"Takva sahiplerini kurtarırız ve zulme sapanları diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz"

Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulme sapanları diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. Meryem/72

            

Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulme sapanları diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. Meryem/72

Allah Teala bu âyet-i Kerimede, bütün insanların cehenneme uğrama­sından sonra, emirlerini tutup yasaklarından kaçınanları cehennem ateşinden kurtaracağını, Allah´tan başkasına ibadet ederek veya rablerinin emir ve yasakla­rına uymayarak kendilerine zulmedenleri ise cehennem ateşinin içinde dizüstü çökmüş bir halde bırakacağını beyan ediyor.

Mü’minler cehennemin yanına getirilirler, oraya yaklaştırılırlar, o sırada onun alevlerinin harlamalarını, yalazlaşmasını görürler. Bu zamanda ağır suçluların ayıklanıp içine atılışına da tanık olurlar. Fakat;

“Sakınanları kurtarırız.”

Mü’minler, suçlu yığınların yanında uzaklaştırılırlar, son anda kurtarılırlar. Devam ediyoruz:

“Zalimleri dizüstü çökmüş durumda orada bırakırız.”

Günahkârların aşağılanarak ve horlanarak dizüstü bekletildikleri, günahlardan sakınanların paçayı kurtararak zalimleri o perişan durumda arkalarında bıraktıkları sahneden bir dünya sahnesine geçiyoruz.
   

FİZİLALİL KUR’AN 


Fahruddin er-Râzî, Tefsir-i Kebir'de  Meryem Suresi 72. ayeti, önceki ayette geçen "cehenneme uğrama" (vürûd) meselesinin nihai sonucu ve ilahi adaletin ayrıştırıcı noktası olarak açıklar.

​Râzî’nin bu ayet üzerindeki derinlemesine analizlerini şu başlıklar altında toplayabiliriz:

​1. ​Râzî, ayetin "sonra" ifadesiyle başlamasına dikkat çeker. Ona göre bu "sonra", sadece zaman farkını değil, aynı zamanda mümin ile kafirin akıbetleri arasındaki devasa uçurumu gösterir:

​Herkes o dehşet meydanına (vürûd) getirilir, ancak kurtuluş anı geldiğinde Allah, müminleri o sıkıntılı halden çekip çıkarır. Bu, mümin için korkunun sevince dönüştüğü en kritik andır.

​2. Kurtuluşun Tek Şartı: Takva
​Râzî, neden "iman edenleri" değil de "takva sahiplerini" ifadesinin kullanıldığını irdeler:

​Korunma Bilinci: Takva, "sakınmak" demektir. Râzî'ye göre bu ayette takvadan murat; şirkten, büyük günahlardan ve Allah'ın rızasına aykırı her türlü tutumdan sakınmaktır.

​Ateşe Karşı Zırh: Râzî, takvanın ahirette somut bir korumaya dönüşeceğini savunur. Dünyada nefsani arzuların ateşinden sakınanları, Allah ahirette cehennemin ateşinden koruyacaktır.

​3. ​Ayetin en sarsıcı kısmı olan "Zalimleri orada bırakırız" ifadesini Râzî şöyle yorumlar:

​İnayetin Kesilmesi: Allah'ın birini "bırakması", ona artık hiçbir şekilde rahmet etmeyeceği ve onu kendi perişanlığıyla baş başa bırakacağı anlamına gelir.

​Kurtarıcısız Kalmak: Müminler meleklerin refakatinde ve Allah'ın inayetiyle oradan uzaklaşırken, zalimlerin tutunacak hiçbir dalları kalmaz.

​4. "Cisiyyen" (Diz Üstü Çökmüş) Halinin Anlamı
​ayette herkes için kullanılan bu ifade, 72. ayette sadece zalimler için tekrarlanır. Râzî bu farkı şöyle izah eder:

​Müminler için diz çökme hali geçicidir (sadece o anın heybetinden dolayıdır).
​Kafirler ve zalimler için ise bu hal kalıcı bir zillet haline dönüşür. Râzî'ye göre bu, onların ayağa kalkmaya güçlerinin yetmediği, ümitsizliğin ve bitkinliğin doruğa çıktığı bir aşağılanma biçimidir.

​5. İlahi Adalet ve Hikmet

​Râzî, bu ayeti bir "teselli ve uyarı" zirvesi olarak görür:
​Mümine Müjde: En zor durumda bile (cehennemin kenarında/üstünde) Allah'ın kendi dostlarını yarı yolda bırakmayacağını müjdeler.

​Kafire İhtar: Dünyadaki makamına ve gücüne güvenenlerin, ahirette nasıl dermanı kesilmiş bir halde diz çökeceklerini hatırlatır.
       

TEFSİRİ KEBİR

Kur'an Haberleri

"Sizden cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur"
" Andolsun Rabbine, biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz"
"Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?"
"O, göklerin, yerin ve aralarındakinin rabbidir. O halde sen ona ibadet et ve ona ibadetinde sabırlı ol"
"Biz (elçiler,) ancak Rabbinin emriyle ineriz"