Şihab İnsan Hakları Merkezi (SHR), Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı merhum Muhammed Mursi’nin özel kalemi siyasi mahkum Amin Abdülhamid el-Sayrafi’nin sağlık ve insani durumuyla ilgili derin endişe duyulduğunu bildirdi. Merkez tarafından Pazar günü yapılan açıklamada, Sayrafi’nin keyfi tutukluluğunun sürdüğü ve şu an nerede tutulduğuna dair bilgilerin tamamen kesildiği vurgulandı.
12 Yıldır Kesintisiz Gözaltı
Şihab Merkezi, 61 yaşındaki Sayrafi’nin 3 Temmuz 2013 tarihinde, resmi görevi başında olduğu Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan gözaltına alındığını hatırlattı. Sayrafi’nin o tarihten bu yana 12 yılı aşkın süredir kesintisiz bir şekilde cezaevinde bulunduğu belirtildi.
Sayrafi, kamuoyunda "Katar adına casusluk" davası olarak bilinen dosyada 40 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Hak merkezi, Sayrafi’nin nerede olduğuna dair haber alınamamasının, ailesine veya avukatına haber verilmeksizin başka bir yere nakledilmesi ya da "zorla kaybetme" sürecine maruz kalması şüphesini doğurduğunu ifade etti.
Sistematik Açlık ve İşkence İddiaları
Açıklamada, Sayrafi’nin tutukluluk süresi boyunca "sistematik yetersiz beslenme" ve aç bırakma politikasına maruz kaldığı, bu durumun ciddi kilo kaybına yol açtığı belirtildi. Ayrıca, cezaevinin fiziksel koşullarının çok soğuk olmasına rağmen kışlık kıyafet, battaniye ve ısıtma araçlarına erişiminin engellendiği, bu durumun kasıtlı tıbbi ihmalle birleşerek sağlığını daha da kötüleştirdiği aktarıldı.
Badr-3 Cezaevinde Açlık Grevi
Merkez, Sayrafi’nin Badr-3 cezaevindeki hak ihlallerine karşı açlık grevine katıldığını ve cezaevi yönetiminin bu grevi sonlandırma çabalarının sonuçsuz kaldığını belirtti. Ailesinin 24 Temmuz 2025 tarihinde yaptığı yardım çağrısına atıfta bulunan Şihab Merkezi; Sayrafi’nin hücre hapsinde olmasına rağmen disiplin hücrelerine nakledildiğini, vücudunda tıbbi müdahale görmemiş kırıklar ve yaralar bulunduğunu, ayrıca ilaç ve gıda alımını tamamen durdurması nedeniyle şeker koması riskinin kapıda olduğunu bildirdi.
Şihab İnsan Hakları Merkezi, yaşlılığına ve uzun süreli hücre hapsine dikkat çekerek Sayrafi’nin hayatının ciddi risk altında olduğunu vurguladı ve Mısır makamlarını Sayrafi’nin can güvenliğinden sorumlu tuttu.