Savaşın ilk gününde Tahran’daki ilkokulu vuran füzenin ABD’ye ait Tomahawk olduğu ortaya çıktı. Böylece 170 kişinin hayatını kaybettiği saldırının sorumluluğu kesinleşirken, Trump ve Pentagon'un 'İran yaptı' savunması iki gün içinde yerle yeksan oldu.
ABD ile İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ilk gününde hedef alınan Tahran'daki ilkokulun bir Tomahawk seyir füzesiyle vurulduğu ortaya çıktı. Bu veri, büyük çoğunluğu çocuklardan oluşan 170 kişinin katledildiği saldırıyı Amerikan güçlerinin düzenlediğini kesinleştirdi. Zira ne İran ne de İsrail Tomahawk füzelerine sahip.
ABD Başkanı Donald Trump cumartesi günü bir gazetecinin ABD'nin okulu bombalayıp bombalamadığı sorusuna, "Hayır. Benim görüşüme ve gördüklerime dayanarak, bunu İran yaptı. Bildiğiniz gibi mühimmatları çok isabetsiz." yalanıyla karşılık verdi.
O sırada Trump'ın yanında duran Savaş Bakanı Pete Hegseth ise Pentagon'un soruşturma başlattığını, ancak "sivilleri hedef alan tek tarafın İran olduğunu" iddia etti.
İran haber ajansı Mehr'in saldırı anına dair yayınladığı bir video daha sonra New York Times gibi Amerikan medya platformları tarafından incelendi ve doğrulandı. Yayınlanan videoda Tomahawk'ın binaya isabeti açıkça görülüyor.
Binanın Devrim Muhafızları'na ait bir üssün yanında bulunduğu bildirildi. ABD'li yetkililer okulun kasıtlı olarak hedef alındığı yönündeki söylemleri reddetmişti. Ancak okulun Tomahawk ile vurulması durumu daha faklı bir boyuta taşıyor. Çünkü bu füzeler yaklaşık bin mil uçabilen, "uzun menzilli, son derece isabetli" güdümlü füzeler olarak tanımlanıyor. Fırlatmadan önce belirli bir uçuş planıyla programlanan füzeler, hedeflerine doğru kendiliğinden yönleniyor.
Her bir Tomahawk füzesi yaklaşık 6 metre uzunluğunda ve 2,6 metre kanat açıklığına sahip. En yaygın kullanılan Tomahawk füzelerinin savaş başlıkları, yaklaşık 136 kilogram TNT'ye eşdeğer patlayıcı güce sahip.
Saldırının ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Minab’da katliamında can veren çocukları, "kötü güçlere sunulan kurbanlar" olarak tanımladı. Avrupa Birliği’nin İran savaşını bir "umut" olarak nitelemesini kınayan Zaharova, bu yaklaşımın "satanizmin gerçek bir gösterisi" olduğunu ifade etti.
İran’ın Belarus Büyükelçisi Alireza Sanei ise konuya ilişkin değerlendirmesinde Jeffrey Epstein ile bu saldırı arasında tüyler ürpertici bir bağ kurdu. Sanei, Epstein’ın küresel seçkinler için "mistik bir tarikatın" parçası olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:
"Farklı ülkelerden çocuklar Epstein adasına kaçırıldı, istismara ve tecavüze uğradı, ardından kurban edildi. Çocukları şeytani bir ruh için kurban ediyorlardı. Minab’daki okul saldırısı da aynı güçler tarafından, askeri operasyonun başarısını garantilemek amacıyla yapılan bir çocuk kurban etme ritüelidir."
Ünlü ABD'li gazeteci Tucker Carlson da ölüm ve yıkımı kutsayan bu zihniyeti "şeytani bir kana susamışlık" olarak niteleyerek "Bu susuzluk hiçbir zaman giderilemez. Diğer tüm ihtiraslar gibi o da asla yetinmez." uyarısında bulundu.
Kaynak: Aydınlık