Santiago Temyiz Mahkemesi, Rom Kovtun aleyhindeki şikâyeti incelemeyi reddetmiş olan Sekizinci Kefalet Mahkemesi’nin önceki kararını bozdu. Temyiz mahkemesi, yargı yetkisi meselesinin ilgili tüm tarafların dinlenilmeden karara bağlanamayacağına hükmetti.
12 Haziran'da yapılacak kamuya açık duruşmada, şikâyetçi, savunma ve Savcılık, Şili mahkemelerinin yurtdışında işlendiği iddia edilen savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırımı soruşturma yetkisine sahip olup olmadığı konusunda argümanlarını sunacak.
Şikâyet, Şubat ayında Hind Rajab Vakfı tarafından Şili'li avukat Pablo Andrés Araya Zacarías aracılığıyla sunulmuştu. Şikâyet, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü ile uyumlu olarak soykırımı, insanlığa karşı suçları ve savaş suçlarını suç sayan Şili'nin 20.357 sayılı yasası uyarınca Kovtun hakkında soruşturma açılmasını talep ediyor.
Şikâyete göre Kovtun, Givati Tugayı’nın 424. “Shaked” Taburu’nda keskin nişancı olarak görev yapmış ve Gazze’deki askeri operasyonlar sırasında 401. Zırhlı Tugay bünyesinde faaliyet göstermiştir. Kendisi, 2024 yılının Mart ve Nisan ayları arasında Gazze Şehri’ndeki El-Şifa Tıp Kompleksi’nin kuşatılmasına ve tahrip edilmesine katılmış olmakla suçlanmaktadır. Operasyonun tıbbi altyapıya büyük zarar verdiği ve hastalar ile hastane personeli dâhil olmak üzere sivil kayıplara yol açtığı bildirildi.
Hukuk uzmanları ve insan hakları savunucuları, Temyiz Mahkemesi’nin kararının iddiaları doğrulamadığını ve davanın esası hakkında hüküm vermediğini belirtiyor. Kararın amacı, Şili mahkemelerinin şikâyeti inceleme yetkisine sahip olup olmadığının tespit edilmesiyle sınırlıdır. Haziran ayındaki duruşmanın sonucu, Şili’nin resmi bir ceza soruşturması başlatıp başlatmayacağına ya da davayı yetki alanı dışında olduğu gerekçesiyle reddedip etmeyeceğine karar verecektir.
Şilili avukat ve eski büyükelçi Nelson Hadad, Şili’de evrensel yargı yetkisi konusunda hukuki tutarlılığın eksikliğine dikkat çekti. “Bu konuda tutarlı bir içtihat yok; yani çoğu durumda Şili yargısı, evrensel yargı yetkisi ilkesini ve yasanın sınır ötesi uygulanmasını reddetmiştir,” dedi.
Yaklaşan duruşma ile ilgili olarak Hadad şunları kaydetti: “Bu davada, 10 Haziran’da bir duruşma planlanıyor; acaba bu konuda bir karar verilecek mi? Bu belki de ilk kez olacak.”
Hadad, yargı ve savcılık makamlarının temkinli yaklaşımını vurguladı. “Savcılık ve yargı, sayısız suçtan sorumlu bu İsrailli askeri Şili’de yargılayabilmek için bazı argümanları kabul ediyor,” diye açıkladı Hadad.
Aynı zamanda, Şili makamlarının geçmişteki isteksizliğini de vurguladı. “Ancak Savcılık, özellikle de Savcı Armendariz’in görev yaptığı Kuzey Merkez Savcılığı’nın, evrensel yargı yetkisini kabul etmekte sürekli isteksiz davrandığına inanıyorum,” dedi.
Hadad, ileriye dönük olarak olumlu bir kararın yaratabileceği etkiyi vurguladı. “Neler olacağını bekliyoruz; çünkü tam tersi bir durum söz konusu olur ve dava kabul edilirse, Şili yargı sistemi nezdinde Şili’den gelen çok sayıda davanın yargılanması, yurtdışında işlenen suçların – bu durumda Gazze’de ve işgal altındaki Filistin’in genelinde işlenen suçların – yargılanması için çok önemli bir hukuki emsal teşkil edecektir.”
Hadad, ihtiyatlı bir iyimserlikle sözlerini şöyle tamamladı: “Mahkeme bu konuda kararını verdikten sonra, 10 Haziran’da tekrar konuşabiliriz. Ama en azından umut var.”
Eman Abusidu’nun MEMO’da yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.