meşru yönetimin davetine icabet’ gerekçesiyle temellendirmeye çalışanların, Bahreyn yönetiminin yardıma çağırdığı Suudi Arabistan’ın askeri varlığını ‘işgal’ şeklinde tanımlaması da ironiktir!

Aslında İran’ın Bahreyn üzerinde tarihsel hak iddiası, Şii nüfusu kendisine bağımlı hale getirmesi, Lübnan Hizbullahı marifetiyle Şii gençleri militanlaştırması vb. faaliyetleri bilinmeyen şeyler değil. Ve İran’ın bu icraatlarının Bahreyn’in despotik rejimini bir yandan daha sert müdahalelere sevkettiği, aynı zamanda da kendisini İran yayılmacılığının tehdidi altında hisseden Sünni kesimi homojenleştirmesini kolaylaştırdığı da biliniyor.

Ama tüm bunları şimdilik bir kenara bırakıp Bahreyn rejiminin son kararı üzerine İran’dan verilen tepkilerin mahiyetine bir göz atalım.

Ayetullah Kasım’ın yabancı bir ülke hesabına çalışma, ülkede mezhep çatışmasını kışkırtma vb. ithamlarla vatandaşlıktan çıkarılması kararı İran’daki pek çok yetkili, etkili kurum ve şahıs tarafından çok keskin ifadelerle kınanmış ama bunlar içinde birinin, Devrim Muhafızları Kudüs Ordusu başkomutanı Korgeneral Kasım Süleymani’nin tepkisi çok dikkat çekmiş.

Kudüs Ordusu komutanı sıfatını taşımasına rağmen bizim bugüne kadar hep Irak’ta ve Suriye’de ABD ve Rusya ile birlikte tağuti rejimlerin yanında mücahitlere karşı yürütülen savaşı organize ettiğine şahitlik ettiğimiz Süleymani bakın neler söylemiş:  “Onlar Ayetullah İsa Kasım'ın kırmızı çizgi olduğunu ve ona yapılacak bir hakaretin Bahreyn ve tüm bölgeyi ateşe atacak bir kıvılcıma dönüşeceğini bilmelidirler. Halk için artık silahlı mücadeleden başka yol kalmayacaktır ve bunun ilk kaybedeni de kan içici El-Halife rejimi olacaktır.”

Kasım Süleymani’nin bu tehdit dozu yüksek açıklamasının tüm İran basınında büyük takdir topladığını, ‘yeni bir dönemin ve jeopolitik hareketin başlangıcı’ şeklinde tanımlanan bu sözlerin İran siyasetinde büyük bir heyecan dalgasına yol açtığını da ekleyelim.

Evet bu sözler gerçekten de çok dikkat çekici ama sadece içeriğindeki tehdit dozunun yüksekliğinden ötürü değil; malum zihniyetin tutarsızlığını ve ikiyüzlülüğünü sergilemesi açısından da altı çizilmeyi hak eden sözler!

Tam 5 yıldır Suriye hakkında Süleymani ve onunla aynı paralelde yayın yapan bilumum İran tayfası ve dolaylı-dolaysız, mahçup-bıçkın Esed işbirlikçileri ne söylüyorlardı: “Tamam, protesto etmek Suriye halkının hakkı ama silaha başvurmayacaktı, işin içine silah girince savunulacak bir şey kalmadı!” diyorlardı, değil mi?

Suriye halkının can havliyle rejimin katliamlarından kendilerini ve ailelerini, çoluk çocuklarını, köylerini, kentlerini koruyabilmek için ellerine silah almak zorunda kalmalarını hiç utanmadan, vicdansızca mahkum ediyorlardı. Şimdi ne diyorlar? Ayetullah Kasım kırmızı çizgiymiş, böyle giderse Bahreyn halkının sabır taşacakmış, silahlı ayaklanma başlayacak ve rejim kan banyosunda boğulacakmış!

Bu rejim Suriye’de daha devrimin ilk günlerinde, ilk aylarında reform talebiyle sokağa çıkan kitlelerin üzerine tanklarla ateş açmadı mı? Her Cuma cami çıkışlarında halkı tarayıp, meydanları mezbahaya çevirmedi mi? Humus’ta meydanda barışçıl bir protesto eylemi için toplanmış kalabalığın üzerine gece yarısı bomba yağdırıp 50’den fazla sivili hunharca katletmedi mi? Der’a’da, Hula’da ve daha pek çok beldede katliamlarla, işkencelerle halkı ezip, sindirmeye kalkmadı mı?

Tüm bu insanlık suçlarını işleyen Esed tağutuna karşı nefsi müdafaa yapmak zorunda kalan insanların silaha başvurmaları gayrı meşru ama Ayetullah Kasım’ın vatandaşlıktan çıkarılması karşısında Bahreyn rejimine karşı silaha başvurmak hak, öyle mi? Ne kadar da adil, hakperest ve vicdanlısınız! 

  • Yorumlar 4
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim