Mahmut Akay: Sumud sadece gemilerden oluşan bir hareket değil

“Sumud sadece gemilerden oluşan bir hareket değil; Filistin ve özellikle Gazze’de uygulanan abluka ile soykırıma karşı dünyadaki milyarlarca vicdanlı insanın duygularını yüklenen bir filodur.”

HAKSÖZ HABER

Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonuna Türkiye’den katılan Eğitim-Bir-Sen İstanbul 2 Nolu Şube Başkanı Mahmut Akay, Gazze seferini ve haydut İsrail’in müdahalesi esnası ve sonrasında yaşananları Haksözhaber’e anlattı.


Kuşatma altındaki Gazze halkının sembolü olan "Sumud" (direniş) ruhunu taşıyan bu filoda yer almak, iç dünyanıza ne tür etkilerde bulundu? Soykırımcı İsrail gemileriyle karşı karşıya geldiğiniz o ilk anda neler hissettiniz?

"İlmel yakin" bildiğimizi "aynel yakin" görmüş olduk

Kişisel olarak zaten bildiğimiz, takip ettiğimiz bir mesele olduğu için şahsen bakışımda bir değişiklik olmadı. "İlmel yakin" bildiğimizi "aynel yakin" görmüş olduk. Ancak uluslararası sularda, İsrail'e yaklaşık 1000 kilometre mesafede maruz kaldığımız bu pervasız saldırı bizi daha da biledi; bize daha fazla mücadele etme azmi ve sorumluluğu yükledi.

Siyonist unsurlar gemiye yaklaşıp çıktığında ne bende ne de diğer arkadaşlarda herhangi bir korku veya endişe emaresi belirdi. Zaten daha önce aldığımız eğitimlerde verilen talimatlara uygun hareket ettik. Yalnızca biz o bölgede bir müdahaleye uğrayacağımızı tahmin etmemiştik. Gelenlerin önce Yunan unsurları olduğunu, bizi taciz edip içeriden aldıkları bilgileri İsrail'e aktaracaklarını düşündük. Fakat gemiye çıktıklarında, üzerlerindeki bayrak ve sembollerden siyonist unsurlar olduklarını anladık.

İsrail bu misyona ikinci kez müdahale etti. Sizce siyonist rejimi, bir avuç sivil aktivistin bulunduğu bu silahsız gemilerden bu denli korkutan ve barbarca saldırtan temel faktör nedir?

Sadece Müslümanlar olsa "terörist" deyip geçeceklerdi

Yaptıkları zulmün gündeme gelmesinden ve bunun sadece Müslümanlar değil, içerisinde 100’ün üzerinde ülkeden insanın bulunduğu bir kitle tarafından tekrar dünya kamuoyuna taşınmasından rahatsızlar. Sadece Müslümanlar olsa "terörist" deyip geçecekler; ama Hristiyan, ateist ve her türlü kesimden insan olunca istedikleri gibi yaftalayamıyorlar. Dünyada oluşturmaya çalıştıkları "Ortadoğu’daki tek demokratik devlet" algısını yıkabilecek, bu imajda derin bir çizik bırakabilecek bir yapılanma gördüklerinden, bu şekilde etkimizi kırmaya çalışıyorlar. Malum, yaklaşık 80 yıldır "soykırıma uğramış toplum" mağduriyetinin ekmeğini yiyorlar. Şimdi 100'ün üzerinde ülkeden binlerce katılımcının "soykırımcısınız" hitabına muhatap olmak ve bunun dünya üzerinde artık kabul görüyor olması onları ciddi manada korkutuyor.

Korsan müdahale ve geri gönderme sürecinde size ve diğer aktivistlere yönelik yapılan muamele esnasında neler yaşandı? Okurlarımızla paylaşmak istediğiniz anekdotlar var mı?

Hepimizin paralarını ve kredi kartlarını çaldılar

Kamera önü ile kameranın görmediği yerler arasında çok bariz bir davranış farkı vardı. Gemiye çıktıklarında, kayıt yapıldığı için "Herhangi bir hastalığınız var mı?", "Kullanmanız gereken bir ilaç var mı?" gibi sorular sordular. Ancak bizi kendi gemilerine götürdüklerinde, kameraların olmadığı karanlık koridorlarda çok çirkin davranışlara maruz kaldık. "Stres pozisyonunda" ve eller başımızın üstünde secde vaziyetinde çok uzun süre bekletildik. Kayıt noktasına varmak için beklediğimiz esnada her birimizi 4-5 farklı siyonist unsur aradı. Aslında üzerimizde bıçak veya silah aramadıklarını biliyorduk; çünkü zaten bunlara sahip olmadığımızın farkındaydılar. Maddi değeri olan varlıklarımızı gasp etmek için arama yaptılar; hepimizin paralarını ve kredi kartlarını çaldılar. Sadece bir arkadaşımızın kartı iade edildi, onu da muhtemelen ertesi gün kullanmak için bıraktılar.

Gemide üç konteynırdan oluşan bir cezaevi alanı oluşturulmuştu

Gemide üç konteynırdan oluşan bir cezaevi alanı oluşturulmuştu. Biz gider gitmez namaz kılmak istedik ve arkadaşlarımız ezan okudu. Biz namaz kılarken Yahudi askerlerin gürültüsü duyuldu; o esnada diğer aktivistler bize zarar verilmesini engellemek için önümüzde etten bir set oluşturdular. Bu bizi çok duygulandırdı. Ertesi gün yine namaz kıldığımızda aynı şekilde etrafımızdaydılar ve namaz bitince bizi alkışladılar.

Konteynırda kalanları alttan su vererek taciz ettiler

Tutulduğumuz yerde yaklaşık 180 kişiydik ve sadece üç konteynır vardı. Oralara diz dize sığmak bile imkansızdı. Açık denizde gece hava çok soğuk oldu; dışarıda rüzgarı kesecek sünger parçalarıyla uyumaya çalıştık. Konteynırda kalanları ise alttan su vererek taciz ettiler. İlk gece aramızdan zorla alınan arkadaşlarımız oldu; onları geri alabilmek için saatlerce eylem yaptık. Yemek olarak verdikleri kısıtlı miktardaki sandviçlerin içeriği (kaşar, yağ, salam vb.) herkese yetecek düzeyde değildi, zaten biz de onları pek yememeye gayret ettik. Sayım bahanesiyle bizi sürekli toplayıp stres pozisyonunda uzun süre beklettiler; bu aslında işkencenin bir başka türüydü. Fiziki olarak darp edilen 30’un üzerinde arkadaşımız var. Sumud’un uluslararası koordinatörlerinden iki arkadaşımızı İsrail’e götürdüler ve hâlâ hukuksuzca tutuyorlar. Onlardan Tiago’nun annesinin bugün vefat ettiğini öğrendik, bu haber bizi gerçekten çok sarstı.

Birçok Batılı ülkeden aktivistin bulunduğu bu filoya saldırılırken, kendi vatandaşlarını korumayan Batılı hükümetlerin sessizliğini nasıl yorumluyorsunuz? Batılı ülkelerin meşruiyet zemini olarak kabul ettiği liberal değerler sisteminin, bu bağlamda "insan hakları" söyleminin iflas ettiği görüşüne katılıyor musunuz?

Batılı devletlerin "liberal kavramlar" ve "insan hakları" aldatmacası çoktan öldü

Batılı devletlerin "liberal kavramlar" ve "insan hakları" aldatmacası çoktan öldü. Irak'ta, Afganistan'da, Suriye'de ve özellikle 1917'den beri Filistin'de yaşananlarda hep çifte standart uyguladılar. Bu hakların sadece kendileri için var olduğunu; diğer halklar içinse ancak kullanışlı olduğu sürece gündeme gelebileceğini kanıtladılar. İspanya hariç hiçbir Avrupa ülkesinden ses çıkmıyor; bu da onların bu suça ve zulme ortak olduklarını gösteriyor. Neticede Yahudileri Filistin’e toplayıp İslam dünyasının kalbinde böyle bir problem oluşturanlar onlardır. Bölgenin sürekli istikrarsızlaştırılması için bu unsurun varlığının devamını istiyorlar.

