Kemalizm'in en önemli ilkesinin ve diğer ilkelerin dayandığı tek ilkenin milliyetçilik olduğunu söyleyen Aktaşlı bugün laiklik ön planda olsa da laiklik için Türk ulusunun gerekli olduğunu, bunun için de milliyetçiliğin egemen olması gerektiğini sözlerine ekledi. Kemalizm'in ulus inşa etme projesinin Türkiye'nin batı bölgelerinde bir ölçüde başarıya ulaştığını ancak doğu bölgelerinde bu kurgunun tutmadığını söyledi. Türkiye'deki üst kimliğin Türklük olduğundan bahseden Ufuk Aktaşlı Kürtlerin, bu üst kimliği Şeyh Said, Dersim, Ağrı ve daha birçok isyanlarla reddettiğini o nedenle de Kemalizm'in milliyetçilik ilkesinin aslında başarılı olamadığını söyledi.
Türk kelimesinin tarihsel anlamı üzerinde duran Ufuk Aktaşlı Türk kelimesinin ilk kez Orhun Yazıtları'nda törük –güçlü, kuvvetli- olarak geçtiğini, Arapların bu kelimeyi harekesiz okudukları için Türk diye okuduklarından dolayı törük kelimesinin bu hale geldiğini anlattı.
Milattan önce 5. yüzyılda Orta Asya'da bütün barbar kavimleri Hunların toplayıp bir siyasi organizasyon altında birleştirdiğini ve bu nedenle Çin kaynaklarının tüm Asya halklarını Hun diye adlandırdığını, daha sonra kendilerine Göktörükler diyen bir topluluğun Asya steplerindeki göçebe toplulukları tek bir devlet çatısı altında toplayınca hepsine birden Türk denmeye başladığını söyleyen Ufuk Aktaşlı Çin ve Arap kaynaklarında Türk kelimesinin de ilk olarak MS. 7. yy. da yani Göktürklerin egemenlik dönemlerinde kullanılmaya başlandığını belirtti.
Osmanlı döneminde Türk kelimesinin hiçbir zaman etnik olarak kullanılmamıştır diyen Aktaşlı hatta Osmanlı'da isyan çıkaranlara karşı kaba, pis gibi hakaret olarak kullanıldığını, Osmanlı'nın kendilerini Oğuzların Kayı boyundan olarak tanımladıklarını anlattı.
Ufuk Aktaşlı milliyetçi fikirlerin ilk olarak Tanzimat döneminde girdiğini millet kelimesini de ilk olarak Namık Kemal'in kullandığını söyledi. Bir Türk kimliği inşa etmek Namık Kemal'in aklından bile geçmemişti diyen Ufuk Aktaşlı bunun nedenin de Tanzimat döneminde bile Türklüğün bir etnik topluluk anlamında kullanılmayışı olduğunu söyledi. Türkçülüğün Osmanlının zihin dünyasına 1880'li yıllarla birlikte üç farklı etkiyle birlikte girdiğini, bunların birincisinin Rus baskısından kaçarak Osmanlıya sığınan Yusuf Akçura gibi Asya kökenli aydınların girişimleri, ikincisinin yine Slavlaştırılma politikasından kurtulmak için kendilerinin Asya kökenli bir ırk olduğunu iddia eden Macar aydınların başlattığı Turancılık düşüncesi, üçüncüsünün de Batılı oryantalistlerin çalışmaları olduğunu söyledi.
Türkçülüğün ilk defa İttihat Terakki iktidarıyla resmi devlet politikası haline geldiğini dönemin Türkçülerinin Anadolu'da yaşayan tüm Müslümanlardan oluşan bir Türk ulusu inşa etmeyi amaçladıklarını ve bu uğurda Anadolu'nun gayri Müslim halklarının Anadolu'dan sürüldüğünü anlattı. Kemalist milliyetçiliğin de aynı düşünceyi benimsediğini belirten Aktaşlı İttihat Terakki milliyetçiliği aynı zamanda Turancıydı; ancak Kemalist milliyetçilik Türkiye dışındaki Türklerle ilgilenmeyen, Türkçülüğü Anadolu'yla sınırlayan bir anlayıştır dedi.
Kemalizm'in ulus kurgusunun üç dönemde incelenebileceğini söyleyen Aktaşlı 1. dönemin1919–1923 arası olduğunu bu dönemde hiçbir etnik söylemin kullanılmadığını vurgunun hep İslam'a yapıldığını Anadolu halklarının anasır-ı İslamiyye olarak değerlendirildiğini ifade etti.
2.dönemin 1923–1930 arasını kapsadığını söyleyerek, bu dönemde İslam'a dönük vurguların terk edildiğini seküler bir ulusun yaratılmaya çalışıldığını, Anadolu'daki farklı etnik yapıların reddedilerek herkesin Türkleştirilmeye çalışıldığını bu faaliyetlerin de Türk Ocakları aracılığıyla yürütüldüğünü söyledi.
3. dönem 1930–1940 arası dönemdir diyen Ufuk Aktaşlı önceki dönemde Kemalist kadronun Osmanlı- İslam geçmişini silemediğini, Anadolu'nun bir Türk vatanı olduğunu tarihsel olarak açıklayamadığını ve Batılılaşma çabalarına ulusal bir gerekçe üretmediğini bu nedenle de Türk Tarih Tezi'ni hazırlayarak ırkçı bir yapıya büründüğünü söyledi. Neredeyse bütün insanlığın Türk kökenli olduğunu, uygarlığı Türklerin başlattığını, Türklerin Avrupalı ırklarında atası yuvarlak kafalı renkli gözlü bir ırk olduğunu iddia eden bu tezin kendini bilimsel bir tezmiş gibi göstermek uğruna hangi yollara başvurduğunu örneklerle açıkladı.
Seminer cumhuriyetin ulus kurgusunun diğer özellikleri ve günümüze kadarki seyri üzerine yapılan değerlendirmeler ve sonraki soru cevap bölümüyle sona erdi.

