
Tedmur’un tanıklığı yeni Suriye’ye ne söylüyor?
Yasin Aktay, Tedmur Cezaevi'nde 1980 yılında gerçekleştirilen katliamı ve Baas rejiminin sistematik işkence düzenini hatırlatarak, bu suçların unutulmaması gerektiğini ifade ediyor.
Yeni Şafak / Yasin Aktay
Tedmur’un duvarlarından yükselen ses
Suriye’den son dönüşümde kulaklarımda Dr. Rania’nın babası Muhammed İyd Abbasi’nin 1980 yılında girdiği Tedmur cezaevinde 13 yıl boyunca çektiği işkencelerin korkunç anlatımları kalmıştı. 8 Aralık 2024 tarihinde Suriye’nin 60 yıllık Baas rejiminden özgürleşmesinden hemen sonra ortaya saçılan Seydnaya vahşeti rejimin katliamları, işkenceyi, her türlü insan hakkı ihlalini nasıl sistematik hale getirmiş olduğunu gözler önüne seriyordu.
Ancak Seydnaya’nın üzerine tutulan ışıklar bu zulmün sadece ve en fazla burada işlendiği izlenimi doğurmuş olabilir ki bu çok yanlış olur. Suriye’nin her tarafında Seydnaya’dan aşağı kalmayan sistematik işkence, insan kaçırma ve yok etme mekanizmaları mevcuttu.
Tedmur cezaevi bunlardan biriydi. Abbasi’nin bizzat kendisinin yaşadıklarına dair anlattıklarını dinleseniz günlerce gözünüze uyku girmeyebilir. Tedmur cezaevinden zaman zaman Seydnaya’ya nakiller olurmuş. Onlar için “rahat ettiler, kurtuldular” deniliyormuş. Yani Tedmur hapishanesi Baas rejiminin acımacızlığına dair tam bir efsane.
İki gün önce bu cezaevinde 1980 yılında yapılmış olan bir katliamın yıldönümü münasebetiyle Tadmor Prison Survivors Association (Tedmur Hapishanesinde Hayata kalanlar Derneği) bir açıklama yayınladı. Açıklama 8 Aralık’tan sonra oluşan yeni durumda adalet ihtimalinin şimdi daha fazla güçlenmiş olduğu umudunu da ifade ediyor, ama bu olayın da bir ibretlik olarak hatırlaması, zaman aşımına tabi olmayan insanlık suçları kapsamında hatırlanmasını talep ediyor.
27 Haziran 1980 tarihinde sabahın erken saatlerinde cezaevine giren Rıfat Esed komutasındaki askerler koğuşları tek tek dolaşarak içerideki tutukluların üzerine makineli tüfeklerle ateş açmış, bazı koğuşlara el bombaları atmış ve saldırıdan yaralı kurtulanları da öldürmüştü. Birkaç saat içinde tamamlanan operasyon sonucunda cezaevi adeta toplu bir mezarlığa dönüştürülmüş. Katliam için bir sebep aranmıyordu ama o günün bahanesi Esed’e yapıldığı söylenen bir suikast girişimi. Katliamda 1000 kadar tutuklunun öldüğü tahmin ediliyor.
Tedmur Katliamı’nın önemi yalnızca kurbanlarının sayısından kaynaklanmaz. Olay, her şeyden önce yargısız infazın veya devlet elinde tutuklu bulunan, silahsız, savunmasız insanlara bizzat devletin yaptığı bir katliamın en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Cezaevindeki mahkûmlar herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, savunma hakkı tanınmaksızın ve hiçbir hukuki süreç işletilmeksizin öldürülmüşlerdir. Bu nedenle uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından açıkça toplu infaz ve insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmektedir.
Katliam aynı zamanda Tedmur Hapishanesi’nin Suriye’deki baskı rejiminin sembolü hâline gelmesine yol açmıştır. Zaten yıllar boyunca sistematik işkenceler, keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler ve insan onurunu hedef alan aşağılayıcı uygulamalarla ün salmış olan cezaevi, 27 Haziran 1980’den sonra Baas rejiminin korku siyasetinin en görünür simgesine dönüşmüştür. Suriyelilerin kolektif hafızasında Tedmur artık yalnızca bir cezaevi değil, devlet eliyle örgütlenmiş zulmün ve mutlak tahakkümün adı olmuştur.
Tadmor Prison Survivors Association’ın açıklamasında şu cümle yer alıyor:
“Sessizlik üzerine hukuk devleti ve eşit vatandaşlığa dayalı bir devlet inşa edilemez. İşlenen suçlarla yüzleşilmeden, zorla kaybedilen kişilerin akıbeti açıklığa kavuşturulmadan ve mağdurlar ile aileleri için adalet sağlanmadan gerçek ve kalıcı bir toplumsal uzlaşının tesis edilmesi mümkün değildir.”
Aslında bu cümle yalnızca Tedmur’da yaşananları değil, bugün yeni Suriye›nin önündeki en büyük sınamayı da özetliyor.
Tedmur, sıradan bir cezaevi değildi. Suriye’de yarım asrı aşkın süre hüküm süren korku rejiminin en görünür sembollerinden biriydi. İnsanların yalnız bedenlerinin değil, hafızalarının, onurlarının ve gelecek umutlarının da cezalandırıldığı bir mekândı. Orada yaşananlar sadece belirli kişilere karşı işlenmiş suçlar değil, bütün bir topluma verilmek istenen bir gözdağıydı. Tedmur’un duvarları arasında amaç yalnızca insanları hapsetmek değil, toplumu sessizliğe mahkûm etmekti.
Bugün rejimin devrilmesinden sonra Suriye yeni bir döneme girmiş bulunuyor. Ancak her devrim kendi geçmişiyle nasıl hesaplaşacağı sorusuyla yüz yüze gelir. Geçmişi tamamen unutmaya çalışmak da, onu intikam duygusuyla yeniden üretmek de çözüm değildir. Kalıcı çözüm, hakikatin ortaya çıkarılması ve adaletin tesis edilmesidir.
Bu yüzden Tedmur’dan sağ kurtulanların açıklamasında özellikle dikkat çeken husus, intikam değil adalet talep etmeleridir. Açıklamada şöyle deniliyor:
“Hareket noktamız intikam duygusu değil, adaletin kalıcı barışın temel şartı olduğuna olan sarsılmaz inancımızdır.”
Bu ifade yeni Suriye’nin inşası için hayati önemdedir. Çünkü bir ülke ancak mağdurların sesini duyabildiği, kayıpların akıbetini araştırabildiği ve suçluların hesap verebildiği ölçüde ortak bir gelecek kurabilir. Aksi halde bastırılmış acılar, ileride yeni çatışmaların ve yeni kırılmaların kaynağı olmaya devam eder.
Son dönemde Suriye’yi ziyaret eden herkesin dikkatini çeken şeylerden biri, halkın yeniden devletine aidiyet duymaya başlamasıdır. Yıllarca kendisini temsil etmeyen, aksine kendisine korku veren bir devletle yaşayan insanlar ilk defa devletin kendilerine ait olabileceğini hissediyor. Fakat bir devletin bütün vatandaşları için gerçekten “vatan” olabilmesi, sadece yolların yapılmasına, kurumların işlemesine veya ekonominin toparlanmasına bağlı değildir. Aynı zamanda geçmişte yaşanan zulümlerin tanınmasına ve mağdurların adalet duygusunun tatmin edilmesine bağlıdır.
Bu yüzden Tedmur’dan yükselen ses geçmişe ait bir ağıt olmanın ötesinde geleceğe dair bir uyarıdır.
Suriye’nin önünde bugün tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Bu fırsat, sadece eski rejimin bıraktığı yıkıntıları kaldırmak değil, aynı zamanda vatandaşlık temelinde yeni bir siyasal topluluk inşa etmektir. Bunun yolu ise unutmak değil, hatırlamak; örtmek değil, açığa çıkarmak; intikam değil, adalet aramaktır.



HABERE YORUM KAT