Türkiye’de vesayetçi zihniyetin yeniden üretilen tarih anlatısı

Türkiye’de vesayetçi zihniyetin yeniden üretilen tarih anlatısı

Mehmet Garip Tanyıldızı, Türkiye’de Batıcı vesayetçi zihniyetin yeni tarih anlatıları üzerinden yeniden güç kazanma çabasına karşı uyarıyor.

Mehmet Garip Tanyıldızı / Akşam

Birikim

Türkiye'nin modernleşme tecrübesinin merkezinde Batıcı bürokratik elitlerin toplumu bu istikamette dönüştürme arzusuyla toplumun kendine özgü kültürel sürekliliği arasındaki gerilim vardır.

Bu süreçteki ontolojik "yanlış" yabancılaşmış seçkinlerin sekülerleştirme/medenileştirme hedefleri doğrultusunda toplumu tek tip hâle getirmeye çalışması ve bu projenin toplumun tarihsel yapısından tevarüs eden değerleriyle uyuşmamasıydı.

Osmanlı modernleşmesi ile başlayan tarihsel kopuş sonrasında çatışma üzerine kurulan devlet ve toplum ilişkisinde devletin zor aygıtlarını kullanması aradaki uçurumu derinleştirdi.

Gerilimli devlet-toplum ilişkisi Türkiye'deki sosyal ve siyasal alanın etkileri günümüze sirayet eden problemlerinin birincil sebebidir.

Toplum üzerinde vesayet kuran ve bu vesayeti kurumsallaştıran zümre yaşadığı "yol kazalarında" kozmetik restorasyonlarla sistemi tahkim etti.

Ancak bu vesayete karşı toplumsal direnç farklı şekillerde tezahür etse de hiçbir zaman ortadan kaybolmadı.

Tam anlamıyla de-secularization denilebilecek bir süreç yaşanmadı fakat sekülerleşme anlatısı sorgulandı, eleştirildi ve karşı tezler üretildi.

İçinde bulunduğumuz siyasal konjonktürde vesayet unsurları kurumsal düzeyde tasfiye edildi ve eski etkisini yitirdi.

Meşruiyet krizine girerek gerileyen vesayet unsurları günümüzde yeni bir tarih anlatısı ile eski konumunu yeniden kazanmaya çalışıyor.

Eski hegemonya taraftarı bu "yeni" tarih anlatısının ilk hedefi Türkiye'nin sosyal ve siyasal problemlerinin temelinde jakoben elitlerle toplumun kültürü arasındaki çatışmadan kaynaklanmadığını ıspatlamak.

Geçmişin ideolojik kabullerini yeniden üretim yoluyla tahkim etmeyi amaçlayan bu güruh politik kamusal alandaki eski konforunu sağlamayı talep ediyor.

Bu sebeple kamusal alanda yaşanan her olayda, her fırsatta manipülasyon, ajitasyon ve propaganda yoluyla bu imkanı zorluyorlar.

Tarih anlatısı, sosyolojik tahlil, siyasal analiz adı altında icra edilen eylemler birbiriyle ilintilidir ve ideolojiktir.

Türkiye siyasal istikametini etkileyen resmi tarih eleştirileri ve topluma bakışın mümkün mertebe tashih edilmesi konusunda yetersiz de olsa bir hayli mesafe katetti.

Vesayetçi ideolojik kurgulara ve siyasal eylemliliğe prim verilerek bu birikim heba edilmemeli.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir