“Türkiye’de İslamcılığın Kökleri” Değerlendirmesi

“Türkiye’de İslamcılığın Kökleri” Değerlendirmesi

Esenler’de faaliyet gösteren ve gençlerin kurduğu Teneffüs Derneği’nde Hamza Türkmen, Türkiye’de İslamcılığın Kökleri konulu bir konuşma yaptı ve oturum daha sonra karşılıklı söyleşi tarzında devam etti.

Teneffüs Derneği gençlerinin daha önce "Türkiye'de İslamcılığın Kökleri" adlı kitabı alıp-okuyarak hazırlandıkları konu hakkında, Hamza Türkmen ön plana çıkartmak istediği başlıkları değerlendirdi.

Osmanlı düzenin ve toplumunun akaid, kültür ve siyaset algısında yeterince Kur'an ile buluşamadığı için çözüldüğünü, kendini yenileyemediğini ve nimeti kaybettiğini belirterek konuşmasına başlayan Türkmen, karamsarlığı aşmanın yolunun insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkartacak olan Kur'an nimeti ile yeniden buluşmakta olduğunu söyledi. Tekrar öze dönme, ihya, ıslah ve vahye şahitlik çabalarıyla İslam'ın bütünsel olarak yaşanılır kılma ümidini yeşertmeye dönük mücadeleye İslami uyanış, İslami hareket veya İslamcılık dendiğini belirtti. İslamcılığın, İslamı yaşama arzusu ve duyarlılığını ifade ettiğini belirten konuşmacı, ancak bu duyarlılığın insanlığın doğası için önerilen vahyi ölçülerle terbiye edilmesi veya eğitilmesi gerektiğini anlattı.  

Türkmen, Müslümanlar için çözümün, sistem içinde iktidara gelerek küresel kapitalizme yetişmek için yarışa katılmak olmadığını; zulüm ve sömürüye karşı çıkarken yitirdiğimiz Kur'an ümmetini yeniden bugünkü modern koşullarda kurmak için insanlara vahyi değerleri ve adaleti taşıyacak öncü bir Kur'an neslini oluşturmak olduğunu belirtti. Yaşamla ilgili bilgi ve beceri kazanımlarımızın yanında en önemli görevimizin, vahiy ve iman temelinde medeni ve insani ilişkilerimizi yeniden inşa etmek ve "Müminler kardeştir" ve "vahyin şehitleridir" emri doğrultusunda kendimizi yetiştirmek olduğunu vurguladı.

Bugün durduğumuz yeri tartabilmek için, tarihimizi ve Kur'an'la irtibat birikimimizi iyi bilmemiz gerektiğini anlatan Türkmen, önce Türkiye Müslümanlarının Kur'an'la ilişki ve Kur'an'ın amaçlarıyla buluşma süreçlerini anlattı. Sonra da Müslümanların farklı tarih algıları üzerinde durdu. Tarihte Müslümanların iradesinin asıl olduğunu, Rabbimizin de kendi davasına yardım edenlere yardım edeceğini bildirdiğini söyleyen Türkmen, bu nedenle bizi oyalayan veya hayal dünyasına iten "Savunmacı" ve "Geniş Aralı" tarih anlayışlarından uzaklaşıp, Kur'an nimetini kaybettiğimizde dağılacağımız  Kur'an nimetine sahip çıkıp vahyi ölçüler istikametinde yürüyeceğimizde yükseleceğimiz "Safhalı " tarih anlayışına göre davranmamız gerektiğini anlattı.

İslam kültürüne de "gelenekçi" ve "modernist" bir yaklaşımla değil, arınmaya çalışan fıtrat ve vahiyle yeniden buluşarak geleceği Kur'ani ölçülerle imar etmeye çalışan "ıslah" temelli ıslahatçı/devrimci bir tavır içinde yaklaşmamız gerektiğini belirtti.

Öncelikle İslamcılığı küresel kapitalizmin ve Kemalist ulusalcı sistemin eleştirilerine karşı arındırmalı ve anlaşılır hale getirmeliyiz diyen Türkmen, bunun için de İslami duyarlılık taşıyan insanlarımızı gelenekçi ve modernist kirlerden arındırmalı, elbisemizi yani kimliğimizi vahiyle temizlemeli ve Müslümanlıkla şahitlik kavramını ibadi bir görev olarak bütünleştirmeliyiz dedi.

Türkmen konuyla ilgili açıklamalarından sonra, kitabını daha önce okuyan gençlerin sorularını cevapladı ve yorumlarını dinledi, kanaatlerini bir söyleşi atmosferi içinde paylaştı.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir