وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِبْرٰه۪يمَۜ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقًا نَبِيًّا ﴿٤١﴾
41- Kitap'ta İbrahim'i de zikret. Gerçekten o, doğruyu söyleyen bir peygamberdi.
Ey peygamberim ve ey peygamber yolunun yolcuları, kitapta İbrahim’i de anın. Örneklerinizden, önderlerinizden İbrahim’e de hayatınızda yer verin. Muhakkak ki o sıddîk idi, dosdoğru bir peygamberdi. Îmanını, iddiasını ameliyle ispat eden bir elçiydi. Bunu da haber ver insanlara ey peygamberim. Onun gibi sadâkat ehli olmak isteyenler İbrahim’i de tanısınlar.
BASAİRUL KUR’AN
Râzî’ye göre, Allah Teâlâ Hz. Muhammed’e (s.a.v) Hz. İbrahim’i anmasını emrederek birkaç mühim mesaj vermektedir:
Müşriklerin eziyetlerine maruz kalan Peygamberimize, atasının da benzer imtihanlardan geçtiğini hatırlatarak moral vermek.
Kureyş müşrikleri Hz. İbrahim ile gurur duyuyorlardı. Râzî, bu ayetle onlara şu mesajın verildiğini söyler: "Övündüğünüz İbrahim, sizin yaptığınız gibi putlara tapmamış, bilakis onlarla mücadele etmiştir."
Râzî, ayette geçen "Sıddîk" kelimesi üzerinde genişçe durur. Ona göre bu makam, sadece "yalan söylememek" değildir:
İnançta Doğruluk: Kalbindeki imanın, dilindeki ikrarla ve amelleriyle tam bir uyum içinde olmasıdır.
Sadakat: Allah’a verdiği sözde durması, ateşe atılma pahasına bile olsa hakikatten ödün vermemesidir.
Kelimenin yapısı gereği (sıfat-ı müşebbehe/mübalağa), "doğruluğu adet haline getirmiş, her hâliyle doğru olan" demektir.
Tefsir-i Kebir’de dikkat çekilen bir diğer nokta, ayette "Sıddîk" vasfının "Nebiyy" (Peygamber) vasfından önce zikredilmesidir. Râzî bunu şöyle açıklar:
Bir insanın peygamberlik makamına seçilmesi için öncelikle fıtratında ve ahlakında mutlak bir doğruluğun (sıdk) bulunması gerekir.
Bu sıralama, doğruluğun nübüvvetin en temel şartı ve meyvesi olduğunu gösterir.
Râzî, bu ayetten sonra gelen (babasıyla olan diyaloğu) ayetleri de düşünerek; Hz. İbrahim’in babasına karşı üslubunun ne kadar nazik ve delillere dayalı olduğuna dikkat çeker. "Sıddîk" olan birinin, babasını davet ederken bile sadece gerçekleri, kırmadan ve dökmeden anlattığını vurgular.
Özetle Râzî der ki: Hz. İbrahim’in "Sıddîk" olarak nitelenmesi, onun sadece sözlerinin doğruluğuna değil; aklının, kalbinin ve tüm hayatının tek bir hakikat (Tevhid) üzerinde birleştiğine işarettir.
TEFSİR-İ KEBİR