Siz geri gönderildiniz ancak "Sumud" mesajı yerine ulaştı mı? Bu müdahale, Gazze’deki ablukayı kırmaya yönelik küresel iradeyi zayıflatır mı, yoksa daha da mı bileyler?

Sumud sadece gemilerden oluşan bir hareket değil

60’tan fazla gemiden 20 civarı şu anda alıkonulmuş durumda. Diğer gemiler Girit limanında hareket etmek için bekliyor. Aslında Sumud sadece gemilerden oluşan bir hareket değil; Filistin ve özellikle Gazze’de uygulanan abluka ile soykırıma karşı dünyadaki milyarlarca vicdanlı insanın duygularını yüklenen bir filodur. Kalan gemiler de yakalansa, önümüzdeki süreçte yeni filolarla tekrar Akdeniz üzerinden Gazze'ye gidilecek. İsrail’in uyguladığı zulüm, abluka ve soykırım ne kabul edilebilir ne tahammül edilebilir ne de sürdürülebilir bir durumdur. Bu anlamda hedefe ulaşmak sadece zaman meselesidir. Dünya kamuoyu son 2,5 yıldır İsrail'in gerçek yüzünü çok daha iyi görüyor. Er ya da geç bu abluka kırılacak; Gazze ve Filistin özgürlüğüne kavuşacak inşallah.

Geri gönderilmek bir son mu, yoksa Sumud Filosu’nun misyonu bu saldırıyla birlikte yeni bir aşamaya mı geçti? Filo cephesinde bu durum nasıl değerlendiriliyor ve bundan sonrası için neler öngörülüyor?

Sumud bu mücadelenin sadece bir boyutudur

Halen yoluna devam eden filo, 36. Sumud seferidir. Yani daha önce, Mavi Marmara’nın da dahil olduğu 35 etkinlik engellenmiş. Ancak her seferinde bir öncekinden daha kalabalık bir şekilde Gazze’ye yönelmiş bir hareket söz konusu. Bu yılki Bahar Misyonu, şimdiye kadarki en kalabalık misyondu; bundan sonrakiler daha da büyük olacak. Kaldı ki Sumud bu mücadelenin sadece bir boyutudur. Bir daha hiç gemi çıkmasa bile, küresel vicdan ve ümmet dayanışması bu abluka ve soykırıma karşı eline geçen her imkânla mücadele edecek başka yollar bulacaktır. Zulüm devam ettiği müddetçe mücadele de kesintisiz sürecektir.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Gazze ile dayanışmamız devam edecek

Gazze halkına, oraya varamadığımız ve kendileriyle kucaklaşamadığımız için üzüntülerimizi bildiriyorum. Gemilerin engellenmesinin onlarla olan dayanışmamıza engel olmadığını ve her daim yanlarında olduğumuzu bilmelerini istiyorum. Diğer halklara da arşa çıkan bu zulme karşı daha fazla mücadele etmeleri; hükümetlerini sıkıştırarak siyonist devlete karşı daha güçlü söylem ve eylemler geliştirmeleri gerektiğini hatırlatıyorum. Siyonizme zarar verebilecek ve onu durdurabilecek her durumda gerekli iradeyi koymaları hususunu tekrar vurguluyorum.

Röportaj Haberleri

Kemal Sayar: “Büyük bir muhasebe yaşamalıyız”
“ABD’nin İran’la yaşadığı fiyasko, dolarizasyonun çözülmesini hızlandırıyor”
“İsrail, Batı Şeria’da etnik temizliği yoğunlaştırıyor”
Rıdvan Kaya ile ABD/İsrail–İran savaşı üzerine
“ABD bu savaştan hemen çıkamaz”