Sürpriz Arnavut ayaklanması: İsrail, Kushner ve büyük direniş

“Arnavutluk’taki gelişmeleri çok yakından izlemekte fayda var. Görünen o ki Sazan Adası yalnızca başlangıç.”

Sürpriz Arnavut Ayaklanması: İsrail, Kushner ve Büyük Direniş

Osman Atalay / Perspektif


 

“Balkanlar tarih üreten değil, tarih tüketen bir coğrafyadır.” 

Winston Churchill

Haziran ayının başından bu yana Arnavutluk’un çeşitli şehirlerinde toplanan binlerce gösterici, Adriyatik’teki Sazan Adası’nın, ABD Başkanı Trump’ın kızı Ivanka Trump ile damadı Jared Kushner’le bağlantılı turizm projesi kapsamında satılmasını protesto ediyor. 

Protesto, çevreci duyarlılıkla da sınırlı kalmadı ve meydanlarda yolsuzluklar da yüksek sesle dile getirilmeye, hükûmet istifaya davet edilmeye başlandı. Zaten Arnavutluk, uzun süredir yaşanan ekonomik sıkıntılar ve yolsuz iddialarıyla birlikte “Avrupa’nın en yozlaşmış devletlerinden biri” olarak işaret ediliyor.

Arnavutluk ABD’nin en güçlü olduğu Balkan ülkesi olarak kabul ediliyor. Bu ülkenin şehirlerinden bizzat Başkan Trump’ın ailesine güçlü bir itiraz yükseltiyor. Aktivistler, Arnavutluk hükûmetinin kişisel çıkarlar için çevre yasalarını değiştirdiğini, mevcut yasaları da ihlal ettiğini savunuyor. Protesto gösterilerinde, koruma altındaki bölgelerde yürütülen inşaat faaliyetlerine karşı “Arnavutluk bizimdir”, “Arnavutluk Filistin olmayacak”, “Arnavutluk İsrail’in olmayacak” sloganları atılıyor ve “Ulus satılık değil”, “Arnavutluk’un Dubai olmasını istemiyoruz” yazılı pankartlar kaldırılıyor.

“Arnavutluk Satılık Değil”

Başbakanı Edi Rama, ülkenin en büyük adasını Jared Kushner’e 1,4 milyar dolarlık anlaşmayla verirken ne ulusal bir tartışma yapıldı, ne referandum düzenlendi, ne de kamuoyuna danışıldı. Kitleler, “Arnavutluk satılık değil” derken, aslında ülkenin siyasal, sosyal, ekonomik sorunlarının çözümsüzlüğü ve ülkenin tıkanmışlığını da dile getiriyor. 

Göstericiler, kararlı ve inatçı bir şekilde protesto düzenlerken Arnavutluk’taki “Yolsuzluk ve Organize Suçlarla Mücadele Öze Savcılığı” (SPAK) Kushner ile bağlantılı lüks tatil köyü projesine soruşturma açtı ve projeyle bağlantılı varlıklara el konulma emri verildi. SPAK, 2019 yılında ülkenin geniş kapsamlı adalet reformunun bir parçası olarak Avrupa Birliği ve ABD’nin desteğiyle kurulmuştu. Ulusal yargıdan bağımsız hareket eden SPAK, siyasi yelpazenin her iki tarafındaki birçok üst düzey yetkiliyi soruşturdu, yargıladı ve mahkum etti. Birçok bağımsız ankete göre şu anda ülkenin en güvenilir kurumu. Edi Rama’nın çevresinden birçok isim de 2019’dan itibaren yolsuzluk soruşturmaları sonucu görevden alındı. Onlardan biri İlir Meta. Özgürlük Partisi Genel Başkanıyken Edi Rama ile koalisyon yapmış ve Cumhurbaşkanlığı görevine getirilmişti. Ekim 2024’te SPAK tarafından yürütülen birkaç yıllık soruşturmanın ardından tutuklandı. Hakkında, yolsuzluk, kara para aklama, mal varlığını gizlemek ve vergi kaçakçılığı gibi suçlamalar var.

AB sürecindeki Arnavutluk’un yolsuzluk sorunu, uzun süredir özel savcıların gündemindeyken halk da artık itirazlarını, Kushner’e satılan bu ada üzerinden dile getiriyor. Öte yandan Arnavutlar bu projeyi yatırım olarak değil, “istila” olarak görüyorlar. Başbakanı Rama ise “Yarım milyon göstericilerin protesto etmesi umurumda değil, Jared Kushner’ın milyarlarca dolarlık tatil köyü gerçekleşecek” inadını sürdürüyor .

Edi Rama, bu yılın başlarında, Gazze’de yaşanan soykırıma rağmen İsrail temasları kapsamında Kudüs’e gitmiş ve Yahudilik için kutsal kabul edilen Ağlama Duvarı’nı ziyaret ederek dua etmişti. Ziyaret sırasında 11 yaşındaki oğlunun Ağlama Duvarı’nda dilek tutma isteğine değinerek, bu anın kendilerinde büyük bir heyecan uyandırdığını söylemişti. Bütün bunlar, Balkan Müslüman toplumlarında büyük bir hoşnutsuzluk oluşturmuştu. Zaten protestoların birinde kaldırılan bir pankart, yaşananları tüm çıplaklığıyla anlatıyordu. O pankartta”Hiçbir turizm cenneti yıkılmış hayatlar üzerine kurulmaz” yazıyordu. Bütün bunlarla birlikte İsrail’in, Akdeniz’de askerî ve istihbarat üsleri kurmak için Yunanistan ve Arnavutluk’ta adalar ve kıyı şeritleri satın aldığı da biliniyor. İsrail’in Arnavutluk kıyısı boyunca arazi edinmesi, Avrupa’nın kalbine giden kritik limanları ve su yollarını kontrol etme stratejisi 2010 yılından itibaren Balkan jeopolitiğindeki stratejik hedeflerine uygun. İsrail, bu tarihten itibaren Balkan jeopolitiğinde güçlü bir yer edinme arayışlarında farklı yöntemler denedi. Bazı Balkan liderleri İsrail ile ilişkilerini sıkı tutarak AB ve ABD üzerinde etki arayışına girdiler. Balkan ülkeleri içerisinde en açık ve kazan-kazan ilişkisine Arnavutluk Edi Rama ve Sırp lideri Aleksander Vuciç girdi.

Bazı yorumcular Bölgede, Türkiye’ye tahsis edilmiş Pasha askerî limanı bulunduğunu ve İsrail’in, Yunanistan ve Kıbrıs ile yaptığı askeri anlaşmalarla Türkiye karşıtı bir strateji izledikten sonra, Arnavut kıyılarına yayılmayı hedeflediğinin düşünüyor. Bu ticareti Doğu Akdeniz için verilen savaşın bir parçası olarak görenler de var ve İtalya’nın sessizliğini koruması dikkat çekici bulunuyor. 

Arnavutluk, Adriyatik’teki geçiş için hayati öneme sahip. Yaşananları sadece turizmle ilişkilendirmek yanlış olur. Arnavutluk kıyısı boyunca arazi edinmek, Avrupa’nın kalbine giden kritik limanları ve su yollarını kontrol etme projesinin bir etabı. Süreç, enerji yollarında düğümleniyor. Yani, Orta Doğu’nun herhangi bir yerinden alınan gazın israil üzerinden Avrupa’ya taşınabileceği bir rota çizilmeye de çalışılıyor.

“Trump, Kushner, İsrail, Katarlılar, Suriyeliler, Suudiler…”

Protestocular, Kushner’ın kayınpederinin 2020’deki yeniden seçim yarışını kaybetmesinin ardından kurduğu özel sermaye şirketi Affinity Partners’ın katılımı konusunda daha fazla şeffaflık talep ediyor. Şirketin Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na yaptığı bildirime göre, Kushner, Suudi Arabistan’ın devlet varlık fonundan 2 milyar dolar da dahil olmak üzere 3 milyar dolar fon sağladı. Kushner başlangıçta paranın büyük bir kısmını İsrail’deki kalkınmaya yatıracağını öne sürse de dikkatini Sırbistan da dahil olmak üzere Balkan ülkelerine çevirdi. Söz konusu şirket Katarlı oligarklar Moutaz ve Ramez Al-Khayyat’a ait. Suriye kökenli iki iş insanından da söz ediliyor.

Trump’ın damadı Jared Kushner’in, Arnavutluk Balkanlar operasyonuna şüphe ile bakılması gayet doğal. Zira Kushner, Abraham Anlaşmaları’nın, ülkelere servet, güç ve statü getireceğini söylüyor. Abraham Anlaşmaları’na henüz katılmamış ülkelere katılmalarını teşvik etmek için “ekonomik paketler” oluşturulacağını, bir sonraki hedeflerinin Fas ve Suriye olduğunu da belirtiyor. Affinity Partners’ın başında bulunan Kushner’in, milyarlarca dolar değerinde ayrı bir gayrimenkul portföyü de bulunuyor. Aynı zamanda Trump’ın barış özel elçisi olarak görev yapıyor ve Gazze, İran ve Ukrayna’daki savaşla ilgili diplomatik müzakerelerde yer alıyor.

Arnavutluk’taki gelişmeleri çok yakından izlemekte fayda var. Görünen o ki Sazan Adası yalnızca başlangıç. İsrail destekli okullar, sağlık merkezleri ve yapay zekâ projeleri Arnavutluk’ta yayılmaya başladı. Dahası, bazı haberlere göre Arnavutluk topraklarında İsrail yanlısı Müslüman bir “mikro devlet” kurulmasına yönelik ciddi çalışmalar uzun zamandan beri yürütülüyor. Böylece Avrupa’daki Müslüman çoğunluklu bir ülke, İsrail’in Balkanlar’daki en önemli kalesi haline gelebilir.

İsrail’in Edi Rama’ya Cumhurbaşkanlığı Onur Ödülü verirken bunu “besa”nın bir ifadesi olarak nitelendirmesi de Arnavut hafızasına kazındı. Çünkü “besa”, Arnavutluk’ta, sadakati ve güvenilirliği temsil eden geleneksel bir onur kodu. Bu gelişme, Başbakan Edi Rama’nın Siyonist çevrelerle gizli bir anlaşma yaptığını ortaya koyuyor. Halkın sırtından yürütülen bu gizli mutabakat kapsamında Sazan Adası’nın devredilmesi ve gizli jeopolitik gündemler taşıyan projelere kapıların açılmasıyla Rama, vatandaşlarını bilinçli şekilde devre dışı bırakmış ve ulusal toprakları tehlikeli deneylerin sahasına dönüştürmüş olarak algılanmasına öfke büyüyor.

Sokağa çıkan yüzbinlerce insanın tek bir parti bayrağı ve sloganı atmadı. Başkan Rama’nın otoriter tavrı bir kıvılcıma dönüştü ve Ortodoks, Katolik, Müslüman, çok farklı dini ve ideolojik yapılar ilk kez tek bir slogan etrafında birleşti. Rama’nın ülkenin tek gücü olarak hareket etmesi uzun zamandır ülkede yaşanan yolsuzluklara karşı duyulan öfkeyle birleşti ve adanın satılmasıyla patladı. Göstericiler bu nedenle kendilerine “Yeni Vatandaş Hareketi” diyor. Elbette Rama da protestoları “Arnavutluk ve İsrail’e karşı bir komplo” olarak nitelendiriyor ve “Arnavutluk ve İsrail’in düşmanları tarafından silahlandırılmış bir hibrit savaş” olarak değerlendiriyor.

Tüm bunlara rağmen Arnavutluk kamuoyunda şu itiraz yükseliyor: “Arnavutlar gururlu, meydan okuyan bir halk. Yüzyıllar boyunca topraklarını bölmeye, tarihlerini yeniden yazmaya ve kültürlerini silmeye çalışan daha büyük bölgesel güçlerin baskısından sağ çıktılar. Şimdi de tek bir açgözlü iş adamının onları yenmesine izin vermeyecekler”

Yorum Analiz Haberleri

Yaklaşan Knesset seçimleri Netanyahu'yu devirecek mi?
Atilla Yayla: Koç Holding’in eleştirilmesi gereken bir başka tarafı da M. Kemal'i ilahlaştırmasıdır
Rus istihbaratının Türkiye'deki medya operasyonlarında Ermenistan örneği
Emanetin gölgesinde yaşamak
Çözüm Süreci’ne karşı çıkanlar ne öneriyor